cover image

Çocuğum olunca annemi anladım

Annelik “kutsal” ancak bir o kadar da ağır bir görev. Fakat bu zorlu süreç, kadının annesiyle ilişkisinin kuvvetlendirilmesi ve kendi annesini anlaması açısından da son derece önemli.

Çocuğum olunca annemi anladım

Anne olmak  


Bir kadın, hamileliğinden itibaren artık sadece birisinin eşi ya da kızı değil birisinin annesi olmaya hazırlanır. Dolayısıyla, artık hem duygusal hem de sosyal olarak farklı bir rol üstlenir. Aslında hamilelikle birlikte toplumun ondan beklentisini gerçekleştirmiş, yüklenilen rolü almış olur.  

Hamilelik nedir?  


Hamilelik; kadının, bir çocuğun birey olarak topluma kazandırılmasından birincil sorumlu kişi olacağı anlamına gelir. Aynı zamanda hamilelik, anne ve babasının kızıyken başka birinin annesi olma görevini üstlenmek demektir. Bu süreç kadınlar için sancılı olabilir. Kadınların anneleriyle kurdukları ilişki çok özel bir ilişkidir. Kendi anneleriyle kurdukları bağı, hayatlarının ileriki dönemlerinde ya çok yakın kız arkadaşlarıyla ya da kendi çocuklarıyla tekrar kurabilirler. Bu çok yakın bir bağdır. Kadınlar, bu ilişkiyi hayatları boyunca ararlar. Çocukları, özellikle de kızları olduğu zaman da bu bağ kurulmuş olur.  

Hamilelik, anneyle ilişkiyi güçlendirmek için güzel bir fırsat  


Anne olmak, bir kadının annesiyle ilişkisini daha iyi bir noktaya taşımak için çok iyi bir fırsattır. Çünkü hem anne hem de kızı, anne olarak ortak bir noktada buluşmaktadırlar. Bunu, empati olarak da düşünebiliriz. Bir kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyabilmesinin en mükemmel yolu, o insan olabilmesidir. Anne olmak da bir roldür. Anne olunca, bir çocuktan sorumlu olmanın yarattığı, bizim daha önce hiç anlayamadığımız duyguları çok daha iyi şekilde anlamaya başlarız ve o ilişkiye dönüp farklı bir gözle bakabiliriz. İlişkideki olumsuzlukları ya da çatışmaları çözebiliriz. Dolayısıyla bu süreç, anneyle daha önce yaşanan olumsuzlukların gözden geçirilmesi için de büyük bir fırsattır.  

Kadınların yükü ağırlaştı  


Eskiden kadınlardan; evlenerek çocuk sahibi olmaları, çocuklarını büyütmeleri ve ev işlerini yapmaları beklenirdi. Son yıllarda kadının çalışma hayatına daha fazla girmesiyle, bu görevlere bir de başarılı iş kadını olmak eklendi. Günümüzde çocuk sahibi bir kadın hem iyi bir anne, hem iyi bir ev kadını hem de iş hayatında başarılı olmak zorunda. Ama tüm bu görevleri gerçekleştirmesi için gereken sürede herhangi bir artış olmadı. Kadınlar, günümüzde artık aynı süre içinde çok daha fazla iş yapmak zorunda. Bu da kadınlarda yetememe duygusuna yol açıyor.  

Annelerin başarılı olamama kaygısı...  


Annenin çocuğuna yeterli eğitim verememe, çocuğunu iyi yetiştirememe korkusu da günümüzde sıkça söz edilen “süper anneliğe” yol açıyor. Bu kaygıları taşıyan anne, kendisinin veremeyeceğini dışarıdan sağlama çabası içerisine girer ve çocuğu taşıyamayacağı yükün altına sokabilmektedir. Bu, çocuğu çok zorlamadığı sürece olumlu bir düşünce şekli olabilir. Ancak çocuğun kapasitesinin her zaman göz önünde bulundurulması gerekiyor. Çünkü ağırlaşan koşullar nedeniyle annede ortaya çıkan huzursuzluk, bir süre sonra çocuğu da olumsuz yönde etkiliyor.