| Gebelik
ve Diyabet
Anadolu Sağlık Merkezi'nden Endokrinoloji,
Metabolizma Hastalıkları ve Diyabet Uzmanı Dr.Özay Tiryakioğlu
'Gebelik ve Diyabet' ile ilgili bilgi verdi.
Diabetes
Mellitus; küçük ve / veya büyük damar hasarlarına bağlı
komplikasyonlara neden olan, temelde kan şekeri yüksekliği
ile tanımlanan bir hastalıktır. Kan şekeri yüksekliği,
glukozun yakıt olarak tüketilmesi ve açlık - tokluk
durumlarında vücut için kabul edilebilir normal değerlerde
tutulabilmesi için kullanılacağı hedef dokulardaki hücrelerin
içine girmesini sağlayan, pankreas isimli iç salgı bezinden
salgılanan bir hormon olan insülinin bu hücrelerde sonradan
gelişen bir direnç nedeniyle etkinliğinde azalmaya bağlı
olabildiği gibi (tip 2 diyabet), insülinin bizzat eksikliğine
bağlı da olabilir (tip 1 diyabet). Diyabetin daha az
rastlanan ve insülinin tersi yönde etki eden hormonal
mekanizmalara bağlı olan hastalıklarda ortaya çıkan
(sekonder diyabet) ya da bu iki ana tipin (tip 1, tip
2) ara formları olan alt tipleride bulunmaktadır. Tip
1 diyabet genellikle erken yaşlarda (40 yaşın altında)
belirti veren ve tedavisinde insülin kullanılması gereken
bir hastalıktır. Bu yüzden "insüline bağımlı diyabet"
olarak anılır. Tip 2 diyabet ise genellikle ileri yaşlarda
(40 yaşından sonra) ve aşırı kilolu olanlarda (obez)
ortaya çıkar. Sıklıkla kalıtımsal özellik gösterir.
Bu hastalıkta ise kan şekerinin hücreler tarafından
kullanımındaki bozukluğu, yani insüline karşı olan direnci
gidermeye yönelik olarak tablet şeklindeki çeşitli ilaçlardan
ya da ileri aşamalarda insülinden faydalanılır.
Şeker hastalığı bazen ilk kez gebelikte
ortaya çıkabilir. Buna da gestasyonel (gebeliğe bağlı)
diabetes mellitus adı verilir. Gebelikte işleyen hormonal
mekanizmalar sonucu gelişen (plasentadan salgılanan
İnsan Plasental Laktojeni (HPL) isimli hormonun temelde
rol oynadığı ), gebeliğin sonlanması ile sıklıkla gerileyen
bir diğer özel diyabet tipidir.
Daha öncesinden şeker hastalığı olan ve bu nedenle insülin
ya da diğer antidiyabetik ilaçları kullanan gebeler
ve mevcut gebeliği esnasında şeker hastalığı tanısı
konan gebelerde anne adayı ve özellikle de bebek açısından
tehlikeli durumlar ortaya çıkabilir.
GEBELİK ÖNCESİNDE VAROLAN DİYABET
VE GEBELİK
Tanım: Gebeliği öncesinde diyabet tanısı almış
ve halen tedavi gören gebelerde Tip I ya da Tip II diyabet
sözkonusu olabilir. Ancak doğurganlık dönemindeki hastaların
genç yaşta olmaları nedeniyle gebelikte tip 1 diyabet
daha sık görülür. Bu hastaların çoğuna gebelik öncesinde
tanısı konmuştur. Nadir durumlarda tip 1 diyabet ilk
bulgularını gebeliğin başlangıcında verebilir. Gebelik
esnasında varolan diyabet hem anne adayı hem de bebek
için oldukça tehlikeli durumların oluşmasına yol açabileceğinden
hastalar bu konuda uzman olan kadın doğum uzmanı ve
endokrinologlar tarafından ciddiyetle takip edilemelidirler.
İnsülin ihtiyacı gebelikle birlikte önemli
derecede artar . Diyabetli gebelerde özellikle hamileliğin
son 3 ayında bu çok daha belirgin olur ve insülin doz
ayarlaması yapılmazsa kan şekeri çok yükselebilir ve
'şeker koması' olarakta bilinen (ketoasidoz) ciddi klinik
durum ortaya çıkabilir. Ciddi idrar yolu enfeksiyonları,
vajinal kandidiyazis gibi enfeksiyonlara yakalanma olasılığı,
özellikle kötü kontrol edilen olgularda artmaktadır.
Öte yandan diyabetik gebelerde preeklampsi olarak bilinen
gebeliğe bağlı ciddi hipertansiyon ortaya çıkma olasılığı
da belirgin bir şekilde yükselir.
Gebeliğin erken döneminde, bebeğin organlarının
oluşumu aşamasında (hamileliğin ilk 3 ayı) kan şekerinin
yüksek seyretmesi bebekte ciddi bazı gelişim bozukluklarına
ve erken düşüklere neden olabilir. Özellikle kan şekeri
kontrol edilmemiş bir şekilde gebeliğe başlayanlarda
anomalili çocuk (başta kalp olmak üzere, santral sinir
sistemi, iskelet sistemi, genitoüriner sistem ve sindirim
sisteminde çeşitli anormallikler) doğurma riski 3-4
kat artar. Kan şekerinin yüksek seyretmesi gebeliğin
tüm dönemlerinde bebeğin anne karnında aniden ölme riskini
artırır.Kontrolsüz diyabet bebeğin normalden iri olmasına
(>4kg), amnios sıvısının artmasına (polihidramnios),
akciğer olgunlaşmasında gecikmeye ve buna bağlı doğum
sonrası solunum sıkıntısı yaşamasına yolaçabilir. Preeklampsi
gelişen diyabetik annelerin bebeklerinde ise intrauterin
gelişme geriliği ortaya çıkabilir. Doğum esnasında ise
normalden iri olan bebeklerde distres, mekanik problemler
(omuz takılması) gibi güçlüklerle karşılaşılabilir.
Bebek doğduktan sonra da başta hipoglisemi (kan şekeri
düşmesi), hipokalsemi (kalsiyum düşüklüğü) ve hiperbilirubinemi
(bilirubin yüksekliği) olmak üzere ciddi yenidoğan problemleri
ortaya çıkabilir.
Tüm diyabetik anne adaylarında ve özellikle
de glikozillenmiş hemoglobin (HbA1c) adı verilen ve
son 3 aylık dönemde diyabetin seyri ve tedavinin başarısını
anlamamızı sağlayan değeri yüksek bulunan anne adaylarında
bebek özel bir takım testlere tabi tutulur. Normal seyreden
gebeliklerde tek başına yeterli olan üçlü test incelemesine
(16. gebelik haftasında uygulanır ve özellikle Down
sendromu ve nöral tüp defekti gelişme riskini belirler)
ek olarak bu gebelerde 18. gebelik haftasında II. düzey
ultrason (normal ultrasondan daha iyi çözünürlük ve
görüntü kalitesine sahip olan, riskli gebeliklerin takibinde
uzman kadın doğum uzmanı olan 'perinatologlar' tarafından
uygulandığında bebeğin ayrıntılı incelenmesini sağlayan
ultrason) ve 20. gebelik haftasında fetal ekokardiografi
(kalp ve damar anomalilerini saptamaya yarayan, ultrason
ilkesine benzer ilkeyle çalışan bir cihazla ) yapılır.
Rutin tarama amacıyla kullanılan bu incelemelerde bir
patoloji saptanması durumunda amniosentez ya da kordosentez
adı verilen daha özel ileri girişimsel incelemeler gerekebilir.
GESTASYONEL (GEBELİĞE BAĞLI) DİYABET
Daha önce diyabetik olmayan bir gebede hamileliğin seyri
sırasında ortaya çıkan diyabete gestasyonel diyabet
adı verilir. Hamileliğin seyri sırasında anne karnındaki
fetusun gelişmesini sağlamaya yönelik olarak glikoz
metabolizmasında bir takım değişiklikler olur. Plasentadan
salgılanan HPL (İnsan Plasental Laktojeni) adlı hormon
gebelikte fetusa yeterince glukoz ulaşmasını sağlamak
amacıyla insülinin kan şekerini düşürücü etkisine ters
yönde çalışır. Sonuçta gebelik doğal bir hiperglisemi
eğilimi ile özellenir. Bu eğilim bazen patolojik boyutlara
ulaşabilir, özelliklede HPL'nin en etkili olduğu 24.
gebelik haftasından itibaren gebede diyabet gelişebilir.
Bu durum tüm gebeliklerin yaklaşık %5'inde ortaya çıkar.
Daha önceki gebeliğinde iri bebek doğurmuş (4 kg'dan
fazla), anomalili bebek doğurmuş, birden çok düşük yapmış,
gestasyonel diyabet geçirmiş, hamilelik öncesi aşırı
kilosu olan, 1.dereceden akrabalarında diyabet bulunan
gebeler ve halen devam eden gebeliğinde bebeği gebelik
haftasından iri olan, bebeği karnındayken ölmüş olan,
amnios sıvısında fazlalık saptanan, beklenenden fazla
kilo alan gebelerde gestasyonel diyabet bulunabilir
ya da ilerleyen hamilelik dönemlerinde gelişebilir.
Gestasyonel diyabet tanısını almış gebelerin ancak yarısında
bu risk faktörlerinden bir bulunmaktadır. Bu nedenle
hiç bir şikayeti olmasa bile tüm gebeler 24.-28. gebelik
haftalarında şeker hastalığı tarama testine tabi tutulurlar.
Getasyonel diyabete yönelik tarama testinin bu haftalarda
yapılmasının temel nedeni; HPL hormonunun kanda en yüksek
seviyelere bu dönemde ulaşması ve doğal olarak diyabet
gelişme riskinin en çok bu dönemde olmasıdır. Bu tarama
testinde kişinin aç ya da tok olmasına bakılmaksızın
günün herhangi bir saatinde 50 gr saf glikozun suda
hazırlanan eriyiğinin içilmesinden bir saat sonra tokluk
kan şekeri ölçülür. Testte bozukluk çıkması (140 mg/dl'den
yüksek kan şekeri değeri saptanması) mutlaka diyabet
olduğunu anlamına gelmemektedir. 50 gram glikoz ile
yapılan tarama testi bozuk çıkan her gebeye mutlaka
100 gram glikoz kullanılarak yapılacak olan oral glikoz
tolerans testi (şeker yükleme testi) (OGTT) yapılmalıdır.
Gestasyonel diyabet tanısı ancak bu testin de bozuk
çıkması ile konulabilir. Tarama testi bozuk çıkan gebelere
doğrulama testi uygulandığında, bu gebelerin ancak %15'nde
gestasyonel diyabet olduğu görülmektedir. 100 gram glikoz
ile yapılan şeker yükleme testi 12 saatlik açlığı takiben
hazırlanan glikozun sudaki çözeltisinin gebeye içirilmesi,
içirilmeden hemen önce ve sonraki 3 saat boyunca saatlik
olarak alınan kanda glukoz düzeyinin ölçülmesi ile yapılır.
Yapılan bu 4 şeker ölçümünden 2 tanesinin hedeflenen
değerlerden yüksek çıkması gestasyonel diyabet tanısını
koydurtur. Sadece 1 değerin yüksek olması tanı koydurtmaz,
ancak bu hastanın yakın takip edilmesi, gereğinde testin
tekralanması gerekmektedir. Yüksek gestasyonel diyabet
gelişme riski olan gebelere tarama testi yapmadan da
direkt olarak bu şeker yükleme testi yapılabilir.
Gestasyonel diyabetin anne adayı ve bebek
için riskleri; diyabetin gebelik öncesinde varolduğu
durumlardakine benzerdir.
GESTASYONEL DİYABETTE TAKİP VE TEDAVİ
Gebelikte diyabet tanısı alan gebeler derhal tüm organ
sistemleri fonksiyonu açısından gözden geçirilir. Bu
aşamadan sonra hastanın takibi normal bir gebeninki
gibi olmayıp, daha sık muayeneye gelme, her kontrolde
uygulanan diyet ve/ veya insülin tedavisinin kan şekeri
değerlerine etkisinin değerlendirilmesi, gebenin evde
kendiliğinden yaptığı kan şekeri ölçümlerinin değerlendirilmesi
ve diyet ve insülin tedavisinin gözden geçirilip düzenlenmesi
gerekmektedir. Kontroller esnasında ultrason incelemesiyle
bebekte irileşme, polihidramnios aranır. Belli bir gebelik
haftasından sonra (36. hafta) bebeğin iyilik hali özel
testlerle (NST, BFP gibi) haftada bir ve belli bir gebelik
haftasından sonra haftada iki kez takibe alınır. Gebeliğin
son haftalarında (38.hafta) insülin kullanan anne adayının
hastaneye yatırılması, kan şekeri düzeylerinin daha
sıkı takip edilemsi ve doğumun nasıl yapılacağına karar
verilmesi sıklıkla gerekmektedir. Diyetle kan şekeri
regüle olan diyabetik gebede doğumun kendiliğinden başlaması
beklenebilir, insülin kullananlarda ise sıklıkla 40.gebelik
haftasının geçmemesi istenir. Bunun için 40.haftaya
giren insülin kullanan gebede doğum kendiliğinden başlamamışsa
indüksiyon denen yöntemle dışardan müdehale ile başlatılır.
Sezeryan, iri bebek gelişmesi yada anne ve/veya bebeğe
ait özel bir neden varsa tercih edilir. Bu özel durumlar
yoksa kontrol altında bir diyabetik gebe normal doğum
yapabilir, hatta bu tercih edilir. Diyabetik gebenin
doğumu, tam teşekküllü bir hastanede, bu konuda özel
eğitim almış jinekolog tarafından ve yine bu konuda
deneyimli ve hazırlıklı çocuk hastalıkları uzmanlarına
haber verilerek yapılmalıdır.
Doğum sonrası gebenin insülin ihtiyacı
hızla azalır, hatta ortadan kalkabilir. Tamamen normale
dönse bile gestasyonel diyabet geçirmiş olan bir kadın,
ileriki dönemler ve sonraki gebelikleri için de risk
altındadır. Lohusalığın bitiminde 75 gram glukoz ile
tekrarlanacak yeni bir şeker yükleme testi bu riski
anlamada sıklıkla yol gösterici olur. Bu hastalara doğum
sonrasında bir endokrinoloji ya da dahiliye uzmanı gözetiminde
olmaları önerilir.
|