cover image

Tükenmişlik sendromu

Tükenmişlik sendromu, genellikle depresyonla karıştırılsa da aynı şey değil. Anadolu Sağlık Merkezi, Psikolojik Danışman Necmiye Doğruer tükenmişlik sendromunu anlatıyor.

Tükenmişlik sendromu

Tükenmişlik sendromu nedir?  


Tükenmişlik sendromu ruhsal bir bozukluk değil, ancak bazı kişilik yapılarında daha kolay ortaya çıkabiliyor. Belirtilerdeki benzerlik nedeniyle sıklıkla depresyonla karıştırılıyor. Tükenmişlik sendromu yaşayan kişilerde depresif duygulanım da görülüyor ancak tükenmişlik sendromunda depresyondan farklı olarak, kişi "bu durumu yaşadığı ortamdan uzaklaşıp farklı bir ortama geçtiğinde" duygulanımı değişebiliyor, sıkıntıya düşen yaşamsal fonksiyonları normale dönebiliyor.
 

Tükenmişlik sendromunu insan doğasına aykırı yaşam tetikliyor  


İnsan ruhu ve bedeninin yalan söylemediği durumlardan biri olarak karşımıza çıkan bu sendrom, "insanoğlu doğasına uygun yaşamayı" reddedip, çok büyük idealler ve hedeflerle temel insani ihtiyaçları arasında sıkışıp kaldığında kendini gösteriyor. Tükenmişlik, genel anlamda bir insanın iş yaşamında ihtiyacı olan doyuma sahip olamaması nedeniyle tüm yaşamına yayılabilen bir yaşam enerjisinde tükenme hâli olarak tanımlanıyor. Tüm yaşam enerjisini iş hayatından karşılayan, başka alanlarda beslenmeyi göz ardı eden, sosyal yaşamı güçlü olmayan, aşırı hırslı ve başarı odaklı kişilerde daha sıklıkla görülüyor. Ağırlıklı olarak iş yaşamında sözü edilse de yaşamın tüm düzlemlerinde kendisini gösterebiliyor.  

Tükenmişlik sendromundan kurtulmak  


Kişinin iş yaşamında, çalıştığı kuruma verdikleri ve aldıklarının birbiriyle dengeli olmadığı durumlarda, bir süre sonra karşısına bu tükenmişliğe varabilecek zorluklar çıkabiliyor. Örneğin büyük fedakarlıklarda ve uzun mesailerle çalışan bir kişi, bunun karşılığında çalıştığı kurumdan maddi-manevi bir takdir alamadığında, bir süre sonra tükenmişlik yaşama ihtimali beliriyor. Tükenmişlik sendromundan uzak kalabilmek için, öncelikle yaşama bakışın güçlü ve yaşamdan keyif almanın öncelikli olduğu bir bakış açısı gerekiyor. Ruhsal ihtiyaçları karşılamayı ihmal etmemek, yaşamla kavga halinde olmamak, sosyal ilişkileri canlı tutmak, çevremizdeki kişilerden destek almayı ihmal etmemek bu noktada önemli.