cover image

Yaz döneminde artan mantar ve siğillere dikkat

İstatistiksel veriler, yaz aylarında Türkiye'de sık rastlanılan sağlık sorunlarından birisinin de cilt hastalıkları olduğunu gösteriyor. Yaz döneminde hava sıcaklığı ile oluşan terleme mantar enfeksiyonlarına, havuz, spor salonları gibi toplu alanlar ise mantar enfeksiyonlarının yanı sıra siğil, molloskum gibi viral hastalıklara zemin hazırlıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın yaz döneminde artan deri hastalıklarını ve alınacak önlemleri anlattı.

Yaz döneminde artan mantar ve siğillere dikkat
Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte gelen sıcaklar birtakım hastalıkları da beraberinde getiriyor. Sıcaklığın yanı sıra havuz ve spor salonları gibi alanlarda oluşabilecek deri hastalıklarına karşı uyaran Anadolu Sağlık Merkezi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın “Siğil, el, ayak ve kasık mantarları birçok farklı yolla bulaşabilir. Yaz mevsiminizin sağlıklı geçmesi için oluşabilecek deri hastalıklarına karşı da dikkat edilmesi gerekir” dedi. 

Dr. Akın hastalıkları şöyle sıraladı:

Molloskum Kontagiozum:

Molloskum kontagiozum viral bir hastalıktır. İnsandan insana yakın temas ile bulaşır. Cinsel ilişki, direk temas, havlu ve çarşaf benzeri ortak kullanılan eşyalar bulaşmada etkilidir. Hastalık deriyle sınırlıdır ve lezyonların yaygınlığı kişinin vücut direncine bağlıdır. Atopik dediğimiz alerjik bünyeli çocuklarda molloskum lezyonları yayılma eğilimindedir. Lezyonlar genellikle genital bölge ve makat civarında sivilce benzeri ama daha sert ve göbekli kabartılar şeklinde birbirine yakın şekilde sıralanır. Kabarıklıklar sıkıldığı zaman içinden beyazımsı bir materyal çıkar. Tanı dikkatli bir muayene ile konulabilir. Kısa sürede iyileşmeyen lezyonların yayılmasını önlemek için lokal anestezik kremler sürüldükten sonra elektrokoter ile yakılarak,  nitrojen oksit gazı (krioterapi) ile dondurularak veya kantharidin içeren solüsyonlar ile basit şekilde tedavisi yapılabilir.

Viral siğiller:

İnsandan insana, hayvandan insana veya insandan hayvanlara yakın temas ile bulaşır. Enfeksiyonun olduğu hastalar virüsü vücutlarının değişik yerlerine yayabilirler. Hastalığın kuluçka süresi oldukça değişkendir. HPV virüsünün bazı tipleri kanserojendir. Kadın hastalarda serviks kanserine, erkeklerde penis kanserine neden olabilmektedir.  Bütün dünyada bu kanserojen tiplere karşı koruyucu olarak 3 doz halinde yapılan HPV aşıları geliştirilmiştir. HPV aşısı 2007 yılında beri ABD ve ülkemizde bulunmaktadır. Aşının 12-15 yaşından itibaren kız çocuklarına yapılması uygundur.  Aşı uygulaması en geç 26 yaşına kadar yapılmalıdır. Son dönemde aşı yurtdışında erkeklere de uygulanmaya başlanmıştır. Aşının koruyuculuğu  %90’dır. HPV aşısının tip 16,18, 6 ve11’e karşı koruyuculuğu vardır.  Genital siğil saptanan erkek hastaların kadın partnerlerinin rahim ağzından mutlaka smear alınmalıdır. Gebelerde oluşan genital siğillerde HPV virüsünün bebeğe geçme riski nedeniyle doğum sezaryen ile yaptırılmalıdır.

Siğiller el, ayak, yüz, ağız içi, genital bölge ve makat bölgesi gibi birçok yerde görülebilir. Ayakaltı siğilleri nasırlarla karışır. Genital siğillerde cinsel temas, diğer yerlerde görülen siğillerde ise havuz, toplu yaşam alanları, spor salonları, el sıkışma, öpüşme oldukça önemlidir. Tırnak etrafı siğiller tırnak yeme alışkanlığı olan ve manikür pedikür yaptıranlarda daha sık görülür. Klinik olarak deri renginde veya kahverengi renkte yüzeyden kabarık, sert ve yüzeyleri pürtüklü lezyonlar şeklinde ortaya çıkar. Normalde ağrısız lezyonlardır. Fakat ayakaltı siğilleri ağrılıdır. Siğillerin oynanması, koparılması ve tedavisinin geciktirilmesi yayılmasına neden olur. Tanı klinik olarak konur. Virüs tiplendirmesi PCR denilen bir teknikle yapılır. Fakat pahalı bir işlemdir.

Tedavide küçük ve az sayıda siğillerde lokal destrüksiyon yapan asidik solüsyonlar tercih edilebilir.  Çok sayıda ve büyük siğillerde ise kriyoterapi dediğimiz -196 C de sıvı nitrojen oksid gazı ile dondurma, elektrokoter dediğimiz ısı ile yakma işlemleri tedavide tercih edilmelidir. Çocuklarda uygulaması ağrısız olan Kantharidin içeren solüsyonlar tercih edilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemini desteklemek için yeşil çay, ekinezya gibi ürünler de tedaviye eklenebilir.

Pitriazis Versikolor:

Ülkemizde ve dünyada en sık rastlanan hastalıklardan biridir. Halk arasında samyeli olarak da adlandırılır.  Etken Malassezia furfur adında derinin normal florasında bulunan bir mantardır. Bu mantarın nemlilik terleme gibi uygun koşulları bulduğunda derinin üst tabaklarında kolonizasyonunun artması sonucu ortaya çıkan pigment değişiklikleri ile kendini gösteren yüzeysel bir mantar enfeksiyonudur.  Hastalık daha çok ergenlik çağında ortaya çıkar.  Her iki cinsiyeti eşit olarak etkiler. Terlemesi yoğun olan bebeklerde de görülebilmektedir. Klinik olarak en sık gövde de olmak üzere boyunda ve ekstremitelerin üst kısımlarında çok sayıda deri seviyesinde sütlü kahverengi lekeler tarzında görülebileceği gibi deride renk açılması şeklinde de görülebilen lezyonlarla kendini belli eder. Etken olan mantar deride normal pigmentasyon işlemini engellediği için lezyonlar açıklı koyulu renkte olabilmektedir. Lezyonlar genellikle yağ bezlerinden zengin alanlarda görülür. İnsandan insana bulaş oldukça nadirdir. Enfeksiyon çok terleyen, vücudu sürekli ıslak ve nemli olanlarda, uzun süreli geniş spektrumlu antibiyotik ve tropikal kortizonlu krem kullananlarda ve diyabet hastalarında daha sık gözlenir.

Tanı klinik olarak ve lezyondan alınan deri kazıntısının basit bir KOH ile incelenmesi ile konur. Ayrıca wood ışığı ile yapılan muayenede lezyonlar üzerinde sarı-yeşil bir floresans saptanır.  Lezyon üzeri hafif bir şekilde kazındığında pullanma (yonga belirtisi) gözlenir. Bu işlemde tanıda yardımcıdır.
Tedavide cilde sürülen ya da ağızdan alınan antifungal ilaçlar (mantara karşı ilaçlar) kullanılmaktadır. Tedavi sonrası renk değişikliği birkaç ay devam edebilmektedir. Pitriazis versikolor tekrarlama eğilimi olan bir hastalıktır. Bu nedenle antifungal şampuanlar ayda bir veya birkaç kez banyoda tekrarlanmalı, vücut nemli bırakılmamalıdır.


Ayak ve Kasık mantar enfeksiyonları:

Ayak mantarları:

Ayaklarda gözlenen mantar enfeksiyonları başlıca dört tiptir;
1-Veziküler tip
2-İnterdigital (parmakarası) tip
3-Hiperkeratozik tip (mokasen)

En çok yetişkin erkeklerde görülen tinea pedis en sık karşılaşılan dermatolojik hastalıktır. Halk arasında “Celalettin muhtar” adıyla da bilinmektedir. Ayak terlemesi, atardamar ve toplardamar dolaşım bozukluğu, ayakların nemli bırakılması, diyabet hastalığı ve yaşlılık ayak mantar enfeksiyonlarını kolaylaştırır. Klinik olarak ayak parmak aralarında çatlaklar, sulantılı lezyonlar, ayakaltlarında kızarıklık ve içi su dolu kabarcıklar olarak, bazen de kuruluk ve pullanma şeklinde görülür. Hastalar kaşıntı ve ayak kokusundan rahatsız olurlar. Havuzlar, spor salonu, sauna gibi toplu yaşam alanları, manikür, pedikür gibi işlemler ve aile bireylerinde var olan mantar enfeksiyonları yayılımda önemlidir. Tanı ayak derisinden alınan kazıtının KOH ile muamele edilip, mikroskop altında direkt incelenmesi ve kültür ile konur.  Tedavide ilaçlar 6-8 hafta süre ile kullanılmalıdır. Bazen tedaviye ağızdan alınan mantar ilaçları 3-4 hafta süre ile eklenebilmektedir. Ayak mantarı olan hastaların bulaştırıcılık yönünden dikkatli olmaları enfeksiyondan korunma açısından önemlidir.


Kasık mantarı:

Tinea inguinalis, uyluk ve kasık bölgesinde ortaya çıkan bir mantar enfeksiyonudur. Sıklıkla erkeklerde ve adölesan çağında çocuklarda genelde ayak mantarı ile birlikte görülür. Genelde yakın temas, havlu, yatak ve el-ayak mantarı olan kişiler önemlidir. Mantar enfeksiyonlarında kişinin vücut direnci yayılımı önler. Kasık mantarlarında obezite ve diyabet risk faktörünü oluşturur. Erkeklerde daha yaygındır. Kasıklarda, iki taraflı kızarıklığın kenarlarda daha belirgin olduğu, üzerinde pullanma ve bazen içi su dolu kabarcıkların izlendiği lezyonlarla kendini belli eden bir tablodur. Tanı ve tedavi ayak mantarları ile aynıdır.