cover image

"Kulağınız" çocuğunuzda olsun

Konuşma çağına gelen ve henüz bu gelişimi tamamlayamayan çocuklarda birtakım rahatsızlıklara bağlı dil ve konuşma bozuklukları olabiliyor. Önemli gibi görünmeyen dil geriliği, çocuğun gelişimini olumsuz etkilediği gibi ilerleyen zamanlarda da çeşitli sorunlarla karşılaşmasını beraberinde getiriyor. Söz konusu gelişim bozukluğunun erken fark edilmesi ve zamanında tedavi edilmesi için ebeveynlerin çocuğun dil gelişimini yakından takip etmeleri gerekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi Dil ve Konuşma Terapisti Seçil Aydın Oral, bu süreçte karşılaşılan dil ve konuşma bozukluklarını, anne-babaların nasıl bir yaklaşım sergilemeleri gerektiğini ve tedavi sürecini anlatıyor.

Normal bir dil gelişimi nasıl seyreder?

1 yaşına kadar bir bebeğin ‘baba, dede, mama’ gibi aynı heceli kelimeleri söylemesi bekleniyor. Daha sonra iki farklı heceyi birleştirerek ‘anne’ gibi başka kelimeleri söylemeye başlıyor. Ardından da günlük hayatta sık sık karşılaştığı kişileri ve nesneleri ifade etmeye başlıyor. 2 yaş civarında ise ‘anne al, baba gel’ gibi basit yalın cümleler kurabiliyorlar.  

Dil ve konuşma bozukluğu nedenleri

Bir çocuğun konuşabilmesi için önce anlaması ve alıcı dilinin gelişmesi gerekiyor. Bazen genetik, psikolojik ve anatomik faktörlerin alıcı dilin gelişmemesine neden olabileceği ifade ediliyor. Otizme sahip olan çocuğun kaba motor gelişiminde bir gerilik yoktur ama dil gelişimi geridir, iletişim kurmak istemez ve göz teması çok azdır. İşitme engeli, zihin engeli, down sendromu gibi farklı rahatsızlıklara sahip olan çocukların da dili kazanamama problemi olabiliyor.  

Ne tür dil ve konuşma bozuklukları ortaya çıkar?

Dil ve konuşma bozukluğu deyince çocukluk çağında en sık, kekemelik ve artikülasyon (kapı yerine tapı deme gibi) bozuklukları görülüyor. Bunların dışında 3 yaşında ama tek kelimeler kullanan ya da hiç konuşmayan çocuklar da olabiliyor. Gecikmiş konuşma veya gecikmiş dil diye adlandırılan bu gruptaki çocukların dikkatlice değerlendirilmesi gerekiyor.  

Dil ve konuşma bozukluğu nasıl teşhis edilir?

Bebeğin doğumundan 2 yaşına kadar çocuk doktoru takipleri, var olan dil ve konuşma bozukluğunu erken teşhis etmek açısından son derece önemli olarak görülüyor. Bunlar çocuğun aylık doktor kontrollerinde basit sorularla takip ve tespit edilebiliyor. Herhangi bir sorunla karşılaşıldığında multidisipliner bir ekip tarafından yapılacak olan değerlendirme çok önemli görülüyor. Bu ekibin (çocuk nöroloğu, çocuk psikiyatrı, KBB doktoru, plastik cerrah, gelişim psikoloğu, pedagog, odyolog, özel eğitim öğretmeni, fizyoterapist, duyu bütünleme uzmanı) gerektiği zamanlarda çocuğu kendi açılarından değerlendirmeleri de önemli kabul ediliyor. Böylece elde edilen bilgiler ışığında, dil ve konuşma bozukluğuna neden olan sebeplerin  erken tanı ile belirlenmesi mümkün olabiliyor ve bu sayede terapi daha başarılı oluyor. Dil ve konuşma bozukluğunun teşhisi için standardize edilmiş testler, beceri envanterleri, gelişim skalaları kullanılıyor.  

Dil ve konuşma bozukluğu tedavi süreci

Dil ve konuşma bozuklukları tanısı konulduktan sonra soruna özel terapi teknik ve yöntemleri ile haftada 1, veya 2-3 gün olacak şekilde terapi seansları düzenleniyor. Tedavi süreci, bozukluğun tipine, şiddetine ve seviyesine göre değişiyor.  

Her şey normalken bir anda konuşmayı bırakırsa

Dil ve konuşma gelişimi normal devam ederken sözel iletişim kurmada azalma olursa vakit kaybetmeden bir uzman ile iletişime geçilmesi gerekiyor. Anne ve babaların, televizyonu vakit geçirme ve oyalama amacıyla uzun saatler kullanmamaları gerekiyor. Çocuk uzun süre televizyon karşısında bırakıldığında etkili iletişim için gerekli olan temel becerileri öğrenemiyor. 2 yaşına kadar çocuklara televizyonu önerilmiyor, 2 yaşından sonra ise 10 dakika aileyle beraber eğitici bir program seyretmek ve sonrasında öğrendikleriyle ilgili evde etkinlik yapmak ve oyun oynamak uygun görülüyor.  

“Elbet bir gün konuşur” demeyin!

Dil ve konuşma sorunu olan çocuklar, okul öncesi ve okul döneminde akademik problemlerle karşılaşabiliyor. Eğer geç konuşursa veya kekemelik, artikülasyon bozukluğu gibi sorunlar varsa ve tedavi edilmezse genellikle çocuğun öğretmeni aileye bilgi verip yönlendiriyor. Sınıf öğretmenlerinin bilgi paylaşımı ve desteği çok önemli görülüyor.  

Küçük yaşta yabancı dil eğitimi almalı mı?

İki veya daha fazla farklı dil konuşulan bir ortamda büyüyen bir çocuk doğal bir şekilde bu dilleri edinebiliyor. Farklı dilleri aynı anda edinmenin çocuğun dil gelişimini yavaşlattığı ve iletişim becerilerinin geri kaldığı ileri sürülmesine rağmen, bazı araştırmacılar bu görüşe karşı çıkarak özellikle ilk üç yılda beyin gelişiminin çok önemli olduğunu ve bu dönemde çocuğun dil ediniminin daha kolay olduğunu ileri sürüyor. Ailelerin dil gelişim sürecinde yaptığı hatalardan biri de çocukları anadili edinirken farklı bir dil öğrenmeleri için televizyonda yabancı dilde kanallar izletmek ve dili öğretmeye çalışmak oluyor. Dili edinmek ve dili öğrenmenin birbirinden farklı kavramlar olduğunun unutulmaması gerekiyor. Dili edinme doğal bir yolla olurken öğrenmede bir çaba ve uğraş vardır. Eğer ebeveynler, çocuğun iki farklı dili aynı anda edinmesini istiyorlarsa kendi anadilleri dışındaki diğer dili de eşit olarak kullanmalıdır. Bazı ebeveynler farklı dili çok iyi bilmediklerinde çocukları kendi çektiği sıkıntıları çekmesin, telaffuzu güzel olsun diye televizyonda sadece İngilizce çizgi filmler seyrettiriyor; bu da çocuğun dili karmaşık bir şekilde kullanmaya başlamasına yol açabiliyor. Eğer farklı bir dili ebeveyn bilmiyorsa ve çocuğun öğrenmesini arzu ediyorsa ilk önce 3 yaşına kadar anadilini edinmesinin sağlanması, daha sonra ise anaokulunda destek alınması tavsiye ediliyor.  

En büyük görev anne ve babaların!

  • Çocuğunuzu 2 yaşına kadar iyi gözlemleyin. 
  • Çocuğunuzun dil ve konuşması ile ilgili bir sıkıntısı olduğuna dair şüpheleriniz varsa sorun başlamıştır. Mutlaka dil ve konuşma terapistinden destek alın.
  • Konuşma ve dil terapisine anne ve baba olarak birlikte gitmeye özen gösterin.
  • Sorunu kabul etmeyerek ertelemeyin. 
  • Evde yanlış konuşmayı pekiştirmeyin. 
  • Konuşurken takılıyorsa; nefes al, neden böyle yapıyorsun gibi müdahalelerde bulunmayın. ·         Göz teması kurun ve sözünü kesmeyin.
  • Kitap okurken yaşına uygun kitapları seçip resimleri anlatarak hikayenin bütünlüğünü oluşturun.
  • Unutmayın ki, çocuğunuz sizin mimiklerinizi çok iyi okuyor ve anlıyor. O yüzden gerginliğinizi, endişenizi yansıtmayın, başaramıyorsanız kendiniz için destek alın.
  • Çocuğunuzla oyun oynayın.
  • Çocuğunuzun sosyalleşmesi ve daha kolay dil kazanımı için haftada 2-3 gün oyun gruplarına gönderin.