21 Ağustos 2023 Pazartesi
Karaciğerin en yakın dostları: Greyfurt ve limon
Meme kanseri, dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biridir ve erken tanı ile tedavi başarısı oldukça yüksektir. Meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkan bu hastalık, başlangıçta belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli taramalar, kendi kendine meme muayenesi ve farkındalık büyük önem taşır. Meme kanseri yalnızca kadınları değil, nadir de olsa erkekleri de etkileyebilir. Risk faktörlerini bilmek, erken belirtileri tanımak ve doğru zamanda doktora başvurmak, hastalığın seyrini belirleyen en önemli unsurlar arasındadır.
Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan ve zamanla çevre dokulara veya vücudun diğer bölgelerine yayılabilen kötü huylu bir hastalıktır. En sık süt kanallarını (duktus) ve süt bezlerini (lobül) döşeyen hücrelerden gelişir. Kadınlarda en yaygın görülen kanser türlerinden biri olmakla birlikte, nadiren erkeklerde de görülebilir. Erken evrede saptandığında tedavi başarısı oldukça yüksektir; bu nedenle farkındalık, düzenli taramalar ve erken tanı hayati önem taşır.
Meme kanseri gelişiminde tek bir neden değil, genetik, hormonal ve çevresel birçok faktör birlikte rol oynar. Bazı risk faktörleri değiştirilemezken, bazıları yaşam tarzı ile ilişkilidir. Risk faktörlerinin varlığı mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmez; ancak olasılığı artırabilir.
Meme kanseri risk faktörleri şöyle sıralanabilir:
Meme kanseri erken evrede belirti vermeyebilir. Bu nedenle düzenli tarama ve kendi kendine muayene büyük önem taşır. Belirtiler genellikle memede fark edilen fiziksel değişikliklerle ortaya çıkar ve zamanla ilerleyebilir.
Meme kanserinde görülebilecek belirtiler şöyle sıralanabilir:
Erkeklerde meme kanseri nadir görülse de, tanı genellikle geç konur çünkü farkındalık düşüktür. Erkeklerde meme dokusu az olduğu için belirtiler daha erken fark edilebilir; ancak çoğu zaman önemsenmez.
Erkeklerde meme kanseri belirtileri şöyle olur:
Meme kanseri tanısı, klinik muayene, görüntüleme yöntemleri ve patolojik incelemelerin birlikte değerlendirilmesiyle konur. Şüpheli bir bulgu saptandığında tanıyı kesinleştirmek için ileri tetkikler yapılır.
Tanıda kullanılan başlıca yöntemler şöyle sıralanabilir:
Kendi kendine meme muayenesi, meme kanserinin erken fark edilmesinde önemli bir adımdır ancak tek başına tanı koydurucu değildir. Amaç, kişinin kendi meme dokusunu tanıması ve olağan dışı bir değişikliği erken dönemde fark edebilmesidir. Düzenli yapılan muayeneler sayesinde memede zaman içinde oluşan farklılıklar daha kolay ayırt edilir. Muayene sırasında amaç yalnızca kitle aramak değil; cilt, meme başı ve meme dokusundaki tüm değişimleri gözlemlemektir.
Kendi kendine meme muayenesi şu aşamalardan oluşur:
Meme kanserine bağlı kitleler en sık memenin üst dış kadranında, yani koltuk altına yakın bölgede görülür. Bunun nedeni, meme dokusunun en yoğun olduğu alanın bu bölge olmasıdır. Ancak meme kanseri yalnızca bu alanda ortaya çıkmaz; memenin her bölgesinde gelişebilir. Bu nedenle muayene sırasında yalnızca tek bir bölgeye odaklanmak yeterli değildir. Kitleler genellikle sert, düzensiz sınırlı ve ağrısızdır. Zamanla büyüyebilir, çevre dokulara yapışabilir ve hareket kabiliyeti azalabilir. Bazı durumlarda kitle ele gelmeden yalnızca cilt değişiklikleri veya meme başı bulguları ile de kendini gösterebilir.
Meme kanseri ilk olarak çoğunlukla bölgesel lenf bezlerine yayılma eğilimindedir. En sık etkilenen bölge koltuk altı lenf düğümleridir. Bu yayılım, hastalığın evresini ve tedavi planını doğrudan etkiler. Erken evrede sınırlı kalan kanserlerde lenf nodu tutulumu olmayabilir. İlerleyen evrelerde ise kanser hücreleri kan ve lenf yoluyla farklı organlara yayılabilir. En sık metastaz görülen bölgeler kemikler, akciğerler, karaciğer ve beyindir. Bu nedenle erken tanı, yayılım oluşmadan tedaviye başlanması açısından kritik öneme sahiptir.
Meme kanseri, köken aldığı hücre tipine ve biyolojik özelliklerine göre farklı türlere ayrılır. Bu sınıflandırma, tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde ve hastalığın seyrinin öngörülmesinde oldukça önemlidir.
Başlıca meme kanseri türleri şöyle sıralanabilir:
Meme kanseri evreleri, tümörün boyutu, lenf bezlerine yayılımı ve uzak organ tutulumuna göre belirlenir. Evreleme, hastalığın ciddiyetini ve tedavi stratejisini belirleyen temel unsurdur.
Kanser memede sınırlıdır ve genellikle küçük boyutludur. Lenf bezlerine yayılım yoktur ya da çok sınırlıdır. Tedavi başarısı oldukça yüksektir.
Tümör boyutu artmış olabilir veya sınırlı sayıda lenf bezi tutulumu vardır. Erken tanı ile tedavi şansı hâlâ yüksektir.
Kanser memede ve çevre lenf bezlerinde yaygınlaşmıştır. Lokal ileri evre olarak kabul edilir ve daha kapsamlı tedavi gerekir.
Kanser uzak organlara metastaz yapmıştır. Tedavi hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan çok, kontrol altına almayı ve yaşam süresini uzatmayı amaçlar.
Meme kanseri, meme hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkar. Bu sürecin tek bir nedeni yoktur; genetik yatkınlık, hormonal faktörler ve çevresel etkenler birlikte rol oynar. Hücre DNA’sında meydana gelen hasarlar zamanla onarılamaz hâle geldiğinde, normal hücreler kanser hücrelerine dönüşebilir. Özellikle uzun süreli östrojen maruziyeti, bu dönüşümü hızlandıran önemli faktörlerden biridir. Bazı kadınlarda belirgin bir risk faktörü bulunmazken, bazı kişilerde birden fazla risk faktörü bir araya gelerek hastalık gelişimini kolaylaştırabilir.
Meme kanserini tamamen önlemek mümkün olmasa da risk önemli ölçüde azaltılabilir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, düzenli taramalar ve vücudu tanıma bu noktada büyük önem taşır. Özellikle erken tanı sayesinde meme kanserinde tedavi başarısı oldukça yüksektir.
Korunmaya yardımcı olabilecek başlıca önlemler şöyledir:
Meme kanseri tedavisi, hastalığın evresine, türüne ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanır. Tedavi genellikle multidisipliner bir yaklaşımla yürütülür ve birden fazla yöntemi içerebilir. Amaç yalnızca kanseri ortadan kaldırmak değil, hastanın yaşam kalitesini de korumaktır.
Tedavide kullanılan başlıca yöntemler şöyledir:
Meme kanseri çoğu zaman memede ele gelen sert, düzensiz sınırlı ve hareket etmeyen bir kitle ile fark edilir. Bunun yanı sıra meme başında akıntı, içe çekilme, ciltte kızarıklık veya portakal kabuğu görünümü de uyarıcı olabilir. Ancak erken evrede belirti vermeyebilir. Bu nedenle düzenli taramalar ve kendi kendine meme muayenesi büyük önem taşır.
Meme kanseri genellikle ilk olarak koltuk altındaki lenf bezlerine yayılır. Hastalık ilerledikçe kemikler, akciğerler, karaciğer ve beyin gibi uzak organlara metastaz yapabilir. Yayılım sırası kişiden kişiye ve kanser türüne göre değişebilir. Erken tanı, yayılım riskini önemli ölçüde azaltır.
Erken dönemde memede sertlik, şekil değişikliği, meme başında çekilme veya renk değişikliği görülebilir. Bazı hastalarda koltuk altında şişlik de ilk belirti olabilir. Çoğu zaman ağrı olmaz. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.
Evet, erkeklerde meme kanseri görülebilir ancak kadınlara göre oldukça nadirdir. Erkeklerde genellikle memede sert kitle ve meme başı değişiklikleri ile ortaya çıkar. Farkındalığın düşük olması nedeniyle tanı çoğu zaman geç konur. Erkeklerde de şüpheli bulgular ciddiye alınmalıdır.
Hayır, meme kanseri bulaşıcı bir hastalık değildir. Kişiden kişiye temas, kan, süt veya cinsel yolla geçmez. Kanser, hücrelerin genetik yapısındaki bozulmalar sonucu gelişir. Bu nedenle sosyal temas açısından herhangi bir risk oluşturmaz.
Meme kanseri en sık 40 yaş üzerindeki kadınlarda görülür. Aile öyküsü olanlar, erken adet görenler, geç menopoza girenler ve uzun süre hormon tedavisi alanlarda risk daha yüksektir. Ancak genç yaşta ve risk faktörü olmayan kişilerde de görülebilir. Bu nedenle her yaşta farkındalık önemlidir.
Meme kanseri, meme hücrelerinin DNA’sında meydana gelen hasarlar sonucu kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Bu süreçte genetik yatkınlık, hormonal etkiler ve çevresel faktörler rol oynar. Hücreler zamanla normal yapıdan uzaklaşarak tümör oluşturur. Süreç genellikle yavaş ilerler.
Meme kanseri erken evrede genellikle ağrıya neden olmaz. Ağrı daha çok ileri evrelerde, enfeksiyon eşlik ettiğinde veya çevre dokular etkilendiğinde görülebilir. Bu nedenle ağrısız kitleler de mutlaka değerlendirilmelidir. Ağrı olmaması hastalığın olmadığı anlamına gelmez.
Meme kanserlerinin yaklaşık %5-10’u genetik geçişlidir. BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları bu riskte önemli rol oynar. Ancak vakaların büyük çoğunluğu genetik değildir. Ailesel öykü olsa bile düzenli takip ile erken tanı mümkündür.
Hayır, meme kanseri doğrudan kan tahlili ile teşhis edilemez. Kan testleri genel sağlık durumunu değerlendirmek için kullanılır. Tanı için mamografi, ultrason, MR ve biyopsi gereklidir. Tümör belirteçleri tek başına tanı koydurmaz.
Evet, meme kanserinin tedavisi vardır ve özellikle erken evrede tamamen iyileşme mümkündür. Cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavisi gibi yöntemler kullanılır. Tedavi planı hastaya özel olarak belirlenir. Erken tanı başarıyı büyük ölçüde artırır.
Ekim ayı, dünya genelinde Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul edilir. Bu ay boyunca erken tanı, tarama ve bilinçlendirme çalışmaları yapılır. Pembe kurdele, meme kanseri farkındalığının sembolüdür. Amaç erken teşhisin önemini vurgulamaktır.
Mamografi düşük dozda radyasyon içerir ve bilimsel olarak kanser riskini anlamlı şekilde artırdığı gösterilmemiştir. Sağladığı erken tanı avantajı, olası risklerden çok daha fazladır. Düzenli mamografi taramaları hayat kurtarıcı olabilir.
Fibrokistler genellikle iyi huylu oluşumlardır ve çoğu zaman kansere dönüşmez. Ancak bazı özel tiplerde risk az da olsa artabilir. Bu nedenle düzenli takip önerilir. Her fibrokist meme kanseri anlamına gelmez.
Tümörün büyük olması, birden fazla odakta kanser bulunması veya meme koruyucu cerrahinin mümkün olmadığı durumlarda memenin tamamı alınabilir. Ayrıca bazı yüksek genetik riskli hastalarda koruyucu amaçla da uygulanabilir. Karar, hasta ve doktor birlikte değerlendirilerek verilir.
Hormon tedavisi, östrojen veya progesterona duyarlı meme kanserlerinde kullanılan bir tedavi yöntemidir. Amaç hormonların kanser hücrelerini beslemesini engellemektir. Uzun süreli bir tedavi olabilir. Genellikle cerrahi sonrası uygulanır.
Hormon tedavisi, kanserin tekrarlama riskini azaltmak için yapılır. Özellikle hormon reseptörü pozitif tümörlerde etkilidir. Hastalığın kontrol altında tutulmasına katkı sağlar. Tedavi süresi birkaç yılı bulabilir.
Meme kanseri sağ veya sol memede benzer sıklıkta görülebilir. En sık üst dış kadranda ortaya çıkar. Bu bölge meme dokusunun yoğun olduğu alandır. Her iki meme de eşit risk taşır.
Ağrı genellikle memede, koltuk altında veya omuz bölgesinde hissedilebilir. Ancak ağrı her zaman görülmez. Ağrının varlığı ya da yokluğu tek başına tanı koydurmaz. Şüpheli durumlarda mutlaka değerlendirme gerekir.
Adet gören kadınlar için adet bittikten sonraki 5-7 gün en uygun zamandır. Bu dönemde meme dokusu daha yumuşaktır. Menopoz sonrası kadınlar ayın belirli bir gününü seçebilir. Düzenli yapılması önemlidir.
Hayır, memedeki kitlelerin büyük bir kısmı iyi huyludur. Kistler, fibroadenomlar sık görülen nedenlerdir. Ancak her kitle mutlaka değerlendirilmelidir. Ayırıcı tanı için görüntüleme ve gerekirse biyopsi yapılır.
Kadınların 20 yaşından itibaren kendi kendine meme muayenesine başlaması önerilir. Bu alışkanlık, memenin normal yapısını tanımayı sağlar. Böylece değişiklikler daha erken fark edilir. Ayda bir kez yapılması yeterlidir.
Genellikle 30 yaş altındaki kadınlarda ilk değerlendirme yöntemi olarak ultrason tercih edilir. Risk faktörü olanlarda daha erken yaşta yapılabilir. 40 yaş sonrası ise mamografi ön plana çıkar. Doktor önerisi doğrultusunda planlanmalıdır.
Son güncellenme tarihi: 21 Ocak 2026
Yayınlanma tarihi: 17 Ekim 2023
Genel Cerrahi
Prof. Dr. Ali Uğur Emre
Genel Cerrahi
Prof. Dr. Sedat Karademir
Genel Cerrahi
Prof. Dr. Vafi Atalay
Genel Cerrahi
Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal
Genel Cerrahi
Doç. Dr. Ayhan Erdemir
Genel Cerrahi
Op. Dr. Kemal Raşa
Genel Cerrahi
Op. Dr. Ömer Faruk Inanç
Meme Sağlığı Merkezi
Doç. Dr. Özgür Sarıca
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Prof. Dr. Altan Kır
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Prof. Dr. Bülent Karagöz
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Prof. Dr. Hale Başak Çağlar
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Prof. Dr. İlker Tinay
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Prof. Dr. Necdet Üskent
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Prof. Dr. Şeref Kömürcü
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Prof. Dr. Yeşim Yıldırım
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Doç. Dr. Eda Tanrıkulu Şimşek
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Uzm. Dr. Mehmet Doğu Canoğlu
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Uzm. Dr. Rashad Rzazade
Onkoloji Merkezi (Kanser Merkezi)
Uzm. Dr. Sinan Karaaslan
Öne Çıkan Kanser Yazıları
Kişisel Verilerin İşlenmesi: Kimlik, iletişim, sağlık ve pazarlama bilgilerimin, Özel Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi ve Özel Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi tarafından yürütülecek pazarlama faaliyetlerinin planlanması ve tıbbi ihtiyaçlarıma ve alışkanlıklarıma göre özelleştirilmesi ile bana özel kampanyalar oluşturulması amacıyla işlenmesini kabul ediyorum.
Ticari Elektronik İleti: Özel Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi ve Özel Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi tarafından kimlik ve iletişim bilgilerimin tercih ettiğim iletişim kanalı üzerinden bana reklam, promosyon, kampanya ve benzeri ticari elektronik iletilerin gönderilmesi amacıyla işlenmesi ve bununla sınırlı olarak hizmet alınan tedarikçilerle paylaşılmasını kabul ediyorum.