19 Ağustos 2023 Cumartesi
ALT: Nedir, Düşüklüğü, Yüksekliği ve Tedavisi
Monositler, bağışıklık sisteminin hem savunma hem de düzenleyici unsurlarından biri olan önemli beyaz kan hücreleridir. Kan tahlillerinde MON veya MONO kısaltmalarıyla yer alan monosit değerleri, vücudun enfeksiyonlara, iltihaplara ve bazı kronik hastalıklara verdiği yanıt hakkında değerli bilgiler sunar. Monosit sayısındaki artış ya da azalma, bağışıklık sisteminin aktif bir süreçten geçtiğini veya baskılandığını gösterebilir.
Monositler, kemik iliğinde üretilen ve kana karışan lökosit (akyuvar) türlerinden biridir. Beyaz kan hücreleri arasında en büyük hacme sahip hücrelerdir. Kanda kısa süre dolaştıktan sonra dokulara geçerek makrofaj ve dendritik hücre gibi daha özelleşmiş bağışıklık hücrelerine dönüşürler. Bu dönüşüm sayesinde monositler, yalnızca mikroplarla savaşmakla kalmaz; aynı zamanda bağışıklık sisteminin genel dengesini ve yanıt süresini de düzenler.
Monositler özellikle kronik enfeksiyonlar, uzun süren iltihabi durumlar, otoimmün hastalıklar ve doku hasarı durumlarında aktif rol oynar. Bu nedenle monosit düzeyleri, akut enfeksiyonlardan çok, uzun vadeli bağışıklık yanıtlarını yansıtma eğilimindedir.
Monositlerin temel işlevi, vücudu yabancı ve zararlı etkenlerden korumaktır. Bu özellikleri sayesinde monositler, bağışıklık sisteminin “temizlik ve koordinasyon” hücreleri olarak tanımlanabilir. Ancak bu görev oldukça çok yönlüdür. Monositler yalnızca mikroorganizmaları yok etmekle kalmaz, bağışıklık sisteminin diğer hücreleriyle iletişim kurarak savunma mekanizmasını organize eder.
Monositler vücutta aşağıda şekillerde görev alır:
Monosit değerleri tam kan sayımı (hemogram) testi ile ölçülür. Referans aralıkları yaşa, laboratuvara ve ölçüm yöntemine göre küçük değişiklikler gösterebilir. Çocuklarda ve yaşlı bireylerde normal değer aralıkları farklı olabilir. Değer, iki farklı şekilde raporlanır:
Monosit yüksekliği (monositoz), kandaki monosit sayısının normal sınırların üzerine çıkması durumudur. Bu durum genellikle vücudun uzun süredir devam eden bir bağışıklık yanıtı içinde olduğunu gösterir. Akut enfeksiyonlardan ziyade, kronik ve iyileşme sürecindeki hastalıklarda daha sık görülür.
Monosit yüksekliği şu durumlarla ilişkili olabilir:
Monosit yüksekliğini doğrudan düşüren özel bir ilaç veya yöntem yoktur. Tedavi, tamamen altta yatan nedene yönelik planlanır. Eğer yükselme bir enfeksiyona bağlıysa enfeksiyonun kontrol altına alınmasıyla monosit düzeyi de zamanla normale döner.
Destekleyici olarak aşağıdakilere dikkat edilmesi önemlidir:
Monosit düşüklüğü (monositopeni), kandaki monosit sayısının normalin altına düşmesidir. Görece nadir görülür ancak bağışıklık sistemi açısından önemlidir. Monosit sayısının azalması, vücudun enfeksiyonlara karşı savunmasını zayıflatabilir. Monosit düşüklüğü saptandığında, nedenin belirlenmesi için ileri tetkikler gerekebilir.
Monosit düşüklüğüne yol açabilecek durumlar şöyledir:
Monosit yüksekliği tek başına tehlikeli bir durum değildir. Ancak uzun süre devam ediyorsa veya diğer kan değerleriyle birlikte anormallik gösteriyorsa altta yatan bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle kalıcı yüksekliklerde mutlaka tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Nedene bağlı olarak takip veya tedavi gerekebilir.
Monosit yüksekliği genellikle kronik enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar ve uzun süren iltihabi durumlarda görülebilir. Ayrıca enfeksiyon sonrası iyileşme döneminde de geçici olarak artabilir. Nadir durumlarda bazı kan hastalıklarıyla ilişkili olabilir. Tanı, diğer tetkiklerle birlikte değerlendirilir.
Evet, monositlerin azalması bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı verdiği yanıtı zayıflatabilir. Özellikle ağır enfeksiyonlar veya kemik iliği baskılanması durumlarında görülür. Monosit düşüklüğü saptandığında altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır. Gerektiğinde ileri tetkikler yapılır.
Monosit değerleri doğrudan beslenmeyle hızlı şekilde değişmez. Ancak dengeli beslenme, bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar. Enfeksiyon veya inflamasyon kontrol altına alındığında monosit değerleri de zamanla normale dönebilir. Beslenme destekleyici bir faktördür.
Son güncellenme tarihi: 20 Şubat 2026
Yayınlanma tarihi: 20 Şubat 2026
Biyokimya
Doç. Dr. Serkan Tapan
Biyokimya
Uzm. Dr. İnci Küçükercan
Biyokimya
Uzm. Dr. Zeynep Savaş
Öne Çıkan Kanser Yazıları
Kişisel Verilerin İşlenmesi: Kimlik, iletişim, sağlık ve pazarlama bilgilerimin, ASM Anadolu Sağlık Merkezi A.Ş. tarafından yürütülecek pazarlama faaliyetlerinin planlanması ve tıbbi ihtiyaçlarıma ve alışkanlıklarıma göre özelleştirilmesi ile bana özel kampanyalar oluşturulması amacıyla işlenmesini kabul ediyorum.
Ticari Elektronik İleti: ASM Anadolu Sağlık Merkezi A.Ş. tarafından kimlik ve iletişim bilgilerimin, tercih ettiğim iletişim kanalı üzerinden bana reklam, promosyon, kampanya ve benzeri ticari elektronik iletilerin gönderilmesi amacıyla işlenmesi ve bununla sınırlı olarak hizmet alınan tedarikçilerle paylaşılmasını kabul ediyorum.