cover image

Meme kanseri nedir?

Memede süt salgısı yapan hücreler tarafından oluşturulan lobül adı verilen oluşumlar bulunmaktadır. Lobüller birleşerek lobları oluşturur. Meme kanseri, löbülleri ya da süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile meydana gelir.

Meme kanseri nedir?

Meme kanseri nedir?

Memede süt salgısı yapan hücreler tarafından oluşturulan lobül adı verilen oluşumlar bulunmaktadır. Lobüller birleşerek lobları oluşturur. Bu yapılar birbirine süt kanalları ile bağlanır. Bu kanallar meme başına doğru birleşir. Meme kanseri, löbülleri ya da süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile meydana gelir.

Süt kanallarının yapısından meydana gelen meme kanserine “duktal karsinom”
Löbül yapılarından meydana gelen meme kanserine “löbüler karsinom” denir.

Meme kanseri kadın kanserleri arasında en yaygın olan ve akciğer kanserinden sonra en sık ölüm nedeni olan kanserdir. Tüm kadın kanserlerinin %24 ünü ve kanserden ölümlerin %14 ünü oluşturmaktadır. Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı bildirilmektedir. Nadir olarak erkeklerde de meme kanseri görülmektedir. Her 100 kadına karşılık 1 erkek meme kanseri tanısı almaktadır. Meme kanseri görülme sıklığının her yıl arttığı saptanmıştır.
Meme kanserinin sık görülmesi, sıklığın giderek artması, erken evrede tedavi edilebilir olması ve erken evrede tanı koyulabilmesinin günümüz koşullarında mümkün olması meme kanserinin önemini arttırmaktadır.

Detaylı bilgi için :

Meme kanserinin tedavisi


Meme kanserinin tedavisi cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve hormon tedavisini içermektedir. Tedavi seçeneklerinin sırası ve önceliği;

• Tümörün büyüklüğü ve yayılma alanı- evresi
• Yapısal özellikleri
• Cerrahi sınırları
• Mikrokalsifikasyon (hücre düzeyinde) oluşumların varlığı
• Yaş
• Meme başı akıntısı
• Memenin yapısı (yoğunluğu)
• Biyopsi sonucu
• Hastanın tercihi
• Kozmetik endişelere göre şekillenir.

Meme kanseri nasıl tedavi edilir?


Meme kanserinde tedavinin temelini cerrahi prosedürler oluşturmaktadır. Yani hasta cerrahi şansını kaybetmediyse ilk adım cerrahidir. Son yıllarda meme kanseri cerrahisinde mümkün olduğu kadar meme koruyucu cerrahi uygulanmaktadır. Günümüzde giderek artarak kullanılan “sentinel lenf düğümü biyopsisi” sayesinde bölgesel lenf nodlarında metastaz olup olmadığı değerlendirilebilmekte, böylece koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılıp, çıkarılmayacağı ortaya çıkarılmaktadır. Bu da hastayı gereksiz bir cerrahi işlemden korumakla kalmayıp cerrahi sonrasında oluşabilecek ve hastanın yaşam kalitesini düşüren komplikasyonların da önüne geçilmesini sağlamaktadır.

Meme kanserinde de diğer tüm kanser türlerinde olduğu gibi tedavinin gerçekten bireyselleştirilmesi gerekir. En ideal yöntem her meme kanseri hastasının, meme kanseri tedavisinde uzmanlaşmış multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi ve tedaviye hastanın da katıldığı, taraf olduğu bir süreç sonunda karar verilmesidir. Araştırmalar, tedavinin uzlaşı ile belirlendiği hastalarda elde edilen klinik sonuçların daha iyi olduğunu göstermektedir. 
 

1- Meme kanserinde cerrahi tedavi


Kanser bulunan memenin tamamen alınması veya tümörlü dokunun çevresiyle birlikte çıkartılarak memenin korunması şeklindedir. Yapılacak olan ameliyatın türü, hastalığın durumu göz önünde bulundurularak genel cerrah tarafından karar verilir. Meme ameliyatıyla birlikte o bölgedeki koltukaltı lenf bezleri de çıkartılabilir. Bazı durumlarda özel bir boya ile lenf yolları boyanarak (nöbetçi lenf bezi biyopsisi ile) koltuk altı ameliyatının yapılıp yapılmayacağına karar verilir.

Bekçi lenf bezinde kanser hücrelerinin bulunmadığı belirlenirse, koltukaltındaki diğer lenf bezlerine yayılma olmadığı öngörülerek bu bölgeye başka bir girişim yapılmadan ameliyat tamamlanır. Biyopsi sayesinde koltukaltındaki lenflerin alınması sonucu oluşabilecek kolda şişme, enfeksiyon ve ödem gibi riskler ortadan kalkar.
 
Meme rekonstrüksiyonu: Meme ameliyatında kaybedilen meme dokusu yeniden yapılandırılır (rekonstrüksiyon). Zamanlama olarak memenin alındığı ameliyatta ya da gerekli ek kemoterapi ve radyoterapi tamamlandıktan bir müddet sonra uygulanabilir. Rekononstrüksiyon için kişinin alt karın bölgesi gibi kendi dokuları ya da protezler kullanılabilir.
 

2- Meme kanserinde medikal (ilaç) tedavisi


Meme kanserli hastada, tümörün durumuna göre ameliyattan önce veya sonra ilaç tedavisi gerekebilir. Bu tedavinin ne şekilde gerçekleşeceği tümörün özelliklerine göre belirlenir. İlaç tedavisi (kemoterapi) kanser hücrelerini öldüren ilaçlarla yapılır. Kanser oluşumunda önemli rol oynayan östrojen hormonunun yapımına karşı hormonal ilaçlar da kullanılır. Bu ilaçlar ağızdan alınabilir veya enjeksiyon şeklinde de verilebilir. Hastalık başka organlara yayıldığı takdirde ilaç tedavisinden yararlanılır.
 

Kemoterapinin meme kanserindeki rolü 


Meme kanserinin medikal tedavisinde,  kullanılan ilaçlar kemoterapiyle sınırlı değildir.  Tedavi sırasında, hormon tedavisi ve hedefe yönelik ilaç tedavileri de kullanılır. İlaç tedavisi değişik evrelerde değişik amaçlarla uygulanır. Yaygın hastalıkta hedef, hastalığı kontrol altına alabilmektir. Hastalık lokal, yani memede sınırlıysa ve yayılmamış ise fakat hastalığın yayılmasıyla ilgili bir risk varsa o zamanda yine ilaç tedavisi uygulanır. Buradaki amaç, vücutta elde var olan teknolojiyle tespit edilememiş olan tümör hücrelerinin olabileceğini varsaymak ve bu hücreleri yok etmektir. Böylece hastalığın lokal olarak geri gelme ve metastaz yapma riskini azaltmak hedeflenir. Buna, ek tedavi anlamına gelen adjuvan kemoterapi denir.
 

3- Meme kanserinde radyoterapi


Gerektiği durumlarda memeye ve hastalığın yayılma riski olan lenf bezlerine yapılan ışın tedavisi olarak da bilinir. Memenin tamamen alınmadığı meme koruyucu ameliyatlardan sonra mutlaka radyoterapi uygulanmaktadır. Memenin tamamen alındığı durumlarda ise tümörün bazı özelliklerine göre veya lenf bezlerine yayılması halinde yine radyoterapiye başvurulur. Kanserli hücrelerin kemiklere yayılması durumlarında gerek görülürse bölgesel olarak radyoterapi yapılabilir. 
 

Meme kanseri hastalarında radyoterapinin amacı


Meme kanserinde radyoterapinin genel amacı, hedef tümöre yüksek, çevre dokulara ise minimum düzeyde ışınlama sağlamaktır; özellikle bu bölgeye çok yakın duran akciğer ve kalbin alacağı dozları en aza indirmektir. Günümüzde gelişen teknolojilerle artık hedefe yönelik ajanlar gibi hedefe yönelik ışınlamalar da gerçekleştirilebilmektedir. Böylece çevredeki organlar da korunmakta, meme koruyucu cerrahi sonrasında da yapılan radyoterapide lokal nüks oranı çok aşağılara çekilmekte ve hatta bu yeni teknolojilerle lokal nüks hemen hemen hiç görülmemektedir. Aynı zamanda cilt üzerinde de herhangi bir deformasyon yaşanmamaktadır.

Bunun dışında, bu hastalığa erken dönemde yakalanılmamışsa ya da bazı hastalarda hastalık agresif (saldırgan) olabildiği için erken dönemde yakalansalar bile metastazlar gelişebilir. Metastazlar geliştiğinde de buna karşı yine radyoterapi en önemli silahtır.               
 


Meme kanserinde hangi teknolojilerden yararlanılır?


Meme kanserinde radyoterapi genellikle cerrahi sonrasında gerçekleştirilmektedir. Buradaki tedavinin amacı mikroskobik boyutta var olabilecek tümörlerin önüne geçmektir. Bunu yaparken de memenin korunması amacıyla kademeli doz verilir. Ancak eğer akciğer ya da karaciğere metastaz söz konusu ise sadece kitleyi hedef alabilmek için radyocerrahi gerçekleştirilmesi gerekir. Truebeam teknolojisi farklı teknikleri üzerinde barındırdığı için bu işlemler tek bir cihaz üzerinden yapılabilmektedir. 

Detaylı bilgi için :