cover image

Sağlıklı ve dengeli beslenme ile çocukları kansızlıktan korumak mümkün

Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları Dr. Namık Kemal Akpınar ve Dr. Ebru Gözer “beslenme” ile “anemi” arasındaki ilişki ve hastalığın tedavisiyle ilgili sorularımızı yanıtladılar.

Gelişmiş ülkelerde beş yaşından küçük çocuklarda en fazla yüzde 20 oranında görülen aneminin, ülkemizde görülme oranı yüzde 50’ye yaklaşıyor. Her iki çocuktan biri, oksijeni vücudun her köşesine taşıyan hemoglobinin kanda yeteri kadar bulunamamasından kaynaklanan sorunlar yaşıyor. Halk arasında “kansızlık” olarak bilinen anemi tedavi edilmezse; soluk deri, çabuk yorulma, terleme, hatta bedensel ve zihinsel gelişim yetersizliği olarak karşımıza çıkıyor. Aneminin önemli bir bölümü demir eksikliğine, yani beslenmeye bağlı olarak gelişiyor. Beslenme yetersizliği kadar, yapılan bazı hatalar da demirin vücuttaki emilimini azaltıyor.  

Kansızlık (Anemi) nedir?  


Vücudun gereksinimi olan oksijen kanda bulunan hemoglobinle bütün bölgelere yayılıyor. Hemoglobinin kanda bulunması gereken miktarın altında olması sonucu anemi oluşuyor. Dünya Sağlık Örgütü yaşa ve cinsiyete göre değişmekle beraber, kanda olması gereken minimum hemoglobin değerlerini erkekte 13-15 g/dl, kadında ise 12-14 g/dl olarak belirliyor. En yoğun hemoglobin düzeyi yenidoğan döneminde görülüyor. Doğduğu anda bebeğin kanındaki hemoglobin düzeyi ortalama 20 g/dl civarı olsa da, bu düzey zaman içinde düşüyor.  

Anemi çeşitleri nelerdir?  


Kimi zaman hemoglobinin üretiminde sorun olabiliyor. Buna “yapım eksikliğine bağlı anemi” adı veriliyor. Kan hücrelerinin üretildiği ve hemoglobinle birleştiği yer olan kemik iliğinde yeteri kadar uyarılma olmadığı durumlarda, yapıma bağlı sorunlar ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra, yeterince hemoglobin üretilse bile aşırı yıkımın olduğu durumlar da görülebiliyor. Böyle durumlar, “yıkıma bağlı anemi” olarak adlandırılıyor. Üçüncü tür ise, ani olarak ortaya çıkan kan kayıplarına, travmalara ya da ameliyat sonrası kanamalara bağlı olarak gelişen “kayıp anemisi”. Bunların dışında Akdeniz anemisi olarak bilinen “talasemi” gibi hastalıklar da anemi türü olarak ele alınıyor.  

Anemi belirtisi olan “pika”yı tanımlar mısınız?  


Özellikle çocuklarda görülen; peçete, kağıt ve toprak gibi besin değeri olmayan maddeleri yeme alışkanlığına “pika” deniyor. Bu davranışın anemi göstergesi olduğunu kabul edenler görüşler olduğu gibi, bu maddelerin yenilmesinin de anemiye yol açtığı düşünülüyor. Nedeni tam olarak açıklanamasa da, demir eksikliği olan kişilerde gıda olmayan maddeleri yeme eğilimi olduğu görülüyor.  

Beslenmeye bağlı aneminin özellikleri ve belirtileri nelerdir?  


Burada konuyu beslenme yetersizliği ya da beslenme yanlışlığı olarak ikiye ayırmak gerekiyor. Anemiye yol açan demir eksikliğinde ya gerçekten yeterince demir alınamıyor ya da alınsa bile, bazı beslenme yanlışlıkları nedeniyle emiliminde sorunlar yaşanıyor. Görünen ilk bulgu, yüz bölgesinin solukluğu oluyor. Ayrıca, özellikle çocuklarda çabuk yorulma, kafa bölgesinin çok fazla terlemesi, zeka ve beden gelişimi ile ilgili bazı sorunlar da kansızlığın belirtileri olarak kendini gösteriyor.  

Tanı koymak için hangi verilerden yararlanılıyor?  


Anemi olan çocuklar genellikle, ebeveynleri tarafından “çocuğun yüzü çok soluk” düşüncesiyle hekime getiriliyor. Bu durum bir belirti olarak görülürse tanıda ikinci basamağa geçilerek, çocuk sistemik muayeneden geçiriliyor. Beslenme eksikliğine bağlı bir anemi olasılığının yanı sıra, kansızlık ya da bacaklarda basit sayılabilecek bir büyüme ağrısı da bazen lösemi gibi çok ciddi hastalıkların ilk bulgusu olabiliyor. Bu nedenle rutin kan tahlili ya da hemoglobin değeri, hemoglobinin içinde bulunduğu eritrositlerin yani kırmızı kan hücrelerinin sayısı ve hacmi gibi bazı bilgiler spesifik olarak belli bir hastalığa yönelmeyi sağlayarak, kansızlığın nedenini gösterebiliyor. Tam kan sayımında anormal değerler görüldüyse, sonraki test olarak periferik yayma gündeme geliyor. Bu testte, spesifik kan hücreleri mikroskopla inceleniyor. Elde edilen veriler doğrultusunda gerekli testlere devam edilerek doğru tanı konuyor.  

Anemi tedavisi nasıl oluyor?  


Aneminin tedavisi, nedenine bağlı olarak düzenleniyor. Beslenme eksikliğine bağlı anemide, demir eksikliği düzeyine göre ilaç olarak demir takviyesi veriliyor. Tedavinin ardından, koruyucu olarak demir takviyesi kullanımına bir süre daha devam ediliyor. Ancak burada ilaç tedavisinden daha da önemli bir nokta var. Besinlerdeki demirin emilim oranı en iyi olasılıkla yüzde 20 ile 30 civarında oluyor. Yani kişi 100 birim demir alsa, bunun ancak 30 birimi vücutta emiliyor. Eğer bazı beslenme yanlışlıkları ile bu emilim oranı azaltılırsa, aneminin ortaya çıkması daha da büyük bir risk haline geliyor.  

Bu beslenme yanlışları nelerdir?  


Örneğin, “Demiri günde bir kere, bir ölçek verin!” demek her zaman çok anlamlı olmuyor. Çocuğa çay içirirseniz, çayın içindeki tean maddesi demiri bağlıyor. Süt, yoğurt ve peynirle beraber alımında buradaki kalsiyum, demiri bağlayarak emilimini azaltıyor. Dolayısıyla demir ilaçlarının alınmasından önce ya da sonra çay, süt ve süt ürünlerinin tüketilmemesi öneriliyor. Demirin midede emilmesi için ortamın asidik olması gerekiyor. Bu nedenle portakal suyu ile içilen demir ilacının emilimi daha fazla oluyor. Özellikle süt çocuklarında demir takviyesini, meyve öğünü ile birlikte vermek yararlı oluyor.  

Anemi tedavi edilmezse ne gibi sorunlara yol açıyor?  


Kanda hemoglobin değeri düşük olduğu için vücudun bütün noktalarına yeteri kadar oksijen gitmemesine bağlı olarak çabuk yorulma, efor kapasitesinde azalma çarpıntı görülüyor.