cover image

Prostatın “ABC”si

okuyabilirsiniz.

Büyüyor, iltihaba dönüşüyor ya da kanser oluyor… Erkeklerin belirli bir yaştan sonra tanışmak zorunda kaldıkları prostat, beraberinde getirdiği önemli sağlık sorunlarıyla adeta erkeklerin kabusu. Özellikle orta yaşlardan itibaren ortaya çıkan ve üç farklı grupta toplanabilecek bu sorunlar, her erkek için zorlu bir sınav gibi. Anadolu Sağlık Merkezi Uzmanları prostat büyümesi, prostat iltihapları (prostatitler) ve prostat kanseri hakkında her erkeğin bilmesi gereken temel noktaları anlatıyor.

Prostatın “ABC”si

A. Prostat büyümesi

Tıbbi bir deyim olan “Benign (iyi huylu) Prostat Hiperplazisi” karşılığı olarak kullanılan prostat büyümesi, aslında prostatın bazı hücrelerinde mikroskopla saptanabilen hücresel  büyümesini ifade ediyor. Geleneksel olarak, idrar yapma güçlüğü, bu değişikliklerin neden olduğu tıkanıklıkla ilişkilendiriliyor. Günümüzde bu belirtilerin en az prostatla ilgili olanlar kadar sık görülen farklı nedenlerden kaynaklandığı biliniyor. Bunlar arasında ise; aşırı aktif mesane, 40 yaş üzeri erkeklerde geceleri idrar miktarının artmasına bağlı idrara kalkma, prostat iltihabı (prostatit), üretra darlığı, nöropatik mesane gibi durumlar var. Sonuç olarak, günümüzde ‘prostat büyümesi’ deyimi yerine, ‘alt üriner sistem (idrar yolları) belirtileri’ deyimi daha doğru bir ifade olarak kabul ediliyor.   Günümüzde iyi huylu prostat büyümesinin, prostatın belirli bir bölümündeki hücrelere karşı vücudun bağışıklık sisteminin verdiği iltihabi (yangısal) bir yanıt olduğu görüşü ağırlık kazanmış durumda. Bu durum tıbbi terminolojide “otoimmün inflamasyon” olarak ifade ediliyor ve prostat nodüllerinin, kronik doku hasarı ve sonrasındaki iyileşme süreçleri sonucunda gelişiyor.  

Prostat ne zaman tedavi edilmeli?

Belirtilerin çok çeşitli nedenleri olabildiği için tedavi seçenekleri de aynı şekilde çeşitli olabiliyor. Hatta sistematik bir değerlendirme ile ilaç tedavileri, non invazif ve invazif cerrahi teknikleri gibi kişiye özel bir yaklaşıma ihtiyaç duyuluyor. Söz konusu belirtilerin herhangi bir tedaviyi gerektirecek kadar rahatsızlığa neden olmadığı durumlarda ise, eğer sağlığı tehdit eden bir durum da yoksa hasta bazı tavsiyelerle düzenli olarak takip edilebiliyor.  

 Prostat için önemli tavsiyeler

  • Rahatsızlığa neden olabilecek durumlarda sıvı alımını kısıtlayın (geceleri ve toplum içinde olunduğunda). 
  • Hem idrar miktarını artıran hem de mesaneyi uyaran asitli ve kafeinli içecekleri dikkatli tüketin.
  • İdrar yaparken yeterince gevşeyin ve her defa iki kez idrar yapın.
  • İdrar yapma sonrası damlamayı engellemek için üretrayı sıvazlayın.
  • Dikkati sürekli idrar ihtiyacına yoğunlaştırmayı engellemeye çalışın. 
  • Her idrar ihtiyacında tuvalete gitmek yerine bunu erteleyerek, aralıkları açmaya çalışın.
  • Kullanılan ilaçları idrar konforunu artıracak şekilde düzenleyin. 
  • Kabızlığa engel olun.  

B. Prostat iltihabı

Prostat sadece büyümesiyle değil, aynı zamanda iltihaplarıyla da önemsenmesi gereken bir organ. Özellikle genç ve orta yaş grubunda üç farklı enfeksiyon tipi görülüyor. Prostat iltihapları denildiğinde karşımıza; kronik bakteriyel iltihaplar, akut bakteriyel iltihaplar ve bir de bakteri kökenli olmayan non-bakteriyel iltihaplar olarak üç farklı tablo çıkıyor. Kronik ve akut olan tiplerdeki bulaşma, hastaların % 70’inde var olan etken bakterilerle gerçekleşiyor. Söz konusu bu bakteriler böbreklerden, mesaneden ya da şüpheli bir cinsel ilişkiden kaynaklanabiliyor. Ayrıca dışarıdan yapılan tıbbi müdahaleler (sonda takılması gibi) de bir diğer bulaşma şekli. Tüm bunların dışında bakterisiz dediğimiz non-bakteriyel iltihaplar ise; idrar yolları içindeki basıncın artışına bağlı olarak idrarın prostat kanallarından içeriye geçişi ve prostat bezine temasıyla prostat içinde kimyasal bir reaksiyon meydana getirmesiyle ortaya çıkıyor.  

Prostat belirtileri nelerdir?

Prostat enfeksiyonlarının en çok karşılaşılan belirtisi sık idrara çıkma olarak görülüyor. Bunun yanı sıra; idrar yaparken yanma, gece idrara kalkma, tam idrar yapamama hissi, yumurtalıkların altından başlayıp mesane bölgesine kadar yayılan ağrılar da diğer belirtiler arasında sıralanıyor. Özellikle akut tipi iltihaplanmada ateş, kas ve eklem ağrıları da olabiliyor. Bunun yanında erken boşalma, sebepsiz olarak meni sıvısının gelmesi, orgazm sonrasında ağrı gibi cinsel sorunlara da yol açabiliyor. Hastalarda bu belirtilerin bir kısmı ya da birkaçı görülebilirken; tek bir belirti dahi görülse şüphe duyulması ve uzman bir hekime danışılması gerekiyor.  

Prostat teşhisi nasıl konur?

Teşhis aşamasında hastanın öyküsünü dinlemek, idrar tahlili ve prostat muayenesi ilk yapılacaklar olarak sıralanıyor. Bu tetkikler teşhis için genellikle yeterli oluyor. Bunların dışında gerekli görüldüğü durumlarda dörtlü bardak testi (dörtlü idrar ve prostat sekresyon testi) ya da PSA adlı kan tahlili yapılabiliyor.  

Prostat tedavi süreci

Prostat iltihaplarının akut olan tipinde, yoğun ve hızlı bir antibiyotik (prostatı yumuşatan) tedavisi uygulanırken; bu antibiyotiklerin prostata etki etme yüzdesini artıran, idrar yapmayı rahatlatan ilaçlar da tedaviye eklenebiliyor. Kronik tip enfeksiyonlarda ise yine benzer bir antibiyotik tedavisi uygulanıyor ancak bu üç aya kadar yayılabiliyor, özellikle kronik ve non-bakteriyel enfeksiyonlar tekrarlayıcı olabiliyor.  

Prostat tedavisinde geç kalınırsa ne olur, hastanın başına neler gelir?

Özellikle akut olan iltihap türünde geç kalındığında hasta yoğun bakıma kadar gidebiliyor. Kronik tipi iltihaplanmada ise hasta tedavi edilmediğinde en çok cinsel hayatında problemler yaşıyor. Bu da erken boşalma, ereksiyon bozukluğu gibi sorunlar şeklinde kendini gösteriyor. Bu sonuçlar kişinin depresyona girmesine dahi neden olabiliyor. Prostat iltihaplarında görülen belirtilerin hiçbiri yoksa, erkeklerin 40 yaşına kadar prostat muayenesi yaptırmasına gerek olmadığı söyleniyor ancak prostat kanseri için 40 yaşından itibaren kontrollerin başlaması gerektiğinin de altı çiziliyor.  

Prostatın iltihap olmasını istemiyorsanız…

  • Liften zengin gıdalarla beslenin.
  • Düzenli bir cinsel hayata dikkat edin. 
  • Acı, ekşi ve baharatlı gıdalardan uzak durun. 
  • Kafein içeren çay ve kahve gibi içecekleri mümkün olduğunca azaltın.
  • Soğuk havalarda kasıklarınızı sıcak tutun. 
  • Soğuk zeminlere oturmayın.  

 

C. Prostat kanseri

Rakamlara göre, prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türü. Erkek olmak tek başına prostat kanseri için bir risk faktörü olarak kabul ediliyor. Erkeklik hormonu testosteronun varlığı, erkeklerde kanser riskini artıran en önemli faktör olarak görülüyor. Bir diğer önemli risk faktörünün ise ırk olduğu belirtiliyor. Prostat kanseri özellikle Afrika kökenli erkeklerde, Amerika ve Kuzey İskandinav ülkelerindeki erkeklerde daha sık görülüyor. Bazı ailelerde ise yapısal olarak prostat kanseri riski daha yüksek oluyor. Üstelik daha erken yaşlarda ortaya çıkıyor ve daha agresif seyrediyor. Bu nedenle ailesel kaynaklı prostat öykülerinde, gerekli kontrollerin daha sık yapılması öneriliyor.  

Yaş 40’a gelince…

Prostat kanserinin erken evrede kendine has bir belirtisi olmadığı gibi eğer hastalık prostat bezinin dışına çıkmış, vücuda yayılmışsa ve özellikle kemikleri tutmuşsa ağrılar ve idrar yapmada zorluklar ortaya çıkabiliyor. Ancak bunlar ileri evre prostat kanserinde görülüyor. Erken tanı için özellikle 40 yaşını geçen her erkeğin düzenli olarak prostat muayenesi olması ve tanıda kullanılan PSA adlı tetkiki yaptırması gerekiyor.  

Robotik cerrahi ile prostat tedavisi

Genellikle orta ve ileri yaşlarda görülen prostat kanserinde tedavi için ilk olarak hastalığın hangi aşamada olduğunun bilinmesi gerekiyor. Uygun bir tedaviye karar vermek için; kanser sadece prostat bezinin içinde midir, kanser hücrelerinin ne denli kötü özellikleri var ya da hastanın yaşam beklentisi nedir gibi bazı soruların yanıtlanması gerekiyor. Eğer hastalık prostat bezinin dışına çıkmış ve bir yayılım göstermişse, bu durumda prostat kanserinin kökten tedavisi söz konusu olamıyor. Böyle durumlarda kanserin neden olduğu ağrı ve diğer sıkıntıları hafifletici tedaviler devreye giriyor. Fakat hastalık prostat bezinin içinde sınırlıysa, yani herhangi bir yere sıçramamışsa, beraberinde kişinin yaşam beklentisi 10 yıl ve üstündeyse, en etkili tedavi yöntemi cerrahi olarak görülüyor.   Günümüzde açık cerrahi giderek azalıyor, robotik cerrahinin üstün farklarıyla hem hastaya hem de cerraha büyük kolaylık ve konfor getiriyor. Özellikle insan vücudunda zor ulaşılabilen bir yerde bulunan prostata, açık cerrahi yöntemiyle müdahale, teknik olarak oldukça zor bir ameliyat olarak tanımlanıyor. Üstelik ameliyat sonrası düşünüldüğünde hasta açısından da sıkıntılı bir sürece neden oluyor. Oysa robotik cerrahide hasta çok daha kısa süre hastanede kalıp yine çok kısa bir sürede iyileşip normal yaşamına dönebiliyor. Ancak açık cerrahi ile robotik cerrahi arasındaki farklar bunlarla sınırlı değil. On binlerce hasta üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar da gösteriyor ki; robotik cerrahiyle prostat kanserinde kanser kontrolü, idrar kontrolü ve ereksiyon kontrolü en iyi şekilde sağlanıyor.  

Prostat kanserinden korunma yolları

 

Yüksek kolesterol içeren gıdalardan kaçının.

Özellikle kırmızı et içeren yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durun.  

Akdeniz tipi beslenin.

Zeytinyağlı yiyecekler ve balığın, prostat kanseri açısından koruyucu bir etkiye sahip olduğu düşünülüyor. Bilim adamları, Akdeniz coğrafyasında prostat kanserinin daha az görülmesini buna bağlıyor.  

Pişmiş domates tüketin.

Domatesin içindeki likopen adlı madde, ısıya maruz kaldığında prostat kanserine karşı etkin bir forma dönüşüyor. Bu nedenle tavada ya da ızgarada pişmiş domates yiyin.  

Robotik cerrahi nedir?

Robotik cerrahide, ameliyathanedeki özel bilgisayar konsolunun başında oturan cerrah, hastanın ameliyat edilecek bölgesinde açılan küçük deliklerden, kumanda ettiği robotun kolları aracılığıyla ameliyat yapabiliyor. Örneğin, bir insan elinin 180 derecelik hareket yeteneğine karşılık, robotun her bir kolu 540 derecelik mükemmel hareket yeteneğiyle (“da Vinci” robotik sistem) cerraha daha fazla hareket imkanı veriyor. Üstelik sistem, cerrahın elindeki titremeyi dahi filtreleme özelliğine sahip. Ameliyat sırasında ekrandaki görüntüler 12-14 kat daha büyütülebiliyor ve üç boyutlu olarak takip edilebiliyor. Böylece çok karmaşık girişimlerde dahi çeşitli kısıtlamalar kolayca aşılabilirken, cerrahın ellerinin her hareketi robot kolları aracılığıyla anında ameliyat bölgesine yansıtılıyor.