cover image

“Oğlumun varlığı sayesinde hayata tutunarak kanseri yendim”

okuyabilirsiniz.

Kanserin acı yüzü ile henüz 11 yaşındayken tanışan Songul Alemdar, önce 27 yaşındaki ağabeyini akciğer kanserinden, 8 yıl sonra ise babasını kolon kanserinden kaybetti. Meme kanseri ile 30 yaşında yüzleştiğinde öleceğini düşünen Songül Alemdar umut veren iyileşme öyküsünü anlattı. Çok sevdiği bir arkadaşı meme kanseri tanısı aldığı gün kendi kendini muayene eden ve memesinde bir kitle fark eden Alemdar, “Elimi attığımda kitle hemen elime geldi. Adet döneminde kadınlarda bu tarz kitleler çıkıp kaybolabildiği için biraz bekledim. Sonrasında bir kadın sağlığı merkezine gittim ve kitlenin kötü huylu olduğunu öğrendim. Tedavi sürecinde 10 yaşındaki oğlum bana ‘Anne bu hastalık öldürür mü?’ diye sorduğunda bütün gün birlikte ağladık” dedi.

“Oğlumun varlığı sayesinde hayata tutunarak kanseri yendim”

Özel bir şirkette Personel ve Muhasebe Sorumlusu olarak çalışan 40 yaşındaki evli ve bir çocuk annesi Songül Alemdar meme kanseriyle tanışma hikayesini “Çok yakın bir tanıdığım meme kanserine yakalandı. Çok üzülmüştüm, aynı yaşta çocuklarımız vardı. O akşam yatağa yatmadan ‘Ben de kendimi kontrol edeceğim’ dedim. Elimi attığımda kitle hemen elime geldi. Fındık tanesi kadardı. Adet döneminde kadınlarda bu tarz kitleler çıkıp kaybolabildiği için 10 gün bekledim. Sonrasında bir kadın sağlığı merkezine gittim. Orada acil görüntülemeye yönlendirdiler ve tümörün kötü huylu olduğunu ve acil biyopsi yaptırmam gerektiğini söylediler. 2010 yılının Eylül ayında meme kanseri tanısı kondu. Şok geçirdim çünkü kanser benim ailemde 2 tane can almıştı” şeklinde anlattı.

Duştayken saçlarımın yarısı elime geldi

Kanser tanısının ardından kitlenin alınarak, çevresinin temizlendiğini belirten Songül Alemdar “Neyse ki koltuk altımda değil, sadece mememdeydi kitle. Doktorum, Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal saçlarımı kestirmem gerektiğini söyledi. Saçlarım benim için çok özeldi. Hatta lisede okula alınmamayı bile göze alıp uzatmıştım. Serdar Bey’e kesinlikle kestirmeyeceğimi söyledim. O da öbür türlü daha çok üzüleceğimi, çünkü saçlarımın döküleceğini söyledi. 6 kür kemoterapi aldım. 2. kürden sonra doktorumun dediğine geldim, duş alırken saçlarımın yarısı elime gelmişti. Mecburen saçlarımı kazıttırdım. 6 kür kemoterapi sürecinin 4’ten sonrası çok kötüydü. Kusma, mide bulantıları, sürekli uyuma hali, halsizlik, kemik ağrıları… Bunlar zor ve kötü süreçlerdi. Herkes 21 günde bir alırken benim yaşım genç olduğu için ben 14 günde bir aldım. Sonra kan değerlerim iyi olduğu için ışın tedavisine karar verildi. 35 gün boyunca hafta içi her gün ışın aldım. 20’nci günden sonra göğsüm yara oldu. Ancak kremlerle 35 günü bir şekilde atlattım. O da geçti. 3 ay sonra kontrole gitmeden göğüs kafesimde komple bir ağrı yayıldı, hareket edemedim. Tedaviler nedeniyle çok terlediğim için cereyanda kaldığımı ve üşüttüğümü düşündüm. O gün kontrole gittiğimde kanserin kemiklerime de sıçradığını öğrendim ve tekrar yıkıldım” dedi.

Suni yolla menopoza girdi

Kemikte metastazın ardından başka yerlere de sıçrama ihtimali üzerine PET/CT çekilen ve testler sonucunda kanserin başka bir yere sıçramadığını öğrenen Songül Alemdar “Yakın zamanda kemoterapi ve aynı bölgeye ışın tedavisi aldığım için Prof. Dr. Serdar Turhal kemik güçlendirici tedavi uygulamaya karar verdi. Yaklaşık 5 yıl kemik güçlendirici kullandım. 5 sene sonra MR’larda tümörün stabil şekilde durduğu görüldü. Dolayısyla 1 senedir kemik güçlendiriciyi durdurduk. Ayrıca kemoterapiden sonra suni yolla menopoza soktular beni. 3 ayda bir iğne vuruldum. Çünkü kadın hormonunun çalışması kanser hücrelerinin yenilenmesini tetikliyormuş. Dolayısıyla önlem amaçlı menopoza girmem sağlandı. Yaklaşık 5-6 yıl bu şekilde menopozda yaşadım. Ancak ilacı kestikten sonra çok şükür menopozdan çıktım. Geçici bir menopoz dönemiydi” açıklamasında bulundu.

 

Doktorun yanından çıktığımda 1 saat ağladım, öleceğimi düşündüm”

Hastalığa yakalandığında oğlunun 10 yaşında olduğunu, şimdi ise 17 yaşında bir delikanlı olduğunu söyleyen Songül Alemdar “Kanser olduğumu öğrendiğimde ilk aklıma gelen oğlumdu. Kime bırakacağımı düşündüm. Ben 11 yaşındayken 27 yaşında akciğer kanserinden ağabeyimi kaybettim. 19 yaşındayken de babamı kolon kanserinden kaybettim. Kanser benim hayatımda hep ölüme sebebiyet vermişti. Bana mememdeki kitle için kötü huylu denmişti. Bu nedenle de hemen öleceğimi düşündüm. Doktorun yanından çıkıp bir saat ağladım. Oğlumu kime emanet edeceğimi düşündüm. Beni hayata bağlayan sebeplerden biri oğlumdur. Oğlumun varlığı sayesinde hayata tutunarak kanseri yendim. Ayrıca çalışmak da beni ayakta tuttu. Drenli kolumla işe gidip, çalışanlara maaş dağıttım. Günlük rutin hayatımı hiç bırakmadım. Kemoterapiyi aldığım ilk hafta çok kötü oluyor, kafamı hiç kaldıramıyordum ama zor da olsa sabah kalkıyordum ve kusacağımı, tat alamayacağımı bilsem de kahvaltımı yapıyordum. Zorla da olsa meyve yerdim. O bir haftanın sonunda damak zevkim yerine gelmeye başlıyordu. Tam toparlanınca ikinci kürün tarihi geliyordu. Tekrar ağzımın tadı kaçıyordu. Çok zor bir süreçti. Yıkıldım, dibe çöktüm. İlaçların etkisiyle halüsinasyonlar görüyordum. Bir gün kemoterapiden çıkmıştım, lavaboda kusacaktım; gözlerim bacaklarıma takıldı ve sanki kemiklerimi gördüm. ‘Ölüyorum herhalde’ diye düşündüm. Aslında o kadar bir kilo kaybım olmadı. Kemoterapiye 63 kiloyla başladım, 61 kiloyla bitirdim. Ancak hepsini atlattım” dedi.

Bu hastalığın öldürme şansı var mı?”

Aile desteğinin çok önemli olduğunu anlatan Songül Alemdar yerinden kalkamadığı zamanlarda bile eşinin kendisini dışarı çıkardığınıi hatta peruk almaya bile birlikte çıktıklarını anlatarak “Birkaç tane peruğum var, eşimle birlikte seçtik. Hastanın süreci kabullenmesi önemli. En başta tabii ben de çöktüm. Ancak sonra ‘Hayat devam ediyor, benim sorumluluklarım var, devam etmek, yaşamak zorundayım’ diye düşündüm. İlk başta, hatta ameliyattan çıkana kadar kabullenebilmiş değildim durumumu. Beni ameliyattan sonra onkolojiye sevk ettiklerinde dank etti. Oğlumu görmeyeli 2 gün olmuştu. Eşime oğlumu getirmemesini söyledim. Ağlamak istiyordum, insanlar vardı ve ağlayamıyordum. Kafamda binbir tane şey dönüyordu. ‘Neden onkoloji?’ diye düşünüyordum, orada ne işim vardı? Ki kötü huylu tümör olduğu da söylenmişti. Buna rağmen kabul edemiyordum kanser olduğumu. Hastaneden çıkana kadar oğlumu görmek istemedim. Bu hastalık konusunda birbirimizle hiç yüz yüze konuşmadık. Bir gün evde halsiz yatıyordum, oğlum geldi elimi tuttu ve ‘Anne sana bir şey soracağım’ dedi. ‘Sor annecim’ dedim. ‘Ne zaman iyileşeceksin?Hep hastasın’ dedi. ‘Bilmiyorum annecim’ dedim. ‘Bu hastalığın öldürme şansı var mı?’ diye sordu. O gün bizim için çok kötü bir gündü. Hayatımın en kötü günüydü... Oğlumla çok ağladık, isyan ettik. Öleceğimi düşündüm. O gün ilk öğrendiğimden daha kötü bir dibe çöküş yaşadım. Ancak ertesi gün kendimi toparladım ve hayatıma devam ettim. Şu an sadece rutin kontrollere gidiyorum. Meme kanserini ve zor günleri atlattım. Kısa saçlarımı da çok seviyorum” şeklinde konuştu.

 

******

Songül Hanım hastalığıyla çok güzel başa çıktı”

Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal ne diyor?

Songül Hanım’ın kanseri başlangıçta yakalanıp, erken evrede de ameliyat edilmesine rağmen 1 yıl geçmeden kemik metastazları ortaya çıktı. Böyle bir durum pek çok hastamızda kötüye işaret bir durum olsa da hastamız bu durumuyla çok güzel başa çıktı. Tedavi uyumu çok iyiydi, kritik dönemde sağlığıyla ilgili doğru kararlar verdi. Uzunca bir süredir herhangi gösterilebilir bir hastalık emaresi yok. Bunun üzerine bir süre gözledikten sonra tedavilerini de basitleştirdik ve sorunsuz izliyoruz. Songül hanım, her hastanın hastalığının seyrinin, özel olduğunun bir başka güzel kanıtı. Başka hastaların hastalığının seyrinin üzerinde durmadan, kendisinin iyi olmasına odaklanmanın başarılı bir örneği.