cover image

Migren hastalığı

Baş ağrısı toplumda en sık görülen hastalıklardan birisidir. Tek başına olabileceği gibi bir çok birlikte de olabilir. Nöroloji doktorlarına müracaat eden  3-4 hastadan birinin yakınması baş ağrısıdır. Neredeyse herkes yaşamı boyunca en az bir kez baş ağrısı yaşamaktadır, yani baş ağrısı aslında herkesi ilgilendiren bir sorundur.

Migren nedir?

Baş ağrısı toplumda en sık görülen hastalıklardan birisidir. Tek başına olabileceği gibi bir çok birlikte de olabilir. Nöroloji doktorlarına müracaat eden  3-4 hastadan birinin yakınması baş ağrısıdır. Neredeyse herkes yaşamı boyunca en az bir kez baş ağrısı yaşamaktadır, yani baş ağrısı aslında herkesi ilgilendiren bir sorundur.
Baş ağrılarını genel olarak nedenlerine göre primer (nedeni bilinmeyen) ve sekonder (belirli bir nedene bağlı olanlar) olarak sınıflandırabiliriz.
Nedeni bilinmeyen baş ağrıları içinde en yaygın olanı ise migrendir. Yıllık migren atak oranına bakarsak  erkeklerde %6-8, kadınlarda %15-18 oranındadır. Yani kısaca ülkemizde her 6-7 kişiden birisi migren hastasıdır. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 3 kat daha fazla görülmektedir. Migren sıklığı yaşlı populasyonda azalmakta olup en sık görüldüğü yaşlar ise 35-45 arasıdır. 

Migren - baş ağrısının belirtileri nelerdir?

• Krizler yani ataklar halinde gelir
• Ataklar 4-72 saat arasında sürmektedir
• Genelde ağrı başın tek tarafındadır
• Ağrı zonklayıcı özelliktedir
• Orta veya şiddetlidir
• Bulantı ve/veya kusma olur
• Auralı tiplerinde ağrı başlangıcında görsel bulgular (kırık ışıklar, görme bozuklukları, bulanık görme gibi) olur
• Baş hareketleri ve günlük fiziksel aktiviteyle ağrı artar 
• Işıktan ve sesten rahatsızlık duyulur 

Migrenin tipleri nelerdir?

Migren değişik şekillerde sınıflandırılabilir. Ortay çıkış şekillerine göre aurasız migren ve auralı migren olarak ikiye ayırabiliriz. Tüm migrenlerin yalnızca yüzde 10’u auralıdır. 
Aura’yı ön belirtili olarak açıklayabiliriz. Bu belirtilerin çoğu görmeyle ilgilidir. Hasta ağrısı başlamadan genellikle 15-45 dakika kadar once parlak ışıklar, zigzag çizgiler gördüğünü ya da görmenin bulanıklaştığını, bir alanda veya bir bölgede görme kaybı olduğunu söyler. Daha az olarak ise aura döneminde kolda, bacakta uyuşma, baş dönmesi, konuşmayla ilgili bozukluklar da görülür. Bu durum 20–30 dakika sürer ve ardından ağrı başlar.
Migren ayrıca görülme sıklığı ve atak sayısına göre de sınıflandırılmaktadır. Atak durumuna ve ağrı sıklığına göre migren 2’ye ayrılır. Bunlardan birisi Epizodik migren, diğeri de Kronik Migren’dir. Epizodik migren daha aralıklı ataklarla gelen migrendir. Kronik migren diyebilmemiz için o hastada son 3 aydan beri ayın en az yarısında yani 15 gün ve üzerinde ağrılı dönem olması, bu ağrıların en az 8’inin migren özelliği taşıması gereklidir. Ağrı sayısı bunun altında ise o zaman Epizodik migren diyoruz.  Epizodik migren oranı her iki cinste de daha yüksektir. Tüm migrenin % 7-8’ini kronik migren oluşturmaktadır. Ortalama oran söylemek gerekirse kronik migrenin tüm toplumda görülme sıklığı %1-2’dir.

Migreni tetikleyen faktörler nelerdir?

Migren ortaya çıkarken bunu tetikleyen bazı faktörlerde söz konusudur. Bunların bir kısmı önlenebilir olduğundan migren ağrısı olan bir kişi kendi ağrılarını neyin tetiklediğini saptayabilirse belkide bazı atakları tamamen önleme şansına kavuşabilir. Bunlar içinde özellikle çok fazla miktarda yiyecek suçlanmaktadır. En çok suçlananlar ise çikolata, kabuklu kuruyemişler, baharatlar, deniz ürünleri, bazı gıdalara konulan aspartam gibi katkı maddeleri, peynir, kırmızı şarap ve bira gibi alkollu içecekler, salam, sucuk, sosis, hatta bazı hastalarda meyve ve sebzeler gibi. Bu liste giderek uzamaktadır. Ancak, her hastada migren ağrısını artıran yiyecek farklı olabilir. Önemli olan kişinin ağrısını tetikleyen nedeni kendisinin bulup buna karşı önlem almasıdır. 
Yiyecekler dışında, uyku düzenindeki değişiklikler (uyku azlığı yada fazlalığı), hava kirliliği, sigara dumanı, aşırı fiziksel ve zihinsel yorgunluklar,  yüksek ses ve gürültülü ortamlar, parfüm kokusu yada diğer kokular, mevsimsel değişiklikler (özellikle ilkbahar ve sonbahar) ve hava değişklikleri (sıcaklık ve nem değişikliği, lodos, aşırı sıcak veya soğuk), açlık ve öğün atlama, stres, stres sonrası dönem (hafta sonu yada tatil), anksiyete, endişe, depresyon,  doğum kontrol hapları gibi önlenebilir bir çok faktör sayılabilir. Ayrıca kadınlarda hormonal nedenler (regl dönemleri gibi) migreni tetiklemektedir.
Kadınlarda migrenin daha fazla olması, menstruasyon dönemlerinde atakların artması, hamilelikte görecelide olsa atak sayılarında azalma olması, doğum kontrol hapı kullananlarda atakların artması ve menapozdan sonar bazı haslarda ağrıların kaybolması, hormonların migren oluşumundaki etkilerini göstermektedir.


Migren hastalarına BoNT tedavisi nedir?

Migren bilindiği gibi insanların yaşam kalitesini ve günlük aktivitelerini belirgin şekilde etkileyebilen bir hastalıktır. Yıllardan beri migren hastaları atak sırasında alınan yada atakların gelmesini önlemeye yönelik (proflaktik) değişik ilaçlar  kullanmaktadırlar. Ancak son yıllarda daha çok gündeme gelen BoNT tedavisi vardır. Ülkemizde bu toksini içeren Botoks ve Dysport isimli iki preparat var.  Kronik mİgrenin proflaktik tedavisinde BOTOKS Sağlık bakanlığı tarafından da ruhsatlandırıldı.
Bu uygulamaları konusunda deneyimli Nöroloji uzmanları yapmalı. BoNT uygulaması özel deneyim gerektiren bir konudur. Baş, yüz ve boyunda özel bazı kaslara değişik noktalardan uygun dozlarda toksin enjeksiyonu yapılarak uygulanmaktadır. BoNT uygulamasının etkisi bir çok bilimsel çalışma ile de kanıtlanmıştır.
 
BoNT uygulanabilmesi için hastalara Kronik Migren tanısının konulması gereklidir. En önemli konu ise kronik migren tansının doğru konulmasıdır. Çünkü migren hastalığı için bir biyolojik belirteç yoktur. Hastanın nörolojik muayenesi, hastalık öyküsü ve baş ağrısınına neden olabilecek tüm etkenlerin dışlanması ile konulabilmektedir.
Kronik migren hastaları yaşam kalitelerinin çok bozulduğu, günlük işlerinin büyük oranda aksamasına neden olduğu, çok fazla ilaç kullanan ve bu ilaçların hem yan etkileri, hem de istenen etkiyi her hastada yeterince göstermemeleri  nedeniyle çok zor durumda olan hastalardır.
Birçok hasta bu uygulama hakkında yeterli bilgiye sahip değildir. Önemli bir konuyu da mutlaka belirtmek isterim, kronik migren tanısı konulurken ağrıların aşırı ilaç (ağrı kesici) kullanımına bağlı olmaması gerektiği unutulmamalıdır.
İlaç tedavisine yeterli yanıt alınamayan, kronik migren hastaları için uyguladığımız bont (botoks) tedavisi migren hastaları için yeni ve iyi bir seçenek durumuna gelmiştir.