Sağlıkta Kaliteyi Aramak

Diyelim ki, en çok sevdiğiniz insanın önemli, ciddi gibi görünen tıbbi bir sorunu var. Acil bir durum gibi görünmüyor, birkaç gün sorup soruşturacak, araştıracak zamanınız da var. Doğal olarak "en iyi, en kaliteli" sağlık kurumuna götürmek istiyorsunuz.

Herkesin bir fikri var. Ama kimsenin bu konuda karşılaştırılabilecek verisi yok. İşiniz gerçekten çok zor.

Aslında ne arzu ettiğiniz çok açık: Sevdiğiniz insana doğru tanı konması, doğru tedavi seçeneğinin önerilmesi, bunun hatasız, hızlı, uygar ve insanca bir ortamda gerçekleştirilmesi, bilginin anlaşılır bir şekilde paylaşılması, kaygıların giderilmesi, gerek duyduğunuz zaman sağlık kurumuna ve açıklayıcı ek önerilere kolayca ulaşabilmeniz ve bütün bunların kabul edilebilir bir maliyetle gerçekleştirilmesi.

Görüldüğü gibi çok basit; hiç değilse kuramsal olarak... Ama, nasıl bulacaksınız bu kaliteli kurumu? En büyük, en yakın, adı en çok duyulan, üniversite ya da özel hastane mi acaba sizin yakınınız için uygun, yoksa çok uzaklarda, zor randevu alınan kurum mu doğru adres? Küçük bir samimi ortam olsa mı daha iyi? Ya da yurtdışına mı gitmeli? Hangi hekime götüreceksiniz: televizyonda ya da gazetede geçen gün beyanat vermiş olana mı, yoksa herkesin adını bildiği ünlü cerraha mı ya da komşunun kızını götürdükleri ve öve öve bitirmedikleri güler yüzlü hekime mi? Ya da başka tür sorunlar için hep gittiğiniz ve sizi tanıyan bir hekime mi? Hangi özelliklere dikkat etmenizi gerektiğine bakmadan önce, sağlık süreçlerinde "kalite" ile ne anlamamız gerektiği konusunda birkaç satır bilgi...

Sağlıkta kalitenin dikkate alınması gereken üç boyutu var.

Hedeflenen tıbbi sonuçların elde edilmesi: Doğru tanı, doğru tedavi, teknik mükemmellik, profesyonellerin beceri ve yetkinliği, tanı ve tedavi ekipmanının uygunluğu, prosedürlerin varlığı ve bunların uygulanması gibi. Hasta, yakınları ve toplumun deneyimi: Bireysel, sübjektif izlenimler, akılda kalanlar, duygular ve insan ilişkileri boyutu, hasta gereksinmelerine ve kaygılarına odaklanma, hizmet sunumu biçimi, bilgi, iletişim ve eğitime verilen önem, fiziksel konforun niteliği, duygusal destek, korku ve kaygıların azaltılması, aile ve arkadaşların tedavi sürecine katılımına olanak sağlayabilecek unsurlarda duyarlı olunması gibi.

Etkililik ve verimlilik: Her türlü ekipman ve tüketim malzemesi, aynı zamanda zaman, enerji ve fikirlerin de israfının önlenmesi, nitelikli, bilimsel bilginin üzerine kurulu, aşırı ve gereksiz-ya da etkin olmayan- kullanımını da engelleyebilen hizmet.

İşiniz gerçekten kolay değil; ama tamamen çaresiz de değilsiniz. En iyi kalitede sağlık hizmeti almak, temiz ve güvenli bir ortamda tedavi olmak, kendinizle ya da sevdiğinizi ile ilgili kararlara katılmak, kişisel mahremiyetinizi korumak ve hastane sonrası süreçlerinin güvence altına alınmış olmasını beklemek en doğal hakkınızdır. Biz size, anlaşılabilir, doğruluğu tarafımızca garanti edilen, özellikle karşılaştırıldığında sizi anlamlı bir kalite ve hasta güvenliği sonucuna ulaştıracak kritik güncel tıbbi sonuçlarımızı açıklıyoruz.

Kalitemizin şeffaf ve görünür olmasını istiyoruz.

Prof. Dr. Metin Çakmakçı
Anadolu Sağlık Merkezi Tıbbi Hizmetler Direktörü



Kalite göstergeleriyle ilgili istatistikler

Kalitesizliğin en önemli göstergesi tıbbı hatalardır. ABD verilerine göre, hastaneye yatışların %1,8'inde ilaç hatalarına bağlı yan etkiler görülüyor, her hastaneye yatış için ilaç yan etkilerine bağlı 4.700 $ ek masraf ortaya çıkıyor, yan etkilere bağlı yılda 38-50 milyar $ gider oluşuyor ve yılda 500.000 önlenebilir ilaç hatasına bağlı 7.000 ölüme neden olunuyor!

Biz, sağlık profesyonellerinin çoğunluğu açısından geleneksel anlamda durum şu gibi gözüküyor: "Biz her şeyi iyi niyetle, hastamızın iyiliği için yapıyoruz, hepimiz, kaliteli sağlık hizmeti sunmak için çaba gösteriyoruz; ama bazen, istemesek de hata oluyor işte!" Bu bakış açısının değişmesi gerekiyor.

Anadolu Sağlık Merkezinde'ki önceliğimiz, hastayı, sunduğumuz tedavinin yan etkilerinden koruyabilmek ve güvenliğini sağlayabilmek açısından, "hasta güvenliğinin" hastanın sağlık merkezinin kapısından içeri girdiği anda başladığını ve ancak tedavisinin bir bütün olarak sonlandığı anda bittiğini kabul ederek bütün çalışanlarımız tarafından sürekli gündemde tutulmasıdır.

Kalite ve hasta güvenliği, sadece seçilmiş/görevlendirilmiş kişilerin veya grupların çabasıyla gerçekleştirilebilecek bir kavram değildir. Sağlanabilmesi ancak bu kültür ile oluşturulmuş, tüm çalışanlarının aktif olarak rol oynadığı ve katkı sağladığı bir sistem ile mümkün olabilir. Bu nedenle, Anadolu Sağlık Merkezi'nde hekiminden hemşiresine, yardımcı sağlık personelinden işletmecisine, yöneticisinden güvenlik görevlisine kadar herkes hasta güvenliğinden sorumludur.

Tüm hastane yatışlarının en az % 3'ünde bir yan etki görüldüğü, bu yan etkilerin % 50'sinin tıbbi hatalardan kaynaklandığı ve yan etkilerin önemsenmesi gereken oranlarda kalıcı sakatlığa ve mortaliteye neden olduğu düşünülürse sorunun boyutu ve hasta güvenliğini hangi düzeyde tehdit ettiği daha iyi anlaşılabilir. ABD kaynaklı verilere göre, tıbbi hatalar motorlu taşıt kazalarından, pnömoniden ve diyabetten daha fazla sayıda insanın ölümüne yol açmaktadır.

Türkiye için rakamsal somut veri elimizde yok. Hastaneye yatışlarda tıbbi hatalardan dolayı ölüm oranları değişik Batı dünyası kaynaklarına ve araştırmalarına göre, % 0,2 ile % 0,5 arasında olduğu hesap edilmektedir. Bu oran % 1'e kadar çıkabilmektedir! Bu hesaba göre, Avrupa Birliği'nde yılda 54,8 milyon hasta hastanelerde yatmakta ve yılda 275.900-349.000 kişi tıbbi hatalardan dolayı ölmektedir. 2008 yılında Sağlık Bakanlığı hastanelerine 6,2 milyon, üniversite hastanelerine 1,4 milyon, özel hastanelere 2,3 milyon olmak üzere, Türkiye'de toplam 9,9 milyon hasta hastaneye yatmıştır. 9,9 milyon yatışı, Batı rakamlarındaki en düşük hastane ölüm riski olan 0,002 ile çarparsak ülkemizde 2008 yılında 18.950 kişinin kendi hastalıklarından dolayı değil, sistem sorunları nedeniyle ölmüş olabileceğini varsayabiliriz. Nüfus oranlı bakarsak da 306 milyon ABD vatandaşına karşılık 71,5 Türkiye vatandaşı olduğuna göre, aynı tıbbi hizmet, aynı risk ve oranlar varsayımıyla Türkiye'de yılda en az 10.000 ölüm olabileceği sonucuna varabiliriz.



Birkaç öneri:

1. Hastanenizin tıbbi ve yönetimsel süreçlerinin ve sonuçlarının, hatta altyapısının bağımsız bir dış kurum tarafından denetlenip onaylandığına bakmak çok önemli. Ne yazık ki ülkemiz -sağlık hizmet sunumunda oldukça ileri gitmiş olmasına rağmen- bu basamağa henüz ulaşamadı. Az sayıdaki nitelikli özel ve üniversite hastanesi kendi çabaları ile Amerikan "Joint Commission" tarafından akredite edilmiş durumda. Oysa, bireysel hekim ofisleri ve poliklinikler dışında ülkemizde gidebileceğiniz toplam sağlık kurumu sayısı 2970 civarında!

2. Hastanenin kendini denetleyebilecek, tıbbi yönetimle uyumlu kalite departmanı gibi bir yapılanması ya da bakış açısının olup olmadığını sorgulayın. Açıkça sorun.

3. Bilinçli hastanın bilerek seçim yapması için hastane tıbbi sonuçlarını açıklıyor mu ve bunlar karşılaştırılabilir mi? Ancak, sağlık hizmetinin matematiksel bir düzen içinde olmamasından dolayı, açıklanan verilerin ne anlama geldiğini ve hangi grup hastalar için olduğunu ayrıntılandırmak gerekiyor. Seçilmiş enfeksiyon oranları, bazı ameliyatlardaki kan transfüzyon oranları, standartlaştırılabilir by-pass ameliyatlarındaki ölüm oranları, yoğun bakımda kalış günleri, pnömoni, kalp yetmezliği gibi bazı hastalıklara ait hastane içi ve taburcu olduktan sonraki 30 gün içerisindeki ölüm oranları ya da taburcu olduktan sonra yeniden hastaneye yatırma oranları, bazı erişkin aşılarının yapılması oranları, kronik hastalıkları izleme oranları ve yöntemleri gibi tıbbi veriler, hatta standartlaştırılmış olmak koşuluyla hasta memnuniyet anketlerinin sonuçları açıklanabilir.

4. Kurumun sizin hastalığınız ve olası ek sorunlar ile ilgili deneyiminin olup olmadığına bakmakta yarar var. O konuda uzmanlaşmış hekimlerin olup olmaması, kritik ameliyatların yapılması, yoğun bakımlarının olması ve buralarda 24 saat boyunca sürekli hekim bulunması önemlidir.

5. Hastanenin kalite iyileştirme sistemi ve hasta güvenliği sistematiğinin olup olmamasını sorgulamak uygun olur. Tıbbi yapılanmasının içinde bu tür kurullar ve üniteler yer alıyor mu ve hastane kendi süreç ve sonuçlarını izliyor mu? Olası tıbbi hataların yinelememesi için hangi süreçler izleniyor?

6. Kurumu ziyaret edin, temizlik, güvenlik, sessizlik ve hastaların mahremiyeti konularında sağlanan ortam hakkında bir fikriniz olsun. Standart hasta odalarını mutlaka görün.

7. Bu arada hastanın bakımında ekibin bir bütün olarak birlikte çalışma becerisi, hastanenin genel olarak "güler yüzlülüğü", kaygı ve yakınmalara verilen yanıtlar, özel gereksinimlere ne kadar dikkat edildiği ve özen gösterildiği, hastanın bilgilendirilmesi ve kararlara katılması, hemşirelerin becerileri ve yakınlıkları hakkında da gözleminiz olabilir.

8. Ama, sonuçta sağlık hizmeti çok kişisel bir iş. Pek çok teknik verinin ötesinde, hastanızı emanet edecek hekimle tanışmak ve olumlu bir ilişki kurmak en önemli basamaklardan biri haline geliyor.




Hasta Düşmeleri

Neden İzliyoruz?


Hasta düşmeleri hastanede yatarak tedavi alan hasların yaralanmasına hatta ölmelerine neden olacak ciddi bir hasta güvenliği konusudur.


Düşme, özellikle yaşlılar gibi risk grubundaki hastalar için ölüme kadar giden ciddi yaralanmalara neden olabilir. Hastaların düşme riski; farklı bir ortamda olmaları, anestezi uygulanması, bazı ilaç tedavileri ve fiziksel yetersizlikler nedeni ile artabilir. Düşmeler bazen aydınlatma yetersizliği, yerlerin ıslak ve kaygan oluşu, oda zemininde ve koridorlarda gereksiz ve uygunsuz şekilde bırakılan ekipmanlara bağlı olarak çevresel faktörlerden kaynaklanabilir. Düşme sonucunda hastanın hastanede yatma süresinin uzamasından yaşamın kaybedilmesine kadar giden durumlar ortaya çıkabilir.


Bu gibi durumları engellemek ve meydana gelmiş olan düşmelerin tekrar oluşmasını önlemek amacıyla düşme olaylarının ve düşmeye neden olacak faktörlerin çok yakından takip edilmesi ve uygun önlemlerin alınması gerekmektedir.


Yatan hastaların ilk tanılamasında düşme riskinin değerlendirilmesi ve düşme riski olan hastalar için en az aşağıda belirtilen gerekli önlemlerin alınması gereklidir:


  • Yatak seviyesinin en alt seviyede tutulması,
  • Kenarlıkların tamamının kaldırılmış olması
  • Hemşire çağrı zilinin hastanın ulaşabileceği yakınlıkta olması
  • Hasta oda kapısına hastanın düşme riskini belirten uyarı tabelasının asılması
  • Hasta ve hasta yakınlarına düşmenin önlenmesi için gerekli eğitimin verilmesi.

Nasıl İzliyoruz?


Yatarak ve ayaktan hizmet alan hastalarımızın hastane içindeyken oluşan düşme olaylarını takip ediyoruz.


Anadolu Sağlık Merkezi'nde yatarak tedavi edilen her hasta düşme riski açısından değerlendirilerek saptanan risk düzeyine göre gerekli tüm önlemler alınır. Düşme olayı meydana geldiğinde olay bildirim formu ile durum ilgili bölüme raporlanır ve raporlanan her olay mutlaka incelenir.


Düşme Oranı = Düşen Hasta Sayısı / Toplam Yatış Günü x 1000 formülüne göre hesaplanmaktadır. Üçer aylık kayar ortalamalar biçiminde takip edilmektedir.


Hedefimiz


Düşme istenmeyen bir olay olduğu için hedefin her zaman sıfır olması arzu edilmektedir.


Oranlarımız




Bası Yarası

Neden İzliyoruz?


Hasta düşmeleri hastanede yatarak tedavi alan hasların yaralanmasına hatta ölmelerine neden olacak ciddi bir hasta güvenliği konusudur.


Bası yaraları, kurumun hemşirelik bakım kalitesini gösteren en önemli göstergelerden biridir.


Bası yarası dokuların uzun süre basınç altında kalmasına bağlı olarak gelişen ve daha çok kemik çıkıntıları üzerinde oluşan doku kayıplarıdır. Bası yarası özellikle yatağa bağımlı, yaşlı, beslenmesi bozulmuş, idrar ve dışkısını tutamayan, şeker, damar hastalığı, kanser gibi dokuların oksijenlenmesini etkileyen hastalıklara sahip olan bireylerde daha sıklıkla görülmektedir. Bası yaraları 4 farklı derecede oluşabilir, özellikle 2. derece ve daha üst derecelerdeki bası yaraları açık yaralardır, tedavi ve bakım gerektirir.


Bası yaraları oluştuktan sonra tedavisi son derece güçtür, bu nedenle en etkin, ucuz ve kolay yöntem risk altındaki hastaların belirlenmesi ve bası yarası açılmasının önlenmesidir.


Nasıl İzliyoruz?


Bası yarası gelişme oranı; 1000 hasta yatış gününde hastalarımızda oluşan 2. derece ve daha üst derecelerdeki bası yarası oranını ifade eder.


Anadolu Sağlık Merkezi'nde yatarak tedavi edilen her hasta bası yarası oluşma riski açısından değerlendirilerek saptanan risk düzeyine göre gerekli tüm önlemler alınır.Hastalarımızın kabulü esnasında bası yarası varlığı kontrol edilir ve bası yarası varsa ilgili formlarla kayıt altına alınır. Ayrıca riskli olarak değerlendirilen hastalarımıza ait bilgiler yine ilgili gösterge formları ile kayıt altına alınır ve hastalarımız bası yarası oluşumu açısından hemşiresi tarafından yakından takip edilir.


Bası Yarası Oranı = Hastanemizde Bası Yarası Gelişen Hasta Sayısı Hasta Sayısı / 72 Saat Üzerinde Toplam Yatış Günü x 1000 formülüne göre hesaplanmaktadır. Üçer aylık kayar ortalamalar biçiminde takip edilmektedir.


Hedefimiz


Hedefimiz 2. derece ve üzeri bası yarası oranlarını "bin yatış gününde 1" oranının altında tutmaktır.


Oranlarımız




Tam Kan Kullanım Oranı

Neden İzliyoruz?


Tam kan, bir kan ürünü değil "hammaddedir". Tam kanın tek kaynağı sağlıklı bir insandır. Tam kan olduğu gibi hastalarda kullanılabilir veya ürünlerine ayrılarak bu ürünler farklı hastalarda kullanılabilir. Bu klinik göstergede toplam kan kullanımı içinde "tam kan" kullanımının oranı izlenmektedir.


Bir ünite tam kan, ürünlere ayırarak birçok hastaya kullanılabilir. Bu sayede transfüzyona bağlı yan etkiler azalır ve hastalarımızın tedavi başarısı artar. Ayrılan kan ürünleri daha uzun süre saklanabilir ve daha fazla kişiye uzun vadede fayda sağlar.


Güncel tıp dünyasında "tam kan" yerine kan ürünlerinin kullanılması için, her ülke kendi politikalarını ve hedeflerini tanımlayarak transfüzyon uygulamalarını kontrol ve takip etmektedir. Kullanım alanları kısıtlı tutulmaya çalışılmaktadır.


Nasıl İzliyoruz?


Kullanılan tam kan sayısının, tam kan ve eritrosit süspansiyonlarının toplamına bölünmesi ile yüzde olarak hesaplanmaktadır. Üçer aylık kayar ortalamalar biçiminde takip edilmektedir.


Hedefimiz


Ülkemizde tam kan kullanım oranlarının, 2006 yılının son ayında Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan genelge ile %5'in altında tutulması istenmektedir. Anadolu Sağlık Merkezinde de bu hedef benimsenmiştir.


Oranlarımız




Transfüzyon Reaksiyonları Oranı

Neden İzliyoruz?


Transfüzyonlar sonrasında çeşitli reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Erken reaksiyonlar içinde en sık rastlananları ateş ve allerjik reaksiyonlardır. Bunları akut hemolitik reaksiyonlar, immün olmayan hemoliz (mekanik hasar), dolaşım yüklenmesi, metabolik bozukluklar, TRALI (Transfüzyona bağlı akciğer hasarı), transfüzyona baglı hipotansiyon, bakteriyel bulaş, hipotermi izler.


Geç dönemde ortaya çıkan reaksiyonlar arasında ise gecikmiş hemolitik reaksiyonlar, doku reddi reaksiyonları, hemosideroz, transfüzyonla nakledilebilecek virüslar (HIV, Hepatit virusları), hava embolisi, immünomodülasyon (TRIM) sayılabilir. Bu klinik göstergede tüm kan ve kan ürünleri kullanımı içinde reaksiyon yaşanan durumların oranı takip edilmektedir.


Hematoloji ve Onkoloji Kliniği yoğun çalışan bir hastane olarak transfüzyona bağlı ateş ve allerji reaksiyonları ile sık karşılaşma riski nedeniyle bu hastalarımızın transfüzyonlarında filtre edilmiş kan ürünleri kullanılmaktadır. Kan ürünleri depolanmadan önce lökositten azaltılmakta, ateşli reaksiyon olasılığı, tekrarlayan transfüzyonlarda lökosit immünizasyon riski ve CMV geçisi azaltılmaktadır.


Bu oranlar hastanelerin ağırlıklı olarak hizmet verdiği alanlar, kullanılan ürünlerin hazırlanma kalitesi ve kontrolüne ve kayıt sisteminin düzenli tutulmasına bağlı olarak lokal birimler tarafından yayımlanmaktadır.


Nasıl İzliyoruz?


Gelişen reaksiyon sayısının, kullanılan tüm kan ve kan ürünleri sayısına oranlanmasıdır. Üçer aylık kayar ortalamalar biçiminde takip edilmektedir.


Hedefimiz


Literatürde yer alan farklı kaynaklar da dikkate alındığında %1'in altında kalabilmek hedef olarak benimsenmiştir.


Oranlarımız




Tam Doğru Cerrahi Profilaksi Yapılma Oranı (SCIP)

Neden İzliyoruz?


Cerrahi müdahaleler sonrasında gelişen komplikasyonlar yatan hastalarda önlenebilir ölümlerin %22'sini oluşturmaktadır. Doğru cerrahi profilaksi (koruyucu tedavi) ile postoperatif cerrahi alan enfeksiyonlarının önemli ölçüde önlenebileceği bilimsel deneylerle ispatlanmıştır.


Doğru cerrahi profilaksi için gerçekleştirilen ameliyatlarda aşağıda belirtilen uygulamaların yapılması gerekmektedir:


  • Antimikrobiyal profilaksinin insizyondan önceki bir saat içinde verilmesi (koruyucu amaçlı tedavinin ameliyatın başlamasından bir saat öncesinde uygulanması),
  • Profilaksi için güncel kılavuzlarla uyumlu antibiyotik kullanımı
  • Profilaksinin 24 saat içinde sonlandırılmasıdır.

Anadolu Sağlık Merkezi'nde gerçekleştirilen çalışma ile bu enfeksiyonları ve buna bağlı hastalanma (morbidite) ve ölümü (mortaliteyi) azaltmak hedeflenmiştir.


Nasıl İzliyoruz?


Bu klinik göstergede yukarıda belirtilen parametreler ölçülmekte ve bu üç parametrenin de aynı anda yapılma oranı hesaplanmaktadır. Üçer aylık kayar ortalamalar biçiminde takip edilmektedir.


Hedefimiz


Çalışmaya başlanmadan önce üç parametrenin aynı anda uygulanma oranı 2008 yılı için %51.7 olarak ölçülmüştür. 2009 yılı ve sonrası için hedefimiz %90 olarak belirlenmiştir.


Oranlarımız









 
Softcom360 - Dijital Algı Yönetimi