cover image

Kadınlarda Kalp Hastalığı

Ülkemizde toplam kalp hastalığı açısından bakıldığında kadınlarda görülme sıklığı yüzde 7.3 erkeklerde ise yüzde 6.2 olarak tespit edilmiştir. 

Kadınlarda kalp hastalıkları riski nedir?  
Ülkemizde toplam kalp hastalığı açısından bakıldığında kadınlarda görülme sıklığı yüzde 7.3 erkeklerde ise yüzde 6.2 olarak tespit edilmiştir. Kadınlarda özellikle hipertansiyon ve romatizmal kalp hastalıkları daha fazla görülmektedir. Koroner kalp hastalığının görülme sıklığı kadınlarda yüzde 3.5, erkeklerde ise yüzde 4.1 olarak seyretmektedir. Koroner kalp hastalığı riski kadınlarda bir nebze düşük olmasına rağmen zaman içinde bir miktar artış göstermektedir.  

Kadınlarda kalp hastalıklarının belirtileri nelerdir?
 
Kalbe giden kan basıncının azalmasıyla erkeklerde ezici göğüs ağrısı meydana gelirken, benzer bir azalmada birçok kadın göğüs ağrısı hissetmez. Bunun yerine sadece hareketlerin ardından nefes darlığı veya halsizlik yaşayabilir. Diğer tipik olmayan semptomlar içerisinde olağan dışı yorgunluk veya halsizlik, sersemlik (baş dönmesi), mide bulantısının yanı sıra boyun, çene, kollar ve sırtta ağrı hissedilir.   

Kalp krizi sırasında ne yapılmalıdır?
 
1) Acil yardım isteyin.
2) Bütün aspirin çiğneyin ve yutun.
3) Derhal hastaneye gidin.  

Kadınlarda kalp hastalıkları nasıl tedavi edilir?
 
Koroner kalp hastası şüphesinde, doktor bir veya birkaç tanı-tarama testine yönlendirir. Yaygın şekilde uygulanan testler ise elektrokardiyografi (EKG), egzersiz stres testi, talyum stres testi, ekokardiyografi ve koroner anjiyografidir. Egzersiz stres testi, erkeklere nazaran kadınlarda daha fazla yalancı pozitif sonuca neden olmaktadır. Özellikle postmenopozal kadınlarda, pozitif sonucun ilave testlerle teyit edilmesi zorunlu olabilir.  

Kadınlar, koroner kalp hastalığının tedavisi ve kalp krizinin iyileşmesinde özel güçlüklerle karşılaşmaktadır. Kadınlarda, küçük arterler anjiyoplasti ve by-pass cerrahisini teknik açıdan daha zor ve riskli hale getirir. ABD istatistiklerine göre, by-pass cerrahisi sırasında bir kadının hayatını kaybetme ihtimali, erkeğin taşıdığı riskin yaklaşık iki katıdır. Kadınlar by-pass cerrahisi veya anjiyoplasti esnasında ve kalp krizinde pıhtı parçalayan ilaçlar verildiğinde daha yüksek kanama komplikasyonu riski taşırlar.  

Öte yandan yapılan araştırmalar, kalp krizi sonrasında kadınların erkeklerden daha fazla anksiyete ve depresyon yaşadıklarını göstermektedir. Bu önemlidir; çünkü yapılan birkaç çalışma, depresif insanların kalp krizi sonrasında daha yüksek ölüm riskine sahip oldukları belirlenmiştir.   Kalp krizi yaşayan, anjiyoplasti veya by-pass cerrahisi geçiren herhangi bir kadın, kardiyak rehabilitasyonu süresince mutlaka şunlara dikkat etmelidir;

·         Sağlıklı diyet uygulamalı,
·         Egzersiz yapmalı,
·         Mutlaka sigarayı bırakmalı,
·         Stresi azaltmalı,
·         Psikolojik danışmanlık ve grup desteği almalı.

Ne zaman başlandığı önemli olmaksızın sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek, koroner kalp hastalığı riskini büyük oranda düşürmektedir.  

Kadınlarda kalp hastalıklarının risk faktörleri nelerdir?
 
Yaş ve aile hikayesi, koroner kalp hastalığın değiştirilemeyen iki risk faktörüdür. Örneğin koroner kalp hastalığına sahip kardeşin olması, daha yüksek koroner kalp hastalığı geliştirme riskine neden olur.  

Menopozdan sonra, kadınlar kalp hastalığı risk faktörlerine özel olarak dikkat göstermelidirler. Çünkü östrojen seviyelerindeki azalma koroner kalp hastalığı geliştirme olasılığını artırır. Yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol seviyeleri, sigara kullanımı, fiziksel aktivite eksikliği, aşırı kilolu olmak ve diyabet gibi diğer risk faktörlerine sahip olan postmenopozal kadınlarda her gün aspirin alınması sıklıkla önerilir. 
 

Yapılan bir araştırmada, çalışan kadınlar ile ev kadınları karşılaştırıldığında ev kadınlarının kalp hastalıkları konusunda daha riskli durumda oldukları ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalarda ev kadınlarında daha fazla kilo sorunu olduğu, çalışanlara göre daha hareketsiz bir hayat sürdükleri, daha hipertansif oldukları, LDL (kötü huylu) kolesterol ve trigliserid düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.