İlik naklinden sonra gözlerim de görmeye başladı!

Hastalığımla ilgili en yoğun belirtileri 7 Nisan 2014 tarihinde yaşadım. İşten çıkmıştım, evin önüne geldiğimde kan kustum. Babam ve kuzenim de yanımdaydı. Hemen beni Kütahya Devlet Hastanesi’ne götürdüler. Orada kan tahlili sonucu değerlerimin düşük olduğunu söylediler. Bu yüzden hemen Eskişehir’deki bir üniversite hastanesine sevk edildim. Lösemiden şüphelendiler. Kesin tanı için iki kere ilik alındı. Sonuçları almak için çok beklememiz gerekiyordu. Bu arada 2-3 günde bir bana kan verilmesi gerekti. İş yerimden bir yöneticimin Hacettepe Üniversitesi Patoloji Bölümü’nde daha hızlı sonuç alabileceğimizi söylemesi üzerine müdürüm ve genel şefim iliği Hacettepe Üniversitesi’ne götürdüler. Orada 15 gün sonra tanı kondu ve Aplastik anemi olduğum anlaşıldı. Ancak hastalığım tanımlanana kadar şikâyetlerimin başladığı günden tam 90 gün geçmişti. 

Tedaviye başlandı. Bu arada bütün akrabalarımızdan ilik örneği alındığı halde uygun ilik bulunamadı. Bana sürekli olarak kan nakli yapıldığı için hastaneden çıkma iznim de yoktu.  Doktorum bir kere sadece iki günlüğüne izin vererek beni evime gönderdi. Bu izin benim için moral oldu. Ancak pek dikkat etmediğim için enfeksiyon kapmışım. Sürekli uykum geliyordu. Değerlerim düşük çıktığı için hastaneye yatırdılar. Bir gün gece lavaboya gitmek için ayağa kalktığımda gözlerim karardı. Tansiyonum 3’e düşmüş ve bayılmışım. Enfeksiyon olduğu için yaklaşık 22 gün boyunca yataktan kalkamadım. Gözlerimde kanama olduğu için de kör oldum bir anda. Bacaklarım da tutmuyordu, yürüyemiyordum. Tam 7 ay 12 gün boyunca görme kaybı yaşadım. 

Moralim çok bozuktu. Kız arkadaşım bana çok destek oldu. Neredeyse günde 4-5 saat onunla konuşuyorduk. Onun dışında müzik dinliyordum. Annem ve babam ile konuşuyordum. Beni hep güldürmeye, bana moral vermeye çalışıyorlardı. 

Bu hastalığın en iyi tedavisi ilik nakliydi ancak uygun ilik bulunamadı. Annemin iliği yüzde 70 uyuyordu ama Eskişehir’deki hastane yarım ilik naklinin yapılamadığını söyleyerek bize Anadolu Sağlık Merkezi Kemik İliği Nakli Merkezi’ni önerdiler. Buraya geldiğimizde doktor durumuma baktı ve ilk olarak ilik bankasına başvurmamız gerektiğini söyledi. Devlet prosedürü böyleymiş... Anadolu Sağlık Merkezi’ne geldiğimde hem yürüyemiyor hem de göremiyordum. Kaslarım iyice zayıfladığı için tekerlekli sandalye ile hastaneye geldim. 
Bu arada bana 10 günde bir verilen kan artık 3 günde bire düşmüştü. Çalıştığım fabrikada kan verecek kimse kalmamıştı. Benim için neredeyse 150 - 200 kişi kan verdi. Almanya’dan uygun ilik bulundu. Yüzde 90 uyumluydu. Böylece hastaneye yattım. Doktorum, donörle kan grubumuzun da aynı olduğunu, kanı değiştirmek için iğneye bile ihtiyaç duyulmadığını anlattı. Burada bize ne yemem ve ne yapmam gerektiğine dair bütün detaylar aktarıldı. Moralim çok bozuk olduğu için buraya gelene kadar hep sigara içiyordum. Ama anneme söz verdim ve bıraktım. 30 Ekim 2014 tarihinde nakil yapıldı. Akraba dışı nakillerde normalde 15 günden önce sonuç alınamayacağı söylenmişti ancak benim 9’uncu günde hücrelerim yenilenmeye başladı. 

Nakilden 75 gün sonra yine kontrole gittiğimizde bana artık Anadolu Sağlık Merkezi’ndeki doktorumla görüşmem gerektiğini uygun ise göz ameliyatımın yapılabileceğini söylediler. Gözümün arkasındaki kanlar orada kanal oluşturmuş ve damarlara iyice zarar vermeye başlamış. Hemen doktorumu aradık ve durumu anlattık. Doktorumun kontrollerinin ardından, nakilden 80 gün sonra ilk göz ameliyatımı oldum. Dört ayrı göz doktoruna gittim, aralarında bir daha göremeyeceğimi veya belki sadece sağ gözümün göreceğini söylemişti.
İlk göz ameliyatımı Eskişehir’de Osman Gazi Üniversitesi’nde oldum. Gözümde biriken kanlar temizlendi. İki profesörün de göremez dediği sağ gözüm ameliyattan iki gün sonra açıldı. Sol gözüm için ise yaklaşık iki ay sonra tekrar ameliyat oldum. Ve artık eskisi gibi tekrar görüyorum.

Ben, kız arkadaşım ve annem sayesinde yaşama tutundum. Bazen annem kapıyı açık bırakıp odamdan çıktığında ağladığını duyardım. Bugüne kadar üç kez ölümden döndüm. Birinde askerlikte Şırnak’ta mayına basmama iki adım kalmıştı. İkincisinde Eskişehir’de bayıldığım zaman ölüme çok yaklaştım. O an annem yanımdaydı. Hani müzik dinlerken yavaşça sesi kısarsınız ya... Bayıldığımda da annemin sesi yavaş yavaş gitmişti. Moralin yüksek olması çok önemli. İnsan uğraşacak, düşünecek bir şey bulduğu zaman kendi derdiyle baş başa kalacak zamanı olmuyor. Ben annemi ve kız arkadaşımı düşündüm hep. Kendimi bu şekilde oyaladım.