Hatice Fulya Akın
2024 yılından bu yana Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nde endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı olarak görevini sürdürüyor
Hekim Seçiniz
Anadolu Medical Center
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi veya Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nde daha önce işlem yaptırdıysanız, T.C. Kimlik Numaranız ve doğum tarihiniz ile giriş yaparak randevu işleminizi tamamlayabilirsiniz.
Gün / Ay / Yıl formatında giriniz Devam EtAnadolu Sağlık Merkezi Hastanesi veya Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nde daha önce işlem yapmadıysanız,bilgilerinizi giriş yaparak randevu işleminizi tamamlayabilirsiniz.
Randevu talebinizi onaylamak için lütfen telefonunuza gelen 5 haneli kodu girin.
Randevunuz başarılı bir şekilde oluşturulmuştur
Yeni Randevu OluşturRandevunuzu oluşturmak için çağrı merkezimizi arayabilirsiniz.
Hekimimizden randevu almak için Çağrı Merkezimizi arayabilirsiniz.
44 44 276Uzmanlık
* Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Eğitim
Üniversite:
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 1986 - 1992
Uzmanlık:
İstanbul Haydarpaşa Numune Hastanesi, 1993 - 1998
Uzmanlık (Yandal - Endokrinoloji):
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 2000 - 2003
Doçentlik:
Pamukkale Üniversitesi/Tıp Fakültesi, 2009
Profesörlük:
Pamukkale Üniversitesi/Tıp Fakültesi, 2014
Çalıştığı Kurumlar
*Bahçeşehir Üniversitesi Göztepe Medical Park Hastanesi 2019-2022
*Muayenehane 2016-2019
*Pamukkale Üniversitesi / Tıp Fakültesi / Profesör, 2014 - 2016
*Pamukkale Üniversitesi/Tıp Fakültesi / Doçent, 2009 - 2014
*Pamukkale Üniversitesi/Tıp Fakültesi / Yardımcı Doçent, 2005 - 2009
*İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehzadebaşı Tıp Merkezi / Uzman Doktor (Endokrinoloji), 2003 - 2005
* Türk Tabipler Birliği
* Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği
* Türkiye İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği
* European Association For The Study of Diabetes (EASD)
* 2011 Temel Endokrinoloji Kursu
* 2008 AACE 17th Annual Meeting and Clinical Congress
İlgi Alanları
Tiroid nodülü, tiroid bezinde oluşan ve çoğu zaman tesadüfen fark edilen yaygın bir sağlık sorunudur. Çoğu tiroid nodülü iyi huylu olsa da, bazı durumlarda yakından takip edilmesi veya tedavi edilmesi gerekebilir. Nodülün boyutu, yapısı ve hormonal etkileri; izlem ve tedavi sürecini belirleyen temel faktörlerdir.
Tip 1 diyabet, pankreasın yeterli miktarda insülin üretememesi sonucu ortaya çıkan kronik bir metabolik bozukluktur. İnsülin, kan şekerini hücre içine taşıyan temel hormondur. Bu hormonun eksikliğinde glikoz kanda yükselir ve hücreler enerjiye ulaşamaz. Tip 1 diyabet genellikle çocukluk, ergenlik veya genç erişkinlik dönemlerinde ortaya çıkar ancak her yaşta görülebilir. Hastalığın otoimmün kökenli olduğu düşünülür. Bağışıklık sistemi pankreasın insülin üreten beta hücrelerini yanlışlıkla saldırıya uğratır ve işlevlerini kaybettirir.
Etken maddesi semaglutid olan Ozempic, tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan enjeksiyon formunda bir ilaçtır. Kan şekeri seviyesini dengelemeye yardımcı olurken aynı zamanda iştahı azaltarak kilo kontrolüne destek sağlar.
Vücutta hormon dengesinin bozulması, çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Cushing sendromu, uzun süreli yüksek kortizol seviyelerinin vücut sistemlerini etkilemesiyle ortaya çıkan ciddi bir hormonal bozukluktur. Metabolizma, bağışıklık sistemi ve vücut şekli üzerinde belirgin değişimlere neden olan bu sendrom, çoğu zaman uzun süreli kortikosteroid kullanımıyla ilişkilidir. Bunun yanı sıra böbreküstü bezlerinde veya hipofiz bezinde gelişen tümörler de hastalığın oluşmasına neden olabilir.
Kadınlarda normalde erkeklerde daha yaygın olan fazla tüylenme durumudur. Bu durum, kadınların vücutlarında erkek tipi tüylerin anormal şekilde artmasıyla kendini gösterir. Hirsutizm, genetik, hormonal dengesizlikler veya sağlık sorunları nedeniyle meydana gelebilir. Tüylerin kalın, koyu renkli ve sert olması, kadınlar için estetik bir sorun oluşturabilir. Özgüven kaybına yol açabilir. Hirsutizm, genellikle polikistik over sendromu (PCOS) gibi hormonal bozukluklarla ilişkilidir. Ancak başka birçok neden de olabilir.
Metabolik bir sorun olarak insülin direnci, vücudun enerji dengesini ve genel sağlığını ciddi şekilde etkileyen karmaşık bir durumdur. Normal şartlarda insülin hormonu, kandaki glikozu hücrelere taşımak ve enerji olarak kullanılmasını sağlamak için hayati bir rol oynar. İnsülin direncinde ise hücreler, bu hormona karşı duyarlılığını kaybeder. Bu durumda pankreas daha fazla insülin üretmeye çalışır. Ancak zamanla bu çaba yetersiz kalabilir. Kan şekeri seviyeleri yükselir ve insülinin temel görevini yerine getirmesi zorlaşır. İnsülin direncinin vücuttaki etkileri sadece kan şekeriyle sınırlı kalmaz. Hücrelerin enerji kullanımı bozulduğu için vücut, özellikle karın bölgesinde yağ depolamaya daha yatkın hale gelir. Bu durum kilo alımını tetiklerken kilo vermeyi zorlaştırır. Ayrıca, sürekli yüksek insülin seviyeleri vücudun yağ yakma kapasitesini engelleyerek, metabolizmayı yavaşlatır.
Vücudun bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırması sonucu ortaya çıkan otoimmün hastalıklar, çeşitli belirtiler ve komplikasyonlarla yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Lupus, romatoid artrit, multiple skleroz, Hashimoto tiroiditi ve tip 1 diyabet gibi hastalıklar otoimmün hastalıklar arasında yer alır. Bu hastalıklar genellikle kronik seyirlidir. Bu sebeple de yaşam boyu sürebilirken düzenli tedavi gerektirebilir.
Graves hastalığı, tiroid bezini etkileyen bir bağışıklık sistemi durumudur. Vücudun çok fazla tiroid hormonu üretmesine neden olur. Bu duruma hipertiroidizm denir. Tiroid hormonları vücutta birçok organı etkiler. Graves hastalığının belirtileri bu organları da etkileyebilir. Herkes Graves hastalığına yakalanabilir. Ancak kadınlarda ve 30 yaş üstü kişilerde daha sık görülür. Graves hastalığının semptomlarının başlangıcı genellikle kademelidir ve gelişmesi genellikle birkaç hafta veya ay sürer. Graves hastalığı, belirli vücut fonksiyonlarını hızlandıran hipertiroidizme neden olur. Hipertiroidizmin birçok belirtisi vardır. Bu belirtilerin bir kısmını yaşarken diğerlerini yaşamayabilirsiniz veya birçoğunu aynı anda yaşayabilirsiniz. Graves hastalığının tedavisi vücudun ürettiği tiroid hormonu miktarının azaltılmasına yardımcı olur ve semptomları hafifletir. Graves hastalığı olan kişilerin yarısına yakını, tedavi edilmediği takdirde görme kaybına yol açabilecek inflamatuar bir göz rahatsızlığı olan Graves oftalmopatisini de yaşamaktadır.
Vücut oldukça karmaşık bir denge üzerine kuruludur. Bu dengeyi sağlayan endokrin sistemi oldukça önemlidir. Endokrin sistemi vücudun çeşitli fonksiyonlarını düzenleyen ve kontrol eden hormonları üreten bir ağ olarak bilinir. Ancak bu sistemde meydana gelen bozukluklar, vücutta geniş çaplı etkiler yaratabilir. Endokrin hastalıkları endokrin sisteminin normal işlevini etkileyen ve hormonal dengesizliklere neden olan durumları ifade eder.
Dopamin, beyinde hipotalamus bölgesinden sentezlenen bir nörotransmitter çeşididir. Vücudun kimyasal habercileri olarak tanımlanabilen nörotransmitterler, vücuttaki herhangi bir sinir hücresinden gelen mesajı bir sonraki sinir, kas ya da bez hücresine taşır. Böylece uzuvlar hareket ettirilebilir, hissetme duyusu çalıştırılabilir, kalp atışları sürdürülebilir veya çevreden alınan herhangi bir bilgi vücut tarafından yanıtlanabilir.
Büyüme hormonu (Growth Hormone - GH), hipofiz bezinin ön lobundan salgılanan ve vücudun büyüme, gelişme ve metabolizmasında kritik rol oynayan bir hormondur. Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde kemik, kas ve organ gelişimini düzenler. Ancak yetişkinlerde de enerji metabolizması, kas kütlesi ve kemik yoğunluğunun korunması gibi önemli işlevlere sahiptir. GH seviyelerindeki dengesizlikler, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.
Klinefelter sendromu, erkeklerde görülen en yaygın kromozomal bozukluklardan biridir. Genetik yapısında fazladan bir X kromozomunun bulunmasıyla ortaya çıkar. Normalde erkeklerde cinsiyet kromozomları XY şeklindeyken, bu sendromda yapı XXY olur. Bu durum, erkeklerin cinsel gelişiminden sorumlu testosteron hormonunun yetersiz salgılanmasına neden olarak hem fiziksel hem de ruhsal birçok farklı belirtiye yol açar. İlk kez 1942 yılında Harry Klinefelter tarafından tanımlanan bu sendrom, genellikle ergenlik döneminde fark edilse de bazı vakalarda tanı erişkin yaşlarda, özellikle kısırlık araştırmaları sırasında konur. Hastalık; kas yapısında zayıflık, uzun boy, göğüslerde büyüme, sakal ve vücut kıllarının seyrekliği gibi dış görünüşteki değişimlerle kendini belli edebilir. Bunun yanında öğrenme güçlüğü, sosyal uyum sorunları ve özgüven eksikliği gibi psikososyal etkileri de vardır. Doğrudan kalıtsal olmayan, ancak hücre bölünmesinde meydana gelen tesadüfi bir hata sonucu ortaya çıkan bu sendrom, erken teşhis edildiğinde kontrol altına alınabilir. Özellikle testosteron replasman tedavisi, psikolojik destek ve gerektiğinde yardımcı üreme teknikleriyle hem yaşam kalitesi yükseltilebilir hem de baba olma şansı sağlanabilir.
Tiroid sağlığı vücudun metabolizma, enerji üretimi ve hormon dengesi gibi birçok önemli işlevini doğrudan etkileyen bir sistemdir. Bu süreçlerin düzenlenmesinde önemli bir rol oynayan TSH, hipofiz bezi tarafından salgılanır. Tiroid bezine gönderilen bir “uyarı” olarak kabul edilen TSH, tiroidin hormon üretimini artırmasına veya azaltmasına yönelik bir komut verir. Bu nedenle TSH seviyelerindeki dengesizlikler, tiroid fonksiyonlarının normalden sapmasına ve çeşitli sağlık sorunları yaşanmasına neden olabilir.
Tiroid, insan metabolizmasının merkezinde yer alan küçük ama hayati bir organdır. Boynun ön kısmında yer alan bu kelebek şeklindeki bez, vücudun enerji kullanımını, kalp atış hızını, sindirimi, kas gücünü ve vücut sıcaklığını düzenleyen hormonlar üretir. Tiroid bezinin ürettiği T3 (triiodotironin) ve T4 (tiroksin) hormonları, hücrelerin ne kadar hızlı çalışacağını belirler. Bu nedenle tiroid dengesindeki bozukluk, vücudun tamamını etkileyen sistematik bir tabloya yol açabilir.
Halk arasında şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet, günümüzde en önemli halk sağlığı problemlerinden biridir. Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre dünya çapında 20-79 yaş aralığındaki her 11 kişiden 1'i diyabet hastasıdır, bu sayının 2045'te 10'da 1'e yükselmesi beklenmektedir. Teşhis edilemeyen vakaların da oldukça çok olduğu diyabet, hastaların organlarını ve yaşamsal fonksiyonlarını etkileyerek yaşam kalitesini düşürür. Bazı çok nadir görülen tipleri mevcut olsa da toplumda şeker hastalığı 2 tip olarak izlenir. Tip 1 diyabet sıklıkla çocuk ve genç yaşta ortaya çıkan Juvenil Tip olarak da adlandırılan diyabet tipidir. Tip 1 diyabette pankreasta beta hücrelerinden insülin üretiminde bir bozukluk mevcuttur. Tip 2 diyabet toplumda en sık görülen diyabet formudur. Tip 2 diyabette insülin üretimi olsa da insülinin hücresel düzeyde kullanılmasında sorun vardır.
Jinekomasti, erkeklerde meme dokusunun anormal şekilde büyümesi sonucu oluşan bir durumdur. Hormonal dengesizlikler, bazı ilaçların yan etkileri veya obezite gibi nedenlerle ortaya çıkar. Erkeklerde meme dokusunun büyümesi estetik kaygılara neden olabilir. Bazı durumlarda ağrı ve rahatsızlık da yaratabilir. Jinekomasti, tek veya çift taraflı olarak görülebilir ve her yaş grubunda ortaya çıkabilir.
İnsülin direnci, günümüzde giderek daha sık görülen ve birçok metabolik hastalığın temelini oluşturan önemli bir sağlık sorunudur. Vücudun insüline verdiği yanıtın azalmasıyla ortaya çıkan bu durum, zamanla kan şekerinin yükselmesine ve tip 2 diyabet gelişimine zemin hazırlar. Erken dönemde fark edilmediğinde kalp-damar hastalıkları, kilo artışı ve hormonal dengesizlikler gibi pek çok soruna yol açabilir.
Kandaki glukoz seviyesinin normalin altına düşmesi durumudur. Hipoglisemi, genellikle 70 mg/dL'nin altındaki kan şekeri seviyeleri olarak tanımlanır. Glukoz, vücudun enerji için kullandığı birincil kaynaktır. Özellikle beyin fonksiyonları için kritik öneme sahiptir. Kan şekeri seviyesinin aşırı düşmesi, vücudun normal işlevlerini sürdürememesine yol açabilir. Bu durum acil müdahale gerektirebilir.
Hipertiroidi, tiroid bezinin gereğinden fazla hormon üretmesi sonucu oluşan bir durumdur. Tiroid bezi, boynun ön kısmında yer alan küçük bir organdır. Metabolizmayı, enerji dengesini, kalp hızını ve vücut sıcaklığını düzenleyen hormonlar üretir. Hipertiroidi, bu hormonların (T3 ve T4) aşırı miktarda salgılanmasıyla metabolizmanın hızlanmasına yol açar. Bu durum kalp çarpıntısı, kilo kaybı, sinirlilik ve terleme gibi belirtilerle kendini gösterebilir.
Bağışıklık sisteminin tiroid bezine saldırdığı Haşimato hastalığı, tiroid bezinin iltihaplanmasına neden olan bir otoimmün hastalıktır. Bu durum tiroid bezinin hormon üretme kapasitesini zamanla azaltarak hipotiroidi adı verilen duruma yol açabilir. Tiroid bezi, vücudun metabolizmasını düzenleyen hormonları ürettiği için bu bezin işlevindeki bozukluk, tüm organ sistemlerini etkileyebilir. Haşimato hastalığı, en yaygın otoimmün tiroid hastalıklarından biridir. Genellikle kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür.
Gizli şeker, kan şekeri değerlerinin normalin üzerinde ancak diyabet tanısı koyacak kadar yüksek olmadığı bir metabolik bozukluktur. Tıbbi adıyla prediyabet, çoğu zaman belirgin şikayetler vermeden ilerler ve bu nedenle uzun süre fark edilmeden kalabilir. Ancak bu dönem, tip 2 diyabetin önlenmesi açısından kritik bir fırsat penceresidir. Erken tanı ve doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle gizli şekerin diyabete dönüşmesi büyük ölçüde engellenebilir.
En yaygın ve etkileri en ciddi kronik hastalıklardan biri olan şeker hastalığı (diyabet), sadece bireysel sağlığı değil toplum genelini etkileyen büyük bir sağlık sorunudur. Kandaki glukoz seviyelerinin normalin üzerine çıkmasıyla karakterize bu metabolik bozukluk, uzun vadede kalp, böbrek, sinir sistemi ve göz gibi hayati organlara zarar verebilir. Diyabet, her yaş grubunda görülebilse de bazı risk faktörleriyle karşılaşıldığında hastalığın gelişme ihtimali daha da artar. Farklı türleri olan bu hastalık, belirtileri ve ilerleyişi bakımından kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
Boynun ön kısmında, nefes borusunun hemen üzerinde yer alan Tiroid bezi, kelebek şeklinde küçük bir organdır. Vücudun metabolik dengesinin sağlanmasında büyük rol oynayan bu bez, T3 ve T4 adı verilen hormonları salgılayarak büyüme, enerji kullanımı ve diğer birçok yaşamsal işlevi düzenler. Ancak çeşitli sağlık sorunları tiroid bezinin fonksiyonunu bozabilir. Bu durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Tiroid cerrahisi, tiroid bezinde meydana gelen rahatsızlıkların giderilmesi amacıyla uygulanan özel bir operasyondur. İyi huylu nodüllerden kanserli yapılara, hormon dengesizliklerinden ciddi büyüme sorunlarına kadar birçok durumda başvurulan bu cerrahi işlem, hastaların yaşam kalitesini arttırmada ve sağlıklı bir hormon dengesini sağlamada kritik bir rol oynar.
Gece terlemesi yaşayan bireyler uyandıklarında çarşafın veya pijamalarının su içinde kaldığına şahit olabilir. Çeşitli yönemlerle uyku ortamının düzenlenmesi bu problemin giderilmesi adına atılabilecek ilk adımdır. Herhangi bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan gece terlemelerinde ise sağlık kuruluşlarına başvurulması ve altta yatan rahatsızlığın tespiti ve ona uygun tedavi seçenekleri düşünülmesi gerekir. Uyku hiperhidrozu olarak ifade edilen bu durum genellikle kontrol altına alınabilen hastalıklara bağlı olarak meydana gelse de bazen yaşamı tehdit edici rahatsızlıkların bir belirtisi olarak da oluşabileceği için bilgi sahibi olmakta fayda vardır. Gece terlemesi hakkında merak ettiğiniz diğer konular için yazının devamını takip edebilirsiniz.
Öne Çıkan Kanser Yazıları
- Böbrek Taşı Belirtileri Nelerdir? Böbrek Taşı Neden Olur?
- Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı (Endoskopik disk cerrahisi)
- Öksürüğe Ne İyi Gelir? Öksürüğü Ne Keser?
- Meme Kanseri Nedir? Meme Kanseri Neden Olur, Belirtileri ve Tedavisi
- Akciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir? Nedenleri ve Tedavisi
- Lösemi (Kan Kanseri) Nedir? Lösemi Belirtileri Nelerdir?
- Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir? Evreleri ve Tedavisi
- Kemik Kanseri Nedir? Kemik Kanseri Belirtileri Nelerdir?
- Karaciğer Kanseri: Belirtileri, Teşhis & Tedavi Yöntemleri
- Pankreas Kanseri Nedir? Pankreas Kanseri Belirtileri Nelerdir?