cover image

Prostat Kanseri

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser olup kanser ölümlerinde ikinci sıradadır. Klinik çalışmalarda, 50 yaşında bir erkeğin prostat kanserine yakalanma riski %40, tanı konma olasılığı %9,5 ve bu hastalığa bağlı ölüm riski ise %2,9 olarak hesaplanmıştır.

Prostat Kanseri
Prostat kanserinin görülme oranının her geçen gün yükselmesi hastalığın önemini daha da artırıyor. Ancak teknolojik gelişme ve erken tanı olanaklarının kullanımı ve toplumu bilinçlendirici kampanyalar yolu ile risk grubundaki kişilerin hekimlere başvurmaları konusunda bilgilendirilmeleri prostat kanserine bağlı ölüm oranının düşük düzeyde tutulmasına yardımcı olmuştur.

Risk faktörleri nelerdir?

Bazı risk faktörlerine sahip erkeklerde prostat kanseri görülme olasılığı artıyor. Risk faktörlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
  • Pozitif aile öyküsü varlığı,
  • Yağdan zengin diyet tüketimi (uluslar arası çalışma sonuçlarına göre),
  • Genetik risk faktörü olarak HCP-1 (The Johns Hopkins Brady Üroloji Enstitüsü ve Kimmel Kanser Merkezi tarafından tanımlanmıştır)
  • 50 yaş üzeri erkek olmak (50 yaş üzerinde olan erkeklerde prostat kanseri görülme sıklığı, 50 yaşın altında olan erkeklerden dört kat daha fazla oluyor. Bu nedenle özellikle, 50 yaş üzerindeki erkeklerde tarama testlerinin önemi artıyor).
  • Sigara (akciğerlerden sonra mesane ve prostat kanserleri için de çok önemli bir risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır)
Belirtileri nelerdir?

Prostat kanseri erken evrede özel bir belirti vermez. Bu nedenle erken dönemde yakalanabilmesi için riskli yaş grubundaki erkeklerin mutlaka düzenli hekim kontrolünden geçmeleri gereklidir. En başarılı tedavi sonuçları erken evrede yakalanan prostat kanseri hastalarında alınmaktadır.

Prostat kanserinde en sık görülen belirtiler ise şunlardır:
  • Sık idrara çıkma, özellikle geceleri idrar yapmak için uyanma,
  • İdrar yapmaya başlamada veya idrarı tutmada güçlük,
  • İdrar yapamama,
  • Zayıf veya kesik kesik idrar yapma,
  • Ağrılı veya yanma ile birlikte idrar yapma,
  • Ağrılı ejakülasyon,
  • Kanlı idrar veya semen,
  • Bel, kalça ve uyluklarda sık görülen ağrı veya katılık hissi
Her erkeğin 45 yaşından itibaren, her yıl üroloji hekimine giderek prostat muayenesi (parmakla rektal muayene- DRM) ve/veya prostata özgül antijen (Prostate Specific Antigen- PSA) kan testini yaptırması gerekiyor. Risk faktörlerine sahip olan erkekler, örneğin ailesinde prostat kanseri görülenler ise, hekim muayenelerine 40 yaşından itibaren başlamalıdır.

Günümüzde birçok kanser tipinde olduğu gibi prostat kanserine de erken evrede tanı konması hayat kurtarıcıdır. DRM ve/veya PSA ile tanı konmuş kanserler genellikle daha küçük ve etrafa yayılmamış evredeki prostat kanseri demektir. Günümüzde bu evrede yakalanan prostat kanserinde beş yıllık sağkalım oranı %100’dür.

Tanı nasıl konur?

Üroloji hekiminin, DRM’de prostatta kuşkulu bir kitle bulunması ve/veya PSA kan testinin yüksek olması durumunda tanı koyması için biyopsi yönteminden yararlanılıyor. Biyopsi ultrasonografi eşliğinde rektum içinden geçen bir iğne ile yapılıyor. Biyopsi, prostat kanserinin var olup olmadığı konusunda tanı koymanın tek kesin yöntemidir.

İğne biyopsisi, prostat kanseri tanısında kullanılan en temel yöntemdir; işlem sırasında rektumdan transrektal ultrasonografi (TRUS) yardımı ile prostatın değişik yerlerinden ve katman derinliklerinden örnekler toplanır. Toplanan örneklerin patolojik inceleme sonuçlarına göre kesin tanı konur.

Prostat kanseri tanısı konan hastada, hastalığın erken evrede olup olmadığının, başka organlara yayılıp yayılmadığının da araştırılması gerekiyor. Bunun için en yaygın kullanılan prostat kanser derecelendirmesi Gleason Sistemi’dir. Bu sistem iki dereceden oluşur: Esas ve ikincil derece. Her bir derece kendi içinde kanser hücrelerinin görünümlerine göre 1’den 5’e kadar sınıflandırılır. Eğer onlar normal prostat dokusunun bezine benzeyen kümeler şeklinde iseler Gleason 1 derecesi verilir. Eğer kanser bu özelliklerden uzaksa ve prostat boyunca gelişigüzel dağılım gösteriyorsa o zaman derece 5 tümörüdür. Derece 2-4 arası tümörler orta özellikler gösterir. Prostat kanserleri değişik dereceli bölgelere sahip oldukları için iki derece verilmiştir. Bu esas (en yaygın örnek) derece ve ikincil (ikinci yaygın örnek) derecedir. Bunlarda kanserin esasını oluşturan iki bölge için sınıflandırılırlar. Gleason esas ve ikincil dereceleri birbirine eklenerek (3+ 2 = 5) Gleason skorunu oluştururlar (skor aralığı: 2-10). Skor ne kadar büyük olursa kanserin yayılma olasılığı artar ve hastanın ömür beklentisi (prognoz) de azalır.

Lenf Nodu Biyopsisi:

Lenf nodu biyopsisi, prostat kanseri tanısı alan hastaların ameliyat öncesi bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntülemelerinde (MRI) büyümüş lenf nodlarının saptanması durumunda prostat kanserinin yakındaki lenf nodlarına sıçrayıp sıçramadığını yani hastalığın yayılımını saptayabilmek için ameliyat sırasında yapılır.

Radyoaktif kemik taraması

Kemik taraması prostat kanserinin kemiklere sıçrayıp sıçramadığını incelemek için yapılan bir testtir. Hastaya radyoaktif madde içeren bir enjeksiyon yapılır. Kullanılan radyoaktivite radyasyon terapisinden kullanılan dozlardan çok daha düşüktür ve genellikle yan etki yapmaz. Radyoaktif madde iskelet boyunca hastalıklı kemiklere yapışır. Hastalıklı bölgeler kemik taraması görüntülemesinde görülür. Bu bölgeler metastatik (bkz. metastaz) kanserin varlığını işaret eder. Radyoaktif madde artrit ya da başka kemik hastalığı olan bölgelere de yapışır. Kemik taraması, kanserin yayıldığı ile ilişkili güçlü deliller (PSA, Gleason Skoru) olmadan tedaviden önce rutin olarak yapılmaz.

Bilgisayarlı tomografi (BT)

BT anormal büyümüş pelvik lenf nodlarını gösterebilir ve böylece kanserin ya da bağışıklık sisteminin enfeksiyona karşı koyduğunun habercisi olabilir. BT aynı zamanda kanserin diğer iç organlara (örneğin karaciğer) sıçrayıp sıçramadığını da gösterir.

Manyetik Rezonans Görüntüsü (MRI)

MRI görüntüleri, lenf nodlarının anormalliklerini ve prostat kanserinin diğer iç organlara yayılma durumunu gösterebilir. Yine MRI, lenf nodlarının kanserle ilgili olup olmadığı konusunda kuvvetli belirtiler yoksa tedaviden önce yapılmaz.

Hastalığın evreleri nelerdir?

Prostat evreleri prostat kanserinin prostat içinde, komşu dokulara, başka organlara ne kadar yayıldığını belirler. Bir kanserin evresi kanser tedavi tipine (prognosis) karar vermede en önemli ve anlamlı faktörlerden biridir.

Evrelendirme sistemi kanser ekibinin kanserin hangi derecede yayıldığını belirlediği standart bir prosedürdür. Amerika Birleşik Devletleri’nde en yaygın yöntem Amerikan Birleşik Kanser Birliği’nin (American Joint Committee of Cancer - AJCC) kullandığı TNM sistemidir. TNM sistemi esas tümörün boyunu (T), yakındaki lenf nodlarına bulaşıp bulaşmadığını (N), diğer organlara (metastaz) yayılıp yayılmadığını (M) tarif eder. Prostat kanseri yayıldığında, kanser hücreleri çoğunlukla kemiklerde ve bölgesel lenf nodlarında bulunur.

Primer Tümör (T)

TX     Primer tümör değerlendirilemiyor

T0     Primer tümör ile ilişkili kanıt yok

Tis     Carcinoma in situ (komşu dokulara yayılmamış erken evre kanser)

T1, T2, T3, T4     Primer tümörün boyut ve / veya yayılımı

Bölgesel Lenf Nodları (N)

NX     Bölgesel lenf nodları değerlendirilemiyor

N0     Bölgesel lenf nodu tutulumu yok (lenf nodlarında kanser yok)

N1, N2, N3     Bölgesel lenf nodu tutulumu (sayı ve / veya yayılım genişliği)

Uzak metastaz (M)

MX     Uzak metastaz değerlendirilemiyor

M0     Uzak metastaz yok (kanser vücudun diğer bölümlerine yayılmamış)

M1     Uzak metastaz var (kanser vücudun diğer bölümlerine yayılmış)

Nasıl tedavi edilir?

Hastalığın evresine bağlı olarak, erkeklerin birden fazla tedavi yöntemi seçenekleri mevcuttur. Hasta için uygun tedavi yöntemine karar vermeden önce potansiyel risk ve yararları da içeren birçok faktörün göz önüne alınması gerekir. Günümüzde kullanılmakta olan tedavi seçeneklerini aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:
  • Cerrahi (Radikal prostatektomi): Radikal prostatektomide cerrah prostat bezinin tamamını ve çevresinde dokuların bir kısmını çıkartır. Bu cerrahi girişim eğer kanser prostatın dışına taşmamış ise yapılır.
  • Radyasyon tedavisi: Dış huzme / üç boyutlu konformasyonel radyasyon terapisi (3D-CRT), iç huzme (brakiterapi) ve sistematik radyasyon terapisi.
  • Hormon tedavisi: Tedavide amaç testislerde üretilen ve prostat kanser hücrelerinin büyümesini sağlayan androjeni azaltmaktır. Tedavi, genellikle prostat kanseri, prostat dışına yayılmış ve tedaviden sonra tekrarlamış olan kanser vakaları için kullanılır. Bazı T3 kanserlerinin radyasyon tedavisi ile birlikte kullanılır.
  • Kemoterapi: Kanseri prostat dışına yayılmış olan ve hormon tedavisine cevap vermeyen hastaların tedavisi için bir seçenektir. Bütün kanserli hücreleri yok etmesi beklenmez. Fakat kanseri azaltır büyümesini yavaşlatır ve ağrıyı azaltır.
  • Ağrı ve diğer belirtilerin tedavisi: Prostat kanseri tedavisi sırasında hastanın yaşam kalitesini de yükseltmeye yönelik girişimlerin de ayrı bir önemi vardır. Özellikle bu hasta grubu için ağrı, hastanın gerek fiziksel gerekse de ruhsal mücadele gücünü azaltan faktör olduğu için etkin ve güvenli bir şekilde tedavi edilmelidir.
  • Alternatif veya tamamlayıcı tedaviler: Tamamlayıcı ve alternatif ilaçlar geleneksel tıp tedavileri dışında sağlık pratiklerinin ve sistemlerinin değişik bir gurubudur. Bunların arasında Çin geleneksel bitkisel gıda takviyeleri, özel karışımlar, akupunktur, masaj ve diğer tedavi yöntemleri sayılabilir. Ailenizden ve arkadaşlarınızdan bu şekilde değişik tedavi yöntemleri duyabilirsiniz. İnsanlar vitaminleri, bitkisel takviyelerini, anti-stres ürünleri veya birçok alternatifi kanserinizi tedavi etmek ya da kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlamak için önerebilirler. Bu ürünlerin bazıları bazı şartlar altında zararsızdır, bazıları zararlıdır ve bazılarının ise yararlı olduğu henüz kanıtlanmamıştır.

Prostat kanserinden korunmak mümkün mü?

Prostat kanserinden korunmak ve erken tanı için;
  • 45 yaşından sonra düzenli dijital muayene ve/veya PSA kan testinizi yaptırın.
  • Yakın erkek akrabalarınızda prostat kanseri öyküsü varsa kontrollere 40 yaşında başlayın.
  • İdeal kilonuzu koruyun.
  • Düzenli olarak spor yapın.
  • Kontrolsüz, gelişigüzel hormon kullanmayın.
  • Alkol alımını düşük düzeyde tutun.