Hemen Arayın

Hipofiz Tümörü (Adenomları): Nedir, Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

okuyabilirsiniz.

Hormon sistemini oluşturan her bir organ, vücudumuz için önemli görevler üstlenir. Bu nedenle, endokrin sistemini etkileyen çeşitli hastalıklarda ciddi klinik şikayetlerle karşılaşılabilir. Bu anlamda toplumda görülebilen ve farklı klinik tablolarla karşılaşılabilen hormon sistemi hastalıklardan biri hipofiz bezinde gelişen, adenom adı verilen tümör oluşumlarıdır.

Hipofiz Tümörü (Adenomları): Nedir, Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Hipofiz Bezi Nedir?

Hipofiz bezi; kafatasının içinde, beynin alt kısmında yer alan ve burun boşluğuna komşu bölgede bulunan, yaklaşık fındık büyüklüğünde bir hormon bezidir. Hipofiz bezi, Sella Turcica (Turk Eyeri) denen koruyucu kemik yapısı içinde yer alır. Beynin üst merkezlerinden gelen iletimler önce Hipotalamus’a, oradan hipofiz sapı aracılığıyla hipofize iletilerek buradan vücut için gerekli olan hormonlar salgılanır. Bir diğer deyişle, hormon sisteminin temel kontrol noktasını hipofiz bezi oluşturur. Hipofiz bezine ait hormonlar, diğer hormon bezlerini kontrol ederek, dolaylı yoldan iç organların çalışmasını düzenlemede işlev görür.

Hipofiz bezi üç kısımda incelenir: Ön, arka ve orta hipofiz olarak ayrılır. Temel olarak hormon üretimi anterior hipofizde oluşur. Orta hipofizde sadece melanosit-stimule edici hormon üretilir.  Arka hipofiz Hipotalamus’la iletişim içinde olan bölümdür ve burada iki farklı hormon üretilir. 

1.       Ön hipofiz bezi temelde altı ayrı hormonun üretiminden sorumludur ve endokrin sistemle doğrudan ilişkili kısımdır. Buna göre aşağıdaki hormonlar ön hipofiz bezinden üretilir:

  • Büyüme hormonu (GH): Tüm vücudu etkileyerek büyüme ve gelişme döneminde organların olgunlaşmasını ve büyümesini sağlarken; yetişkinlik döneminde tüm vücuttaki hücre fonksiyonlarının devamlılığına yardımcı olur.
  • Adrenokortikotropin hormon (ACTH): Böbrek üstü bezlerinden salgılanan ve hayati özellikte olan kortizol, aldosteron, androjen türevleri gibi hormonların üretimini düzenlemekten sorumludur.
  • Tiroit stimülan hormon (TSH): Vücut için hayati öneme sahip bir diğer hormon grubu olan tiroit bezine ait hormonların üretimini düzenler.
  • Foliküler stimülan hormon (FSH): Kadınlarda yumurtalıktaki üreme hücrelerinin gelişiminden sorumlu olan FSH; erkeklerde de sperm üretiminin düzenlenmesinde görev alır. Ayrıca östrojen, progesteron, testesteron gibi cinsiyet hormonlarının üretimini düzenler.
  • Lüteinleştirici hormon (LH): Kadınlarda olgunlaşan yumurta hücrelerinin üreme kanalına atılmasını sağlarken; erkeklerde sperm üretimi ve olgunlaşmasından sorumludur. Bunun dışında FSH ile birlikte cinsiyet hormonlarının üretiminin düzenlenmesinde görev alır.
  • Prolaktin: Kadınlarda doğum sonrası anne sütü üretimini sağlayan temel hormondur. Bunun dışında üreme sisteminin düzenlenmesi ile çeşitli psikolojik etkilerinin olduğu bilinir.

2.       Arka hipofiz bezi iki farklı hormon üretiminden sorumlu olup; hipotalamusla doğrudan bağlantı kuran bir doku yapısına sahiptir:

  • Antidiüretik hormon (ADH): Böbreklerden su tutulumunu tetikleyerek idrar miktarını ve vücuttaki su mevcudiyetini düzenler.
  • Oksitosin: Kadınlarda doğum kasılmalarını başlatan ve doğum sonrası rahmin küçültülerek doğum kanamalarının durmasını sağlayan hormondur. Bunun dışında anne sütünün meme dokusundan tazyikle çıkmasında işlev görür.

Hipofiz Tümörü Nedir?

Hipofiz bezinin dokusunu oluşturan hücrelerin çeşitli nedenlerle kontrolsüz bölünmesi ve çoğalması sonucu kitle oluşturmasına hipofiz adenomu adı verilir. Hipofiz adenomları; fonksiyonları ve yapıları itibariyle iyi huylu tümörler olsa da; ulaşabildikleri boyutlar ve fonksiyon göstermelerine bağlı olarak çeşitli klinik belirtilere neden olarak sağlığı olumsuz etkileyebilir. Oldukça nadiren, hipofiz tümörleri kanserleşebilir. Yine klinikte izlenen hipofiz adenomları genellikle ön hipofizden kaynaklanır.

Hipofiz adenomlarının klinik belirtileri temelde kaynaklandıkları hipofiz hücresine bağlı olarak hormon üretip üretmediğine ve ulaştıkları tümör boyutuna göre değişkenlik gösterir. Buna göre çapı 1 cm’den küçük olan adenomlara mikroadenom adı verilirken; 1 cm’den büyük adenomlara makroadenom adı verilir. Mikroadenomlar sıklıkla çevre dokulara belirgin bir sorun yaratmasa da; makroadenomlar hipofizin komşuluğunda bulunan anatomik yapılarda ve hipofiz bezinin kendisinde bası yoluyla sorunlar meydana getirebilir.

Bunun dışında adenomlar fonksiyonel özellik gösterebilir ve kaynak aldıkları hücreye göre belirli hormonları normalden fazla miktarda, kontrolsüz olarak üretebilir. Bu doğrultuda, büyüme hormonu, ACTH, TSH, prolaktin, FSH veya LH hormonlarını üretebilen adenomlar gelişebilir. Yine hipofiz bezi içinde veya çevresinde yer alan ve anne karnındaki embriyolojik döneme ait farklı doku türlerinden kaynaklanan tümör yapıları da gelişebilmektedir (Kraniofarenjiom, teratom, gangliositom gibi).

Bu bilgiler ışığında, klinikte karşılan hipofiz adenomlarının büyük çoğunluğu mikroadenom türünde olup prolaktin üretmeye yatkın iken; makroadenom olarak izlenen tümörlerin büyük çoğunluğu fonksiyonel olmayıp herhangi bir hormon üretmeden, çevre dokulara bası yoluyla klinik tablo geliştirir.

Hipofiz Tümörü Neden Olur?

Mevcut klinik yaklaşımda hipofiz adenomlarının neden geliştiği tam olarak bilinmez. Bununla birlikte yapılan araştırmalar sonucunda bazı risk faktörlerine sahip hastalarda hipofiz adenomu gelişme ihtimalinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu faktörler genetik temelli olup aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Multipl endokrin neoplazm sendromu tip 1 (MEN-1) hastaları
  • McCune – Albright sendromu hastaları
  • Carney kompleksine sahip hastalar
  • Ailesinde benzer şekilde hipofiz adenomu gelişen kişiler

Hipofiz Tümörü Belirtileri Nelerdir?

Hipofiz tümörlerine bağlı gelişen semptomlar, tümörün boyutuyla ilişkili olarak çevre dokularda bası oluşturmasından kaynaklanabileceği gibi; hipofizin fonksiyonel kısmında yetersizlik meydana getirerek hormon eksikliğine bağlı da gelişebilir. Eğer tümör hormon üretimine sahip fonksiyonel bir kitle ise, bu kez üretilen hormonun fazlalığına bağlı belirtiler tabloya eklenebilir. Bu bakımdan çok çeşitli klinik tablolara yol açabilen hipofiz tümörlerinde “Hipofiz tümörü ile birlikte ortaya çıkan semptomlar nelerdir?” sorusunu sormak daha mantıklı olacaktır.

Bu bağlamda hipofiz adenomlarının büyük boyutlara ulaştığı durumlarda çevre dokulara basıya bağlı aşağıdaki belirtiler izlenebilir:

  • Görme kaybı veya görme alanında azalma (özellikle gözün dış kadranlarına ait alanlarda kayıp)
  • Baş ağrısı
  • Bulantı – kusma
  • Hipofiz bezinin bası altında kalmasına bağlı halsizlik, yorgunluk, adet düzensizlikleri, cinsel işlev bozuklukları, idrar miktarında artma, kilo alımı

Bunların dışında adenomun fonksiyon özellikte olması durumunda miktarı artan hormona bağlı olarak aşağıdaki belirtiler tabloya eklenebilir:

  • Prolaktin fazlalığında; adet düzensizlikleri veya adetin tamamen ortadan kalkması, meme dokusundan süt salgısının gelmesi, erkeklerde cinsel işlev bozuklukları, sperm miktarında azalma, meme dokusunda gelişme
  • Büyüme hormonu fazlalığında; büyüme çağında aşırı uzama; yetişkinlikte çene, burun ucu, el ve ayaklar gibi vücut uzuvlarının uç kısımlarında uzama, terleme, yüksek kan şekeri, eklem ve kalp problemleri
  • ACTH fazlalığında; vücutta anormal bölgelerde yağlanma, kas güçsüzlüğü, yüksek kan basıncı ve kan şekeri, ciltte yağlanma ve akne gelişimi, çatlaklar, psikolojik sorunlar
  • TSH fazlalığında; kilo kaybı, çarpıntı, bağırsak sorunları, terleme, huzursuzluk ve sinirlilik
  • FSH – LH fazlalığında; adet düzensizlikleri, cinsel işlev problemleri, kısırlık

Hipofiz Tümörü Teşhisi Nasıl Konulur?

Hipofiz tümörleri çok farklı klinik tablolara yol açabildiğinden uzman bir hekim tarafından alınan ayrıntılı hastalık öyküsü ve detaylı fizik muayene sonrası elde edilen veriler, ek görüntüleme ve laboratuvar tetkiklerinden elde edilen bilgilerle bir araya getirilir. Tüm bu incelemeler ışığında ise adenomun varlığı ile özellikleri tespit edilerek teşhis konulur.

Başvurulan tetkikler arasında kan ve idrarda bakılan hormon testleri, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi yöntemlerle beyin bölgesinin görüntülenmesi ve görme alanı testleri yer alır.

Hipofiz Tümörü Tedavisi Nasıl Yapılır?

Hipofiz tümöründe tedavi yöntemi öncelikli olarak hastadaki klinik bulgulara ve sağlığı etkileme düzeyine bağlı olarak belirlenir. Bu bağlamda mikroadenom özellikteki tümörler herhangi bir fonksiyonel veya anatomik soruna neden olmadığında tedavi kararı alınmayabilir. Ancak daha büyük boyutlu ve fonksiyonel tümörlerde farklı tedavi yöntemlerine başvurulması gerekebilir. Buna göre aşağıdaki yöntemler hipofiz tümörü tedavisinde kullanılır:

  • Takip: Küçük boyutlu, fonksiyonel olmayan ve herhangi bir klinik belirtiye yol açmayan tümörlerde yakın takip önerisi gündeme gelebilir. Bu durumda hastalar aralıklı olarak tümörün davranışında ve boyutunda herhangi bir değişimin olup olmadığı noktasında incelemeye alınır.
  • Cerrahi: Özellikle bası belirtilerine neden olan tümörlerde adenomun ameliyatla çıkarılması gerekebilir. Burada iki farklı yöntem uygulanabilir. Endoskopik transnazal transsfenoidal yaklaşım adı verilen birinci yöntemde ameliyat burun içerisine gönderilen endoskoplar yardımıyla kapalı teknikle kitlenin çıkarılmasını içerir. İkinci yöntem ise transkranial yaklaşım olup; açık beyin cerrahisi yöntemiyle kitlenin alınmasını ifade eder.
  • Radyoterapi: Cerrahi tedavi sonrası veya cerrahinin yapılamadığı hasta gruplarında kitlenin yoğunlaştırılmış X-ışınları kullanılarak radyoterapi ile giderilmesi hedeflenebilir. Eksternal radyoterapi ya da stereotaktik radyocerrahi yöntemleri kullanılabilir. 
  • İlaç tedavisi: Hipofiz hormonlarının kandaki miktarlarında yükselme veya alçalmaya bağlı gelişen belirtilerin giderilmesinde çeşitli ilaç tedavilerinden yararlanılabilir.
Paylaş WhatsApp
Randevu Al 44 44 276
Doç. Dr. Yeşim Yıldırım
Doktorun Biyografisini Gör

Doç. Dr. Yeşim Yıldırım, 1999 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (İngilizce Tıp Bölümü)  mezun oldu. Uzmanlık eğitimini Gazi Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda tamamladıktan sonra 2004 yılında Başkent Üniversitesi Medikal Onkoloji Bölümü’ne yan dal asistanı olarak başladı. 2007 yılında tıbbi onkoloji uzmanı olduktan sonra 2007-2009 yılları arasında Sivas Numune Hastanesi’nde mecburi hizmetini tamamladı. 2009- 2011 yılları arasında Acıbadem Kozyatağı Hastanesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi’nde tıbbı onkoloji uzmanı olarak çalıştı.


2010 yılında Acıbadem Üniversitesi’nde iç hastalıkları yardımcı doçent olarak çalışmalarına devam etti. Avrupa Medikal Onkoloji Derneği (ESMO) yeterlilik sınavını kazandı.

2011 yılında tıbbı onkoloji doçenti oldu. Aynı yıl Anadolu Sağlık Merkezi’nde çalışmaya başlayan Doç. Dr. Yıldırım halen tıbbi onkoloji uzmanı olarak görevini sürdürüyor. 


Randevu almak artık daha da kolay!

Apple Store ve Google Play Store’dan indireceğiniz Anadolu Sağlık Online Servisler uygulamasıyla işlemlerinizi çok daha hızlı yapabileceksiniz.

Uygulamamızı şimdi indirirseniz anında dilediğiniz doktordan online randevu alabilir, test ve görüntüleme sonuçlarınıza kolayca ulaşabilir ve geçmiş doktor ziyaretlerinizi görüntüleyebilirsiniz.

app store
google play

Öncelikle Anadolu Sağlık Merkezi olarak birinci önceliğimizin hasta/hasta yakınlarımızın ve çalışanlarımızın sağlığı olduğunu belirtmek isteriz. Bu doğrultuda, dünyadan sonra Türkiye’de de Coronavirus (COVID–19) vakası görülmesinin ardından hastalarımızı ve refakatçilerimizi korumak ve güvenliklerini en üst seviyede tutmak amacıyla hastane yönetiminin aldığı önlemler çerçevesinde hasta ziyaretlerine bir süreliğine izin verilmeyeceğini paylaşmak isteriz.

Hastanemizde yatan hastalarımıza yalnızca bir refakatçinin eşlik etmesini önemle rica ederiz.

Anlayışınız için teşekkür ederiz.