cover image

Memenin İyi Huylu Hastalıkları

okuyabilirsiniz.

Fibrokistik meme hastalığı

  • Memenin en sık görülen lezyonudur.
  • Tüm kadınların yaklaşık %60′ında görülür.
  • 30-50 yaş arasında sık rastlanır.
  • Menopoz sonrası ender görülür.
  • Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Menopoz sonrası nadir görülmesi, yumurtalık hormonlarıyla ilişkisinin olduğunu düşündürmektedir.
  • Risk etmenleri: Kalıtım ve beslenmeyle (aşırı yağlı beslenme, fazla kahve tüketimi) ilişkili olabilir.

Memenin İyi Huylu Hastalıkları

İçi sıvı dolu kesecikler olan kistler, memedeki süt kanalı bezlerindeki genişlemeler sonucunda oluşur. Her 14 kadından birinde ve sıklıkla 40-49 yaş arasında görülür. Genel olarak memedeki kitlelerin %25’ini oluşturur. Kistlerin beşte biri 1 cm'den büyük ve yarısı da birden fazladır. Emziren annelerde galaktosel denen içi sütle dolu kistler görülebilir. Basit kistlerin yarısından çoğu ilk yıl kaybolurken, yüzde 12’si ise 5 yıl sonra hala görülebilir. Adetlerle ilişkili kistler büyüyüp küçülebilir. Ele gelen veya ağrılı kistlerdeki sıvı, enjektörle boşaltılabilir. Bu işlem sonrası 3 aylık takipte kist tekrarlamıyorsa ve içeriği kanlı değilse, bu selim veya basit bir kist özelliği taşıyor demektir. Kist içeriği kanlı ise intrakistik kanserler görülebileceğinden örneklerin patolojiye gönderilmesi gerekir. Bu nedenle şüpheli durumlarda cerrahi olarak bu tür kistler çıkarılır. Kahve, çay ve çikolata, yağlı gıda tüketiminin memelerdeki bu yakınmaları arttırdığı bazı hastalar tarafından gözlenmiştir.

Fibroadenomlar

  • Genç kızlık dönemi ve 20 li yaşlarda en sık görülür.
  • 30 yaşın üstünde nadiren görülür.
  • Tek veya her iki memede, bir veya daha çok sayıda olabilir.

Kadın memesinde en sık görülen iyi huylu tümörlerden biridir. Süt bezlerinin aşırı büyümesi ile oluşan kitlelerdir. Gelişmesinde östrojen (kadınlık hormonu) aktivitesindeki artışın rol oynadığı düşünülmektedir. Fibroadenomlar genellikle yuvarlak hatlı, düzgün yüzeyli, çevre dokulardan keskin sınırlarla ayrılabilen, ağrısız, lastik kıvamında ve hareketli lezyonlardır. Boyutları bazen milimetrik düzeyde iken, zaman zaman bir kaç santimetre çapına ulaşabilir, nadiren 5-10 cm büyüklüklere kadar da varabilir. Bazı kadınlarda tek olurken bazı hastalarda birçok fibroadenom görülebilir. Bazen yıllarca aynı boyutta kaldıklarını, hatta gerileme döneminde küçülebildikleri görülmüştür. Ancak bazıları da büyümeye devam ederler ve memelerde şekil bozukluğuna yol açarlar.

Fibroadenomların üçte ikisi basit fibroadenomlardır ve ek risk faktörü yoksa (aile hikayesi gibi) meme kanseri riskini artırmaz. Kompleks fibroadenomsa ve aile hikayesi varsa meme kanseri riskini 3 kat artırdığı gözlenmiştir. 40 yaş üzeri kadınlarda, büyüme hızı fazlaysa (birkaç hafta içinde birden büyümüşse), 2 cm'den büyükse, meme kanseri açısından aile hikayesi mevcutsa fibroadenomların mutlaka çıkarılması gerekir. Ergenlik çağındaki genç kızlarda hızlı büyüyen dev fibroadenomlar (5 cm'den büyük) görülebilir. Bunların da cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir.Fibroadenom da özetle izlenen yol Muayene + Radyolojik tetkik + Biyopsi alınarak yapılan patolojik inceleme

Yağ nekrozu

  • Travmaya bağlı olarak gelişir.
  • Kitlenin yakınındaki deride morluk görülebilir.
  • Kitlede duyarlılık olabilir.
  • Deride veya meme başında çökme ve çekinti olabilir.
  • Biyopsi yapılmadan meme kanserinden ayırt edilemez.

Filloides
Tüm meme tümörlerinin yüzde 1’inden azını oluşturuyor. Klinik olarak dev fibroadenomlarla karıştırılır. Dev fibroadenomlardan patolojik olarak, klinikte nüks etmesi ve başka organlara yayılmasıyla ayırt edilir. Gerek ultrasonografi ve mamografi, gerekse MR görüntülemede fibroadenomlarla filloides tümörlerini ayırt etmek zor olabilir. Kesin tanı cerrahi olarak tüm kitlenin çıkarılması sonucu patolojik incelemeyle ortaya koyulmaktadır.

Filloideste temel tedavi cerrahi olarak kitlenin çıkarılmasıdır. Memede kozmetik olarak yeterli doku kalıyorsa, etrafında 1-2 cm. temiz doku kalacak şekilde meme koruyucu cerrahi yapılabilmektedir. Tüm memeyi kaplayan, örneğin 20 cm. büyüklüğünde bir tümör varsa ancak tüm memenin alınmasıyla çıkarılabilir. Memenin alınmasını takiben, aynı seansta plastik cerrahi operasyonlarla protez konulabilir.

Meme ucundan akıntı
Kadınların yaklaşık %20 si meme ucundan akıntı şikâyeti ile doktora başvururlar. Meme ucundan gelen akıntı, ele gelen şişlik ve meme ağrısından sonra kadınların meme şikâyeti ile doktorlara en sık başvurduğu üçüncü nedendir. Meme ucundan gelen akıntılar çoğunlukla memedeki hormonal dengesizlik veya papillom gibi kanser olmayan değişimlerin sonucudur. Bunun yanı sıra, meme ucu akıntılarının küçük bir yüzdesi meme veya meme ucu kanseri belirtisi olabileceğinden, meme ucundan gelen ve zamanla kesilmeyen akıntılar doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Genelde temiz, sütlü, sarımtırak veya yeşile kaçan akıntılar meme kanseri ile ilişkili değildir. Kanlı akıntılar ise önemlidir ve bunların %10’u kadarında kanser tespit edilir. Meme ucundan gelen akıntı kanlı veya sulu, kırmızı, pembe veya kahverengi renkte ise ve meme ucunu sıkmadan kendiliğinden gelirse dikkate alınmalıdır. Hastalık belirtisi olan bir akıntı herhangi bir zorlamaya gerek duymadan kendiliğinden akar.

Memeden süt gelmesi (Galaktore)
Bu şekilde anormal bir dönemde memeden süt gelmesi, memede süt yapımına neden olan hormonların artmış olduğunu düşündürür. Memede süt yapımını sağlayan prolaktindir. Bu hormon beyinden üretilir ve memeden süt salınmasını uyarır. Aşırı prolaktin üretimi memeden normal olmayan zamanlarda da süt salınımı meydana gelir. Bu nedenle hastanın meme dışında beyinde (hipofizde) bir hastalığı olup olmadığı araştırılmalıdır.

Süt kistleri (Galaktosel)
Süt kistleri kadının hamilelik veya emzirme döneminde meydana gelebilir. Bunlar her zaman iyi huylu ve kanser olmayan oluşumlardır. Çoğu zaman hareketli, düzgün ve yumuşak olarak karşımıza çıkmakla birlikte sert ve hareketsiz de olabilirler. Bunlara genellikle müdahale edilmez ancak rahatsızlık veriyorsa ince iğne ile içlerindeki sıvı çekilerek kurutulabilirler.

Süt kanallarında papillom (intraduktal papillom)
İntraduktal papillom süt kanallarından kaynaklanan, kanser olmayan, siğile benzer şekilde büyüyen oluşumlardır. Papillom genellikle meme ucuna yakın büyük bir süt kanalını da etkileyerek kanlı bir akıntıya neden olabilir. Gerçektende hastanın en önemli şikayeti meme başından kanlı akıntıdır. Bazen meme ucundan uzakta birden fazla papillom da görülebilir. Bazen de epitelyal hiperplazi ile birlikte olabilir (kanser gelişme riski hafifçe yüksek).

Papillom tanısı memedeki süt kanalının “galaktogram (veya duktogram)” olarak adlandırılan görüntüleme yöntemi ile konulabilir. Son yıllarda kullanılmaya başlanan duktoskopi (meme ucundan milimetrik endoskop sokularak süt kanallarının gözle izlenmesi) bu hastalar için en iyi tanı yöntemidir. Bu yöntemle hem lezyonlar direkt olarak gözle görülür, hem de sitoloji ve patolojik inceleme için numuneler almak mümkündür.

Ancak pek çok cerrah hem kesin tanı için hem de tedavi için papillomun ve geliştiği hemen yakınındaki bölgenin çıkarılmasını önerirler (kanal eksizyonu). Bu durumda meme areolasının (meme başının kenarındaki koyu renkli yuvarlak bölüm) hemen yanından yapılan küçük bir kesi ile süt kanalı çıkartılır ve patolojik inceleme ile kesin tanı konulur.

Süt kanallarında genişleme (duktal ektazi)
Duktal ektazi süt kanalının genişlemesi ve sertleşmesidir. Süt kanallarında genişleme daha çok 40 ve 50 yaş grubundaki kadınlarda görülür. Hastanın yakınması, yeşil-siyah renkli, koyu kıvamlı yapışkan bir sıvının meme başından gelmesidir. Meme başı ve hemen yakın çevresindeki dokular, kızarık ve ağrılı olabilir. Kitle oluşması durumunda kanser ile karıştırılabilir. Hiçbir tedavi yapılmadan kendiliğinden düzelen pek çok hasta vardır. Basit ağrı kesiciler ve ılık kompres uygulamaları faydalı olur. Genellikle cerrahi müdahaleye gerek kalmaz. Nadiren genişlemiş süt kanalını veya kanallarını cerrahi ile çıkarmak gerekli olur.

Mastit
Genel olarak hamilelik döneminde görülen ve hamilelik dönemi dışında görülen olmak üzere ikiye ayrılır. Mastit doğumdan sonra ortaya çıkıyorsa mastitis puerperalis ve başka zamanlarda ortaya çıkıyorsa mastitis nonpuerperalis denir. Mastitin ağırlığı farklı şekilde ortaya çıkar ve bazen hidroterapi ile tedavi yeterli iken bazen de ilaç gerekebilir.

Mastitis Puerperalis: Hamilelik sırasında ve loğusalıkda süt verme döneminde süt kanallarının tıkanması yüzünden oluşur. Göğüs etrafında veya meme uçlarında oldukça ağrılı bölgeler oluşur ve ateşe veya grip benzeri belirtilere yol açar.

Mastit basit tıkanıklıklardan, ağrıya, ateşe varan çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda aşırı ateş antibiyotik ile tedavi erektirebilir. Yalnızca %10 kadarı cerrahi ile çıkarılmayı gerektirecek apselere yol açar.

Mastitis Nonpuerperalis: Hamilelik dışında görülen türüne ise genellikle 60 yaşını aşmamış ve doğurgan olan kadınlarda rastlanır. Yeni doğan bebeklerde de veya ergenlik öncesi çocuklarda nadir olarak görülebilir.

Ergenlik öncesi mastit ergenliğin ilk dönemlerinde ya da ergenlikten hemen önce kız ve erkek çocuklarda görülür. Herhangi müdahaleyi gerektirmeden kendiliğinden iyileşir.

Mastitin teşhisi çok çok kolaydır. Meme iltihaplanması ağrı, kızarma ve göğüs ısısının artması gibi faktörlerle kendini belli eder. Meme ağrılarında da mutlaka doktor kontrolü gerekmektedir. Meme iltihaplanması ağrıya sebep olduğu gibi memede oluşan tümör yapıları da aynı şekilde rahatsızlık verir. Genellikle memenin yalnız bir bölümünde ve meme ucu ve başına yakın yerlerde, memenin yukarı ve iç yanlarında şu belirtilere rastlanır:

  • Kızarıklık
  • Ağrı
  • Hissedilir bir kütle
  • Bölgesel ısınma
  • Şişmiş lenf düğümleri
  • Apse