cover image

Trafik kazalarında kamçı yaralanması

Özellikle arkadan çarpma sonucu ortaya çıkan trafik kazalarında vücudun istemsiz olarak kamçıya benzer bir hareket yaparak salınması olarak tanımlanan kamçı yaralanması boyunda hasara neden olabiliyor. Kaza geçiren bireyde herhangi bir kırık oluşmasa bile kamçı yaralanması sonucu boyundaki yumuşak dokuda zedelenme olabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi uzmanları tedavi konusunda bilgiler veriyor.

Trafik kazalarında, hatta ani ve sert frenlerde vücudun yaptığı istemsiz hareketler boyunda zedelenmeye neden olabiliyor. Whiplash ya da kamçı yaralanması olarak adlandırılan bu durum özellikle belin kemerle sabit tutulduğu, arkadan darbe alınan kazalarda, başın önce şiddetlice arkaya, daha sonra ise öne atılması sonucu oluşuyor. Whiplash travması  yaşayanların yüzde 90’ında vücudun yaptığı istemsiz hareket saatte 0-20 km hız ile oluşuyor. Bu durumda bireyde herhangi bir kırık dahi oluşmazken boyundaki yumuşak dokuda zedelenmeler oluyor. Aynı zamanda birkaç omurun yerinden kayıp kilitlenmesi ve hareket edememesi gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Kamçı yaralanmaları tipik olarak araba kazalarında yaşanıyor ancak spor veya düşmelerde de görülebiliyor ve bu tip yaralanmalar tek bir belirti ile tespit edilemiyor. Kamçı yaralanması sonucu doku hasarlarına oldukça sık rastlanırken yine sıklıkla boyunda kas zorlanması, eklem çıkığı, bağlarda hasar, kaslarda ve eklemlerde kanama ve sinir  dokusunda aşırı gerilme  görülüyor. Buna benzer hasarlar vücudun başka yerlerinde de oluşabiliyor.  

Trafik kazaları bel ve boyunda değişime neden oluyor


Trafik kazaları sonucunda ortaya çıkan şikayetler arasında en sık rastlananları; boyun ağrısı, baş dönmesi, boyun kasılması, baş ağrısı, bel ve sırt ağrısı, kol ağrısı ve uyuşmaları, konsantrasyon bozukluğu, ışığa duyarlılık, unutkanlık ve stres olarak sıralanıyor. Kaza sonrası kamçı yaralanmasına işaret edecek belirtiler hemen ortaya çıkmayabiliyor. Belirtiler birkaç gün içerisinde başlayabileceği gibi haftalar, hatta seneler sonra bile kişiyi rahatsız edecek bir hastalığı tetiklemiş olabiliyor.    

Kamçı yaralanması orta yaşlılarda daha çok görülüyor


Genel olarak çok genç ve çok yaşlı insanlarda kamçı yaralanması geçirme oranları daha düşük olmakla birlikte araştırmalar kamçı yaralanmasının diğer yaş gruplarına göre; 21 yaşından gençlerde yüzde 17,  60 yaş üzerindeki insanlarda ise yüzde 2 daha az görüldüğünü ortaya koyuyor.  Yaşlılarda boyun yıpranması daha fazla görüldüğü, çocuklarda ise boyun kasları daha kısa olduğu için daha az sorun yaşanıyor. İngiltere kaynaklı araştırmalara göre kadınlar, daha ince boyunlu oldukları ve kas yapıları daha nadir olduğu için bu tip kazalardan daha fazla etkileniyor.  

Kamçı yaralanması kalıcı hasara neden olabilir


Yaralanmadan 6 ay sonra devam eden şikayetlerde bulgu kronik olarak değerlendiriliyor. Araştırmalar hastaların yüzde 30-40’ının farklı şekillerde kronik rahatsızlıklar yaşayacağına ve yaklaşık yüzde 10’unun günlük hayatını etkileyecek derecede ağır kalıcı rahatsızlıklar yaşayacağına işaret ediyor.  Kamçı yaralanması geçiren bireylerin boyun bölgesindeki yıpranmalar normal bir insana göre 6 kat daha hızlı oluşuyor. Ayrıca bu hastalarda; boyunda ağrı ve sertlik, sırtta, omuzda ve kollarda yansıyan ağrılar, çene eklemi ağrıları, baş ağrısı, kireçlenme, boyun düzleşmesi, omurlar arası daralmalar, kıkırdak yıpranmaları, boyun fıtığı da görülebiliyor. Yıpranmış omurların bir parçası sinire dokunup böylece kolda uyuşma da yapabiliyor.
 

Kayropraktik tedavi ile yüzde 93 başarı


Bristol Üniversitedeki Ortopediği Kliniği’nde yapılan bir araştırmaya göre; kayropraktik tedavisi, kronik whiplash hastalarının yüzde 93’ünde ağrıları azaltarak tedavide başarılı oluyor. Kayropraktik tedavisi kişiye özel olarak planlanıyor. Ağır travma geçiren ve kırığı olan hastalar kayropraktik tedavisi için uygun görülmüyor. Tedavinin süresi; yaş, meslek, kas yapısı  gibi faktörlere bağlı olarak değişmekle beraber, normal vakalarda 4 hafta içerisinde olumlu gelişmeler gözlemleniyor. 4. haftadan sonra tedavi sıklığı azaltılıyor ve hasta kendisini tamamen iyi hissedince tedavi sıklığı ayda 1’e kadar düşürülüyor.