Hemen Arayın

Her yıl 1.4 milyon erkeğe prostat kanseri tanısı konuyor

okuyabilirsiniz.

Prostat kanseri, erkeklerde en sık rastlanan ikinci kanser. Prostat kanserinin Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020’de güncellediği ve dünya kanser verilerini içeren GLOBOCAN raporunda erkeklerde en sık rastlanan ikinci kanser olarak saptandığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Üroonkoloji Merkezi Direktörü Doç. Dr. İlker Tinay, “Ailede, özellikle babada veya erkek kardeşlerde prostat kanseri tanısı var ise o kişide prostat kanseri görülme ihtimali normal kişilere göre 3-5 kat daha fazla. Kadınlarda meme kanserine neden olan BRCA1 ve BRCA2’deki mutasyonlar, erkeklerde de prostat kanserine neden oluyor. Dolayısıyla aile öyküsüne bakıldığında kişinin sadece babasındaki prostat kanseri değil, annesindeki meme kanseri de risk oluşturuyor. Ailesinde bu tarz kanser öyküsü olanlar prostat taramalarına 40’lı yaşlarda başlamalı. Erken tanı koyabildiğimiz hastalarda erken ve daha etkili tedavi yapma şansımız oluyor. Özellikle de prostat muayenesi çok önemli. Erkekler kültürel nedenlerle prostat muayenesinden çekinebiliyorlar. Bundan kesinlikle kaçınılmamalı” açıklamasında bulundu. Doç. Dr. İlker Tinay, 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü vesilesiyle önemli bilgiler verdi...

Her yıl 1.4 milyon erkeğe prostat kanseri tanısı konuyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020’de güncellediği ve dünya kanser verilerini içeren GLOBOCAN 2020 sonuçlarında prostat kanserinin erkeklerde en sık rastlanan ikinci kanser olduğunu, erkeklerde yeni tanı alan kanserlerin yüzde 14,1’ini oluşturduğunu ve tüm dünyada her yıl 1.4 milyon erkeğe, yani yaklaşık 1 buçuk milyon erkeğe prostat kanseri tanısı konduğunu bildirdi. Bu verilere göre dünyada her yıl 375 bin erkek prostat kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor ve prostat kanseri erkeklerde ölüme neden olan kanserler arasında 5. sırada yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün GLOBOCAN raporuna göre 2020 yılında Türkiye’de ise 19 bin 444 erkeğe prostat kanseri tanısı konmuş.

Prostat kanseri taramasında, üroloji uzmanının prostat muayenesi yapması ve kanda PSA düzeyinin belirlenmesi önemli. Eğer ailevi bir riskiniz varsa bu taramaları 40 yaşında başlatmayı öneriyoruz. Ailesel bir riskiniz yoksa genellikle 50’li yaşlarda ürolojik değerlendirme ve beraberinde kan PSA düzeyinin belirlenmesi ve de bu değerlendirme sonucunda bir olumsuzluk saptanmaması durumunda da 60 yaşından sonra düzenli tarama yapılmalı. Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'da prostat kanseri tarama programlarının başladığı 90’lı yılların ortalarındaki ölüm oranları ile günümüzdeki prostat kanserine bağlı ölüm oranları karşılaştırıldığında izlenen belirgin düşüşün sebebinin hem erken tanı koymak amaçlı tarama programlarının (fizik muayene ve PSA kontrolü) yaygınlaşması hem de tedavi seçeneklerindeki gelişmeler olduğu bildirilmektedir. 

Yapılan prostat muayenesinde bir anormallik saptandığı ve/veya kanda ölçülen PSA değerinde yükseklik olduğu taktirde tanıya yönelik işlemlere geçiliyor. Eskiden direkt prostat biyopsisi yapıyorduk, günümüzde prostat biyopsisi sırasında bize yol göstermesi amacıyla biyopsi öncesinde artık prostat MR’ı çekiyoruz. Daha sonra MR görüntülemesinin bize sağladığı bulgular rehberliğinde prostat biyopsisi işlemini gerçekleştiriyoruz. Prostat MR Füzyon biyopsi yöntemi ile eskiye oranla daha yüksek doğruluk oranları ile prostat kanseri tanısı koyabiliyoruz. Biyopsi örneklemesinden sonra kanser tanısı konan hastalarda hastalığın evrelendirilmesi amacıyla tüm vücut görüntülemeleri yapılıyor. Bundan sonra da tümörün yerleşimine, derecesine ve yaygınlığına göre tedaviler planlanıyor. 

Erken tanı başarılı tedavi ve daha uzun sağkalım açısından önemli

Seneler geçtikçe toplumdaki bilinçlenme de artıyor. Bu kadar sık rastlanan bir kanserde tarama programları artık yerini buldu. Tarama amaçlı olarak ürolojik muayene ve PSA değerleri önemli. Erken tanı koymak daha başarılı tedaviler, o da daha uzun bir sağkalım anlamına geliyor. O yüzden bence en değerli şey insanların bilinçli olması ve düzenli kontrollere gelerek taramalarının yapılması. Bu sayede erken tanı alan kişilerin sonuçları da daha başarılı oluyor. Son 20 yılda hem cerrahların kullandığı başta robotik cerrahi olmak üzere cerrahi yöntemler, hem radyasyon onkologlarının kullandığı cihazlar ve protokoller, hem de nükleer tıp uzmanlarının uyguladığı radyonüklid tedaviler umut vaad ediyor. Ayrıca henüz sınırlı veri olsa da, bağışıklık sistemi tedavileri olarak da bilinen immünoterapi gibi medikal onkologların kullandığı akıllı ilaçlar da hastalara büyük avantajlar sağlıyor. 20 yıl önce elimizde kısıtlı tedaviler vardı. Şu anda hastalığın farklı evrelerinde kullanabileceğimiz tedavi seçeneklerimiz gerçekten fazlasıyla artmış durumda. 

Yalnızca prostat kanserinde değil tüm kanserlerde kişiye özel tedaviler uygulanıyor. Tüm tedaviler kişiye özgü uygulanmaya başladı. Bu da zaten teknolojinin ve artan bilginin beraberinde getirdiği bir sonuç. 

Kültürel nedenlerle prostat muayenesinden kaçınmak yanlış

Erken tanı çok önemli. Özellikle ükemizde ve doğu toplumlarının çoğunda ne yazık ki kültürel olarak prostat muayenesinin yapılma şeklinden kaynaklı ayıplama, korkma, çekinme gibi durumlar söz konusu. Oysa bu kadar sık görülen bir kanserden korunmak için bu kadar basit bir muayeneden kaçınmanın hiçbir mantığı yok. Hastaya prostat muayenesi yapılmalı, PSA testine bakılmalı ve bunların ışığında hastanın prostat kanseri açısından değerlendirilmesi sağlanmalı. Hele ki ailesinde prostat veya meme kanseri hikayesi olan kişilerin 40’lı yaşlarda ilk muayenelerini yaptırmaları şart. 

Prostat kanserinin belirtisi yok

Prostat kanserinin pek belirtisi yok. Prostat kanseri hiçbir belirti de vermeyebilir çünkü prostat zaten var olan ve 50’li yaşlarda doğası gereği büyüme eğiliminde olan bir organ. Genellikle bu büyümeye bağlı işeme şikayetleriyle kontrole geliniyor. İleri evre prostat kanserinde ise genellikle idrarda kan şikayeti ile başvurular oluyor. Prostat kanseri ilk olarak bel omurlarına ve omurgaya sıçrama yaptığı için bel ve sırt ağrılarıyla da hastalar doktora başvurabiliyor. İdrarın kesik kesik yapılması ise genellikle prostatın büyümesiyle bağlantılı bir durumudur. Prostat iyi huylu da büyüyebilir, kansere bağlı olarak da büyüyebilir. Kansere özgü bir bulgu olmasa da üroloji muayenesine gidilmesini önemli. 

Prostat kanserini önlemenin tek yolu düzenli kontroller

Prostat kanserini önlemenin herhangi bir yolu yok. Bu kanser erkeklerde en sık rastlanan ürolojik kanser olmasına rağmen mesane ya da böbrek kanserindeki belirgin sigara etkeni gibi belirli bir nedeni veya alınabilecek belli önlemler yok. Ancak her hastalıkta olduğu gibi riski azaltmak için sağlıklı bir yaşam sürmek önemli. Dengeli beslenme ve dengeli fiziksel aktivite sağlığı olumlu etkiliyor ancak prostat kanseri açısından mucizevi bir önlem yok. Tek önerimiz dengeli bir yaşam sürmek ve düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemek.

Paylaş WhatsApp
Randevu Al
Doç. Dr. İlker Tinay
Doktorun Biyografisini Gör

Doç. Dr. İlker Tinay, 2003 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Üroloji ihtisasını 2003-2008 yılları arasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nda tamamladı. Asistanlığı sırasında; böbrek transplantasyonu eğitimi için 2005 yılında Humboldt Üniversitesi Charite Virchow Kliniği’nde ve temel laparoskopi eğitimi için de 2007 yılında Almanya’da Heidelberg Üniversitesi Heilbronn Kliniği’nde bulundu. 
Uzmanlık eğitimi sonrası askerlik görevini 2009-2010 yılları arasında Balıkesir Asker Hastanesi'nde ve Devlet Hizmet Yükümlülüğü'nü de 2010-2011 arasında Siirt Kurtalan Devlet Hastanesi’nde yerine getirdi. 
2011 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nda öğretim görevlisi olarak göreve başladı, 2014 yılında Yardımcı Doçent ve 2017 yılında da Üroloji Doçenti ünvanlarını aldı. 
2014-2015 arasında Türkiye Kanserle Savaş Vakfı bursu ile Amerika Birleşik Devletleri’nde Harvard Medical School’a bağlı Brigham and Women’s Hospital ve Dana-Farber Cancer Institute’da 1 yıl süreyle Üroonkoloji alanında temel bilim ve klinik çalışmalarda bulundu. 
2010 yılında Fellow of European Board of Urology (FEBU) Diploması'nı almaya hak kazandı. 2018 yılında Fellow of American College of Surgeons (FACS) ünvanı aldı. 
Doç. Dr. Tinay, 2021 yılı Şubat ayı itibari ile Anadolu Sağlık Merkezi üroloji uzmanı olarak görevini sürdürüyor. 


Randevu almak artık daha da kolay!

Apple Store ve Google Play Store’dan indireceğiniz Anadolu Sağlık Online Servisler uygulamasıyla işlemlerinizi çok daha hızlı yapabileceksiniz.

Uygulamamızı şimdi indirirseniz anında dilediğiniz doktordan online randevu alabilir, test ve görüntüleme sonuçlarınıza kolayca ulaşabilir ve geçmiş doktor ziyaretlerinizi görüntüleyebilirsiniz.

app store
google play

Öncelikle Anadolu Sağlık Merkezi olarak birinci önceliğimizin hasta/hasta yakınlarımızın ve çalışanlarımızın sağlığı olduğunu belirtmek isteriz. Bu doğrultuda, dünyadan sonra Türkiye’de de Coronavirus (COVID–19) vakası görülmesinin ardından hastalarımızı ve refakatçilerimizi korumak ve güvenliklerini en üst seviyede tutmak amacıyla hastane yönetiminin aldığı önlemler çerçevesinde hasta ziyaretlerine bir süreliğine izin verilmeyeceğini paylaşmak isteriz.

Hastanemizde yatan hastalarımıza yalnızca bir refakatçinin eşlik etmesini önemle rica ederiz.

Anlayışınız için teşekkür ederiz.