cover image

Diyabete cinsel hayatınızın kontrolünü kaptırmayın

Diyabetin gözlere, böbreklere verdiği yan etkiler birçok kişi tarafından bilinse de hastalığın çok bilinmeyen yan etkileri de bulunuyor. Bunlardan bir tanesini de hastalığın erkeklerde neden olduğu cinsel ve ürolojik sağlık sorunları oluşturuyor. Toplumumuzda diyabete bağlı ürolojik sorunların oldukça yaygın olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen ve Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt İşeri, “Sağlıklı erkeklerde cinsel işlev bozukluğu oranı yüzde 32 iken, tip 2 diyabetlilerde bu oran yüzde 46’ya çıkıyor. Neyse ki, günümüzdeki tedavi yöntemleri ve şekerin kontrol altına alındığı yaşam şekliyle bu sorunların önüne geçilebiliyor” diyor.

Diyabete cinsel hayatınızın kontrolünü kaptırmayın
Diyabete bağlı ürolojik sorunların görülme sıklığı yüksek olsa da hem hasta hem de hekim açısından diyabete bağlı öncelikli komplikasyonlar kontrol altına alınırken, ürolojik sorunlar biraz daha arka plana atılabiliyor. Hastaların fiziksel sağlıklarıyla birlikte ruhsal sağlıklarını da etkileyebilecek bu durumun diyabetlilerde ön planda tutulması gerektiğini ve tedavisinin mümkün olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen ve Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt İşeri, diyabetli erkeklere rehberlik edecek önemli bilgiler paylaştı.

Diyabet cinselliği neden etkiliyor? 

Diyabetlilerde görülebilen beyin, omurilik ve sinirlerdeki hasar (merkezi ve periferik nöropati), duyusal sinirleri etkilediği gibi otonom sinir sistemini (haberdar olmadığımız, bilincin dışında çalışan sinir sistemi; kalp ve diğer organlar gibi) de etkileyebiliyor. Dolayısıyla nöropati ile ereksiyonu sağlayan sinir iletisinde meydana gelen bozukluk ve damar iç yüzeyindeki işlev bozukluğu ereksiyon problemlerine yol açıyor. Erektil işlev bozukluğu başarısızlık endişesine, bu ise cinsel isteksizliğe neden oluyor. Diyabet, metabolik ve psikolojik nedenlerle isteksizliğe yol açsa da esas olarak, erektil işlev bozukluğunun dolaylı etkisiyle cinsel isteksizliği beraberinde getiriyor.

Diyabet cinsel isteksizliğe neden olabiliyor

Diyabetin neden olduğu cinsel sorunları erektil işlev bozukluğu ve böylece dolaylı olarak ortaya çıkan cinsel isteksizlik oluşturuyor. Diyabetin neden olduğu diğer ürolojik sorunlar arasında nöropatik mesane (sinirsel kökenli mesane işlev bozukluğu) ve ürolojik enfeksiyonlara eğilim yer alıyor.

Diyabetli erkeklerde cinsel sorunların tedavisi

Diyabetli erkeklerde oluşan cinsel ve ürolojik sorunlar, ağızdan alınan birtakım ilaçlar, penise yapılan iğne (intrakavernöz enjeksiyonlar), vakum cihazları ve penis protezleriyle tedavi edilebiliyor. Yapılan bu tedavilerde ilaç tedavisi ile peniste süngersi cisim damarlarının genişlemesi artırılıyor. Vakum cihazları ile penis basıncını düşürüp penisin kanla dolması kolaylaştırılıyor. Tedavi için penise yapılan iğne ise oral ilaçlar bulununcaya kadar kullanılan ve günümüzde de bazı kişilerde uygulanan, benzer etkili maddelerin uygulandığı bir tedavi yöntemi. Şayet bu yöntemler başarılı olmazsa ya da hasta bunları uygulayamazsa, başvurulabilecek diğer bir tedavi seçeneği ise penis protezi oluyor.

Diyabette sağlıklı cinsel yaşam için önlemler

Yaşamla tamamen iç içe olan cinsellik, ruhsal ve fiziksel olarak tam sağlıklı olmayı gerektiriyor. Erektil işlev kaybı, diyabetin üçüncü sıklıkta görülen komplikasyonu olmasına karşın, yaşam kalitesini en çok etkileyen komplikasyon olarak kabul ediliyor. Bu nedenle erkeklerin, diyabete zemin hazırlayan sağlıksız beslenme ve fiziksel aktivite yokluğundan özellikle kaçınmaları, sağlıklı bir cinsel yaşam için alabilecekleri en kritik önlem olarak belirtiliyor.

Tip 2 diyabette cinsellik 

Gerek Tip 1, gerekse Tip 2 diyabet olsun, uygun tedavi ve sağlıklı bir yaşam tarzıyla kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Halk arasında “Diyabetli erkeklerin baba olması pek mümkün değil” inancının ise hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Diyabet, baba olmaya engel değildir. Ancak diyabet, genel sağlıkta birtakım sorulara yol açabildiğinden herhangi bir sorunla karşılaşıldığında, bu kişilerin takip ve tedavilerini mutlaka kanıta dayalı tıp uygulamalarının yapıldığı merkezlerde sürdürmeleri, endokrinoloji, gerekli olduğu durumlarda ise üroloji bölümlerine başvurmaları öneriliyor.