Anasayfa > Haberler > Tiroid kanseri hakkında doğru bilinen yanlışlar
 

Tiroid kanseri hakkında doğru bilinen yanlışlar

Tiroid kanseri tek bir çeşittir ve seyri aynıdır
Bu algılama yanlıştır. Çünkü tiroid kanserini başlıca 4-5 grup altında toplayabiliriz. Bu alt grupların her birinin seyri ve tedavi ilkeleri de birbirinden farklıdır. İyi olan, gördüğümüz tiroid kanserlerinin çok büyük bir bölümünün tiroidin iyi farklılaşmış olan kanserleri olmasıdır. Bu nedenle de bu hastaların cerrahi tedavi sonrası seyirleri iyi olduğu gibi sonuçları da son derece yüz güldürücüdür. Tiroidin iyi farklılaşmış kanserlerinin artık tamamen tedavi edilebilir, bir daha da lokal olarak geri gelmeyen ve hastanın yaşam süresini azaltmayacak etkinlikte tedavi edilebilir olduğuna inanıyoruz.

Tiroid kanseri her yaşta aynı şekilde seyreder
Bu da yanlış bir bilgidir. Tiroid kanserleri her yaşta görülen kanser türlerinden biridir. Çok genç yaşlarda veya çok ileri yaşlarda daha saldırgan seyredebildiğini biliyoruz. O nedenle tirod kanseri tanısı koyduğumuz hastanın yaşı, tanı konulan dönemde hastalığın boyutu, çevre dokularla ve lenf kanallarıyla olan ilişkisi ve çevre dokulardaki lenf bezlerine yayılıp yayılmadığına göre değişik evrelerde ve seyirlerde olabilmektedir

Tiroid kanseri ameliyatı sonrasında mutlaka ses kısılır
Tiroid ameliyatı olan hastalarda sesin bozulması veya bir miktar kısılması görebildiğimiz yan etkilerden biridir. Bu bozulmanın yaşandığı hastaların büyük bir kısmında ameliyattan sonra 6-12 hafta içerisinde ses geri gelir. Ses kalitesindeki bozulmanın temel nedeni, ses tellerinin hareketlerini sağlayan sinirin tiroid bezine anatomik olarak çok yakın olmasıdır. Ameliyat sırasında tiroid bezi çıkarılırken o sinirlere çok yakın çalışılır. Bu yakınlık nedeniyle sinirin geçici olarak işlevlerini durdurması ve bir miktar felç olması nedeniyle hastaların ameliyat sonrası ses kaliteleri bozulabilir ya da ses yorgunluğu gelişebilir. Kalıcıses kısıklığı son derece düşük bir oranda görülür.

Tirod ameliyatı olanlar ömürlerinin sonuna kadar kalsiyum almak zorundadır
Bu da yanlış bir inanıştır. Tiroid ameliyatı gerçekleştirdiğimiz hastaların %1-2’sinde tiroid bezinin vücudun kalsiyum dengesini sağlayan paratiroid bezlerinin de dolaşımı olumsuz olarak etkilenir. Ya da cerrahi travma nedeniyle o bezlerde bir ödem oluşabilir ve ameliyattan sonraki erken dönemde normal işlevlerini göremeyebilirler. Bu dönemde vücudun kalsiyum emilimi azalır. Ancak, paratiroid bezlerindeki ödemin gerilemesi ve dolaşımlarının geri gelmesi ile yeniden eski işlevlerini görmeye başlayabilirler. Bu durumda hastalarda herhangi kalıcı bir sıkıntı olmaz ve bir ilaca bağımlılıkortaya çıkmaz. Bizim vücudumuzda dört tane paratiroid bezi olduğu için bir tanesi bile vücudun kalsiyum dengesini idare etmeye yeterlidir.

Radyoaktif iyot tedavisi saçları döker ve bu tedaviyi görenler çevrelerine radyasyon yayar
Bu tamamen yanlış bir inanıştır. Hastaların radyoaktif iyot tedavisini özel yerlerde almaları gerekir. Tedavi sürecinin sonucunda çevrelerine herhangi bir radyoaktif madde yaymaları ya da herhangi bir radyoaktivite bulaştırmaları söz konusu değildir. Hastanın kullandığı eşyalarını da ayırmak gerekmez. Radyoaktif iyot saç dökülmesine neden olmaz. Radyoaktif iyot tedavisiyle ilgili bir başka yanlış inanış olan kansere yol açtığı da doğru değildir. Bu tedavinin kendine ait birtakım yan etkileri olmakla birlikte herhangi bir ikincil kanserin tetiklenmesine katkı sağlamaz. Radyoaktif iyotun farklı kanser türlerinin gelişmesine neden olmadığını çok iyi biliyoruz

Tiroidde bulunan nodüllerin hepsi kanserleşir
Tamamen yanlış bir inanıştır. Çünkü tiroid bezinde yer alan nodüllerin çoğunlukla iyi huylu olduğunu biliyoruz. Ve bu nodüller hiçbir koşulda iyi huyluyken kötü huyluya dönmez. Kanser odakları başlangıçtan itibaren kanserdir ve zamanla büyüyüp boyutlanır. Nodül saptanan hastalarda muayenenin yanında, ultrasonografi ve sintigrafi bulgularıyla nodüllerin kanser olma olasılığının değerlendirilmesi ve hastanın nasıl izleneceğine karar verilmesi gerekir.

Tiroidde nodül bulunan tüm hastalar ameliyat edilmelidir
Yanlış bir bilgidir. Kişilerin yüzde 70’e yakınında tiroid bezinde milimetre ya da santimetre boyutunda nodüller olabilmektedir. Klinik olarak kanserden şüphelendirmeyen nodüllerde ameliyat önermiyoruz. Nodüllerin dışında tiroid bezinin fazla çalıştığı hipertiroidi hastalarında ameliyat yapılır. Ayrıca, nodüller yemek ya da nefes borusuna mekanik olarak bası etkisi oluşturuyorsa ameliyatyapılır. Genel olarak, tiroid bezinde saptanan nodüllerin klinik ya da radyolojik olarak kanser şüphesi uyandırması veya o nodüllerden yapılan biyopsinin patolog tarafından şüpheli ya da kesin kanser olarak raporlanması tiroid ameliyatı için zemin oluşturur. Bu nedenle tiroid ameliyatını sadece seçilmiş hastalarda yapıyoruz. Her nodüle sahip olanın biyopsi yaptırması da gerekmez. Hasta tiroid kanseri açısından bir risk grubunda değilse yapılan boyun muayenesinde ve tiroid ultrasonografisinde nodülde kanser olduğunu düşündürebilecek herhangi bir bulgu yoksa, bu nodüllerde herhangi bir şey yapmıyoruz. Nodül gerçekten büyük ve katı bir nodül ise çevre düzeninde bir sıkıntı varsa ya da sınırları keskin değilse, bazı kireçlenme odakları içeriyorsa, hastanın sesinde bozulma gibi bazı bulgulara neden oluyorsa nodüller o zaman şüpheli olarak değerlendirilmelidir

Tiroid ameliyatları sonrasında belirgin iz kalır
Bu da yanlış bir inanıştır. Çünkü tiroid ameliyatlarında kullandığımız kesinin boyutu ve yeri itibariyle orta ve uzun vadede hastanın bile zorlukla fark ettiği bir iz kalmaktadır.
 
 

 
  •  
  •  
    • Sağlıklı Bilgi'de arayın
    •  
    •  
    •  
    • Alfabetik Arama
    •  
    •  
    • Tıbbi Bölüme Göre Arama
    •  
    •  
       
       
       
       
     
    Softcom360 - Dijital Algı Yönetimi