19 Ağustos 2023 Cumartesi
Nöroonkoloji
İçindekiler
Beyin tümörü, beyin dokusunda veya beyni çevreleyen yapılarda gelişen anormal hücre kitlesidir. Tümörler iyi huylu ya da kötü huylu olabilir. Doğrudan beyinden kaynaklanabileceği gibi başka bir kanserin beyne yayılmasıyla da oluşabilir. Belirtiler; tümörün türüne, büyüklüğüne ve yerleştiği bölgeye göre değişir.
Güvenilir sağlık bilgileri için anadolusaglik.org'u tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Beyin tümörü, beyinde veya beyni çevreleyen dokulardaki hücrelerin normal büyüme ve çoğalma düzeninin dışına çıkarak kontrolsüz şekilde gelişmesi sonucu oluşan kitleleri ifade eder. Tümörler; beyin dokusundan kaynaklanabileceği gibi beyin zarları, kraniyal sinirler ve çevredeki diğer yapılardan da gelişebilir.
Beyin tümörleri iyi huylu veya kötü huylu olabilir. İyi huylu tümörler genellikle çevre dokulara yayılma eğilimi göstermese de kafatasının sınırlı alanı içinde büyüyerek beyin dokusuna baskı yapabilir ve buna bağlı olarak önemli nörolojik sorunlara yol açabilir. Kötü huylu tümörler ise daha hızlı büyüyebilir veya çevredeki beyin dokusuna yayılım gösterebilir.
Tümörün etkileri yalnızca iyi veya kötü huylu olmasına bağlı değildir. Yerleştiği bölge, büyüklüğü, büyüme hızı ve çevredeki önemli beyin yapılarına etkisi de klinik tabloyu belirleyebilir.
Beyin tümörü ile beyin kanseri aynı anlama gelmez. Beyin tümörü, iyi ve kötü huylu tümörlerin tamamını kapsayan daha geniş bir kavramdır. Beyin kanseri ifadesi ise kötü huylu primer beyin tümörleri veya başka bir kanserin beyne yayılmasıyla oluşan metastatik hastalık bağlamında kullanılabilir.
İyi huylu bir tümör kanser olarak değerlendirilmemesine rağmen sağlık açısından önemsiz kabul edilmemelidir. Kafatasının kapalı bir alan olması nedeniyle büyüyen bir kitle beyin dokusuna, sinirlere veya diğer önemli yapılara baskı oluşturabilir.
Dolayısıyla bir beyin tümörünün klinik önemini değerlendirirken yalnızca iyi veya kötü huylu olması değil; türü, konumu, büyüklüğü ve büyüme özellikleri birlikte ele alınır.
Primer ve metastatik beyin tümörleri; kitlenin başladığı yere göre birbirinden ayrılır. Primer beyin tümörü beyinden veya beyni çevreleyen yapılardan kaynaklanırken, metastatik beyin tümörü vücudun başka bir bölgesindeki kanser hücrelerinin beyne yayılması sonucunda gelişir. Bu ayrım tanı ve tedavi planının oluşturulmasında önem taşır.
Primer beyin tümörleri; beyin dokusu, beyin zarları, kraniyal sinirler veya çevrede bulunan diğer yapılardan başlayabilir. Primer tümörlerin tamamı kötü huylu değildir. Menenjiyom gibi bazı tümörler iyi huylu özellik gösterebilirken glioblastom gibi bazı tümörler kötü huylu olabilir.
Tümörün hangi hücreden geliştiğinin belirlenmesi, sınıflandırmanın ve tedavi planının önemli parçalarından biridir.
Metastatik beyin tümörleri veya beyin metastazları, vücudun başka bir bölgesindeki kanserin beyne yayılması sonucunda meydana gelir. Akciğer ve meme kanserleri ile melanom başta olmak üzere farklı kanser türleri beyne metastaz yapabilir.
Metastatik tümörlerde değerlendirme yalnızca beyindeki kitlenin özelliklerine göre yapılmaz. Kanserin türü, vücuttaki hastalık yükü, metastazların sayısı ve yerleşimi ile kişinin genel sağlık durumu, tedavi planının belirlenmesinde dikkate alınan önemli faktörler arasında yer alır.
Beyin tümörü çeşitleri; hücresel kökenlerine, yerleşimlerine ve biyolojik özelliklerine göre sınıflandırılır. Gliomlar, menenjiyomlar, schwannomlar ve hipofiz bölgesindeki tümörler farklı özelliklere sahip gruplar arasında bulunur. Güncel sınıflandırmada bazı tümörlerde mikroskobik özellikler ile birlikte moleküler bulgular da dikkate alınır.
Gliomlar, merkezi sinir sistemindeki glial hücrelerle ilişkili tümör grubudur. Astrositom, oligodendrogliom ve glioblastom bu grupta değerlendirilen başlıca tümörler arasındadır.
Güncel yaklaşımlarda özellikle erişkin tip diffüz gliomların değerlendirilmesinde, hücrelerin yalnızca mikroskop altındaki görünümü yeterli olmayabilir. Histolojik inceleme ile moleküler bulgular birlikte değerlendirilerek entegre bir tanıya ulaşılır. IDH değişiklikleri ve 1p/19q kodelesyonu gibi moleküler özellikler uygun tümör grubunda sınıflandırmaya katkı sağlayabilir.
Glioblastom ise hızlı büyüme ve çevre dokulara yayılma özellikleri gösterebilen kötü huylu primer beyin tümörlerinden biridir.
Menenjiyomlar, beyin ve omuriliği çevreleyen zarlarla ilişkili tümörlerdir. Schwannomlar, sinirlerin çevresinde bulunan ve sinir liflerinin desteklenmesinde rol oynayan Schwann hücrelerinin anormal çoğalması sonucu ortaya çıkabilir. Hipofiz bölgesindeki tümörler ise hormon üretimi veya çevredeki yapılara baskı nedeniyle farklı belirtiler oluşturabilir.
Ependimal ve embriyonal tümörler de merkezi sinir sisteminde görülebilen diğer tümör grupları arasında yer alır. Her tümörün biyolojik davranışı, görüldüğü yaş grubu ve tedavi gereksinimi aynı değildir.
Çocukluk çağında ortaya çıkan beyin tümörleri, türleri ve beyindeki yerleşimleri açısından erişkinlerde görülenlerden farklı özellikler taşıyabilir. Belirtiler de çocuğun yaşına ve gelişim dönemine göre değişebilir.
Bu nedenle çocukluk çağındaki beyin tümörleri, erişkinlerde kullanılan tümör sınıflandırmaları veya tedavi planları üzerinden genellenmemelidir. Pediatrik hastanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Beyin tümörlerinin çoğunda tümörün neden geliştiğini açıklayan tek ve kesin bir neden belirlenemez. Hücrelerin büyümesini ve çoğalmasını kontrol eden mekanizmalarda meydana gelen değişiklikler tümör gelişiminde rol oynayabilir. Bazı nadir kalıtsal sendromlar ve belirli koşullarda iyonize radyasyon maruziyeti riskle ilişkili olabilir.
Risk faktörünün bulunması kişinin mutlaka beyin tümörü geliştireceği anlamına gelmez. Benzer şekilde bilinen bir risk faktörünün bulunmaması da tümör gelişmeyeceğini göstermez.
Kafa travması, kimyasal maddeler, ağır metaller, viral enfeksiyonlar veya benzeri çevresel faktörler; yeterli bilimsel kanıt bulunmadan doğrudan beyin tümörünün nedeni olarak değerlendirilmemelidir.
Beyin tümörlerinin büyük bölümü doğrudan kalıtsal hastalık olarak değerlendirilmez. Bununla birlikte nörofibromatozis, Li-Fraumeni sendromu ve Von Hippel-Lindau (VHL) gibi bazı nadir kalıtsal sendromlar; belirli merkezi sinir sistemi tümörlerinin gelişme riskiyle ilişkili olabilir.
Kişinin kendisinde veya ailesinde kalıtsal bir sendrom düşündürebilecek bulgular bulunuyorsa genetik değerlendirme ve gerektiğinde genetik danışmanlık gündeme gelebilir.
Beyin tümörü belirtileri; tümörün büyüklüğüne, büyüme hızına ve beynin hangi bölgesinde bulunduğuna göre değişebilir. Beyin sapı tümörleri, bulundukları bölge nedeniyle farklı nörolojik belirtilere yol açabilir. Baş ağrısı, nöbet, görme veya konuşma değişiklikleri, güç ve duyu kaybı, denge sorunları, bilişsel değişiklikler ile bulantı ve kusma görülebilecek belirtiler arasındadır.
Beyin tümörü ile ilişkili olabilecek belirtiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Bu belirtilerin pek çoğu beyin tümörü dışındaki sağlık sorunlarında da görülebilir. Bu belirtilerin varlığı tek başına beyin tümörü tanısı için yeterli değildir.
Kafatası içindeki bir kitlenin büyümesi, bazı kişilerde kafa içi basıncın artmasına yol açabilir. Yeni başlayan veya giderek belirginleşen baş ağrısı, bulantı, kusma ve uyku hali gibi yakınmalar görülebilir.
Ancak baş ağrısı ve bulantı gibi yakınmalar oldukça yaygındır ve birçok farklı nedenle ortaya çıkabilir. Bu nedenle belirtiler, tek başına değil kişinin diğer nörolojik bulguları ve klinik değerlendirmesiyle birlikte ele alınır.
Beynin farklı bölgeleri; hareket, konuşma, görme, işitme, hafıza, davranış ve denge gibi farklı işlevlerde rol oynar. Tümörün etkilediği bölgeye bağlı olarak güç kaybı, görme veya konuşma değişiklikleri, koordinasyon sorunları, hafıza güçlükleri ya da davranış değişiklikleri görülebilir. Benzer şekilde, omurilik tümörü de bulunduğu bölgeye ve etkilediği sinir yapılarına bağlı olarak çeşitli nörolojik belirtilere yol açabilir.
Belirli bir belirtinin doğrudan tek bir beyin bölgesine veya tümör türüne bağlanması her zaman mümkün değildir. Nörolojik değerlendirme ve görüntüleme, belirtilerin nedenini araştırmada birlikte kullanılır.
İlk kez gelişen nöbet, ani kol veya bacak güçsüzlüğü, konuşma bozukluğu, bilinç değişikliği, kontrol edilemeyen kusma veya hızla kötüleşen nörolojik belirtiler acil değerlendirme gerektirir.
Bu bulgular yalnızca beyin tümörlerinde görülmez ve farklı acil nörolojik hastalıklarla ilişkili olabilir. Bu nedenle belirtilerin nedenini kişinin kendi başına belirlemeye çalışması yerine acil sağlık değerlendirmesine başvurması gerekir.
Her baş ağrısı, beyin tümörü belirtisi değildir. Baş ağrısı toplumda oldukça sık görülür ve çoğunlukla beyin tümörü dışındaki nedenlerle ilişkilidir. Baş ağrısının tek başına bulunması tümör tanısı koymak için yeterli değildir.
Özellikle yeni başlayan veya zamanla şiddetlenen bir baş ağrısına nöbet, tekrarlayan kusma, görme ya da konuşma bozuklukları, güç kaybı veya bilinç değişikliği gibi nörolojik belirtilerin eşlik etmesi durumunda tıbbi değerlendirme gerekebilir.
Baş ağrısının zamanı veya tek bir özelliği üzerinden beyin tümörü tanısı konulamaz. Hekim değerlendirmesinde kişinin yakınmaları, nörolojik muayene bulguları ve gerekli görüldüğünde görüntüleme sonuçları birlikte incelenir.
Beyin tümörü tanısı genellikle kişinin belirtilerinin değerlendirilmesi ve nörolojik muayene ile başlayan bir süreçtir. Şüpheli bulgularda MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Tümörün kesin sınıflandırılması için bazı hastalarda biyopsi veya cerrahi sırasında alınan dokunun patolojik ve moleküler incelemesi gerekebilir.
Nörolojik muayenede kas gücü, duyu, refleksler, denge, koordinasyon, görme, konuşma ve bilişsel işlevler değerlendirilebilir. Elde edilen bulgular merkezi sinir sisteminin hangi bölümünün etkilenmiş olabileceği konusunda hekime bilgi sağlar.
Muayene sonuçları görüntüleme gerekip gerekmediğinin belirlenmesine de katkıda bulunabilir.
Kontrastlı beyin MR görüntüleme, beyin tümörlerinin değerlendirilmesinde önemli görüntüleme yöntemlerinden biridir. MR ile kitlenin konumu, boyutu, çevredeki yapılarla ilişkisi ve bazı görüntüleme özellikleri incelenebilir.
BT özellikle acil değerlendirmelerde, kanama veya kemik yapılarla ilgili belirli klinik soruların araştırılmasında kullanılabilir. İleri MR teknikleri ise ihtiyaç duyulan klinik bilgiye göre değerlendirmeye eklenebilir.
Görüntüleme bir kitlenin varlığını ve özelliklerini gösterebilse de her zaman tümörün kesin hücresel tipini belirlemez.
Tümörün türünün belirlenmesinde doku incelemesi önemli bir yere sahiptir. Bazı hastalarda tümörün güvenli biçimde çıkarılması amacıyla yapılan cerrahi sırasında örnek alınabilir. Bazı hastalarda ise stereotaktik biyopsi gibi yöntemlerle daha sınırlı bir doku örneği elde edilmesi tercih edilebilir.
Her beyin tümöründe aynı tanı yöntemi uygulanmaz. Tümörün konumu, görüntüleme özellikleri, cerrahiye uygunluğu ve kişinin klinik özellikleri izlenecek yolu etkileyebilir.
Güncel beyin tümörü sınıflandırmasında bazı tümörlerin değerlendirilmesinde histolojik incelemeye moleküler bulgular da eklenebilir. IDH değişiklikleri ve 1p/19q kodelesyonu özellikle belirli gliomların sınıflandırılmasında önem taşıyabilir. MGMT ile ilgili değerlendirmeler ise uygun klinik bağlamda tedavi yanıtının öngörülmesine katkı sağlayabilir.
Bu belirteçlerin tamamı her beyin tümörü için gerekli standart testler değildir. Hangi moleküler incelemelerin yapılacağı tümörün özelliklerine göre belirlenir.
Çoğu primer beyin tümöründe diğer birçok kanserde kullanılan klasik TNM evrelemesi yerine CNS WHO derece sistemi kullanılır. Kullanıcıların “beyin tümörü evreleri” olarak aradığı sınıflandırma çoğu zaman tümörün biyolojik davranışını değerlendiren WHO derecesini ifade eder. Metastatik tümörlerde ise kaynak kanserin evresi ayrıca önem taşır.
|
Kavram |
Neyi Tanımlar? |
Kullanımı |
Tedavi Kararındaki Yeri |
|
Evre |
Kanserin vücuttaki yayılımını |
Birçok kanser türünde kullanılır |
Hastalığın yaygınlığının değerlendirilmesine katkı sağlar |
|
WHO derece |
Tümörün biyolojik özelliklerini |
Birçok primer merkezi sinir sistemi tümöründe kullanılır |
Tümörün davranışı ve tedavi planının değerlendirilmesine katkı sağlar |
Bu nedenle “evre” ile “derece” kavramlarının birbirinin yerine kullanılması doğru değildir.
WHO derece sistemi, merkezi sinir sistemi tümörlerinin biyolojik davranışının değerlendirilmesinde kullanılan sınıflandırmanın bir parçasıdır. Derecelendirme histolojik özelliklerin yanı sıra ilgili tümörlerde moleküler özellikleri de içerebilir.
Genel olarak daha yüksek derece daha agresif biyolojik davranışla ilişkili olabilir. Bununla birlikte WHO derecesi tek başına kişinin tedavi sonucunu veya yaşam süresini belirlemez.
Beyin metastazı söz konusu olduğunda değerlendirme primer beyin tümörlerinden farklıdır. Hastalığın evresi çoğunlukla kanserin başladığı organ, sistemik yayılımı ve genel hastalık yükü üzerinden ele alınır.
Beyindeki metastazların sayısı, boyutu ve yerleşimi de tedavi planlamasında değerlendirilir.
Beyin tümörü tedavisi; tümörün türü, WHO derecesi, moleküler özellikleri, konumu, büyüklüğü, oluşturduğu belirtiler ve kişinin genel sağlık durumuna göre planlanır. Aktif izlem, cerrahi, radyoterapi, MR Linac tedavisi, stereotaktik radyocerrahi, ilaç tedavileri ve rehabilitasyon tek başına veya farklı kombinasyonlarla değerlendirilebilir.
Tedavinin planlanmasında beyin ve sinir cerrahisi, nöroloji, radyoloji, patoloji, onkoloji merkezi ve radyasyon onkolojisi gibi farklı uzmanlık alanları birlikte rol alabilir.
Her beyin tümöründe hemen cerrahi veya başka bir tedavi uygulanması gerekmeyebilir. Küçük, yavaş büyüdüğü düşünülen ve belirti oluşturmayan seçilmiş tümörlerde düzenli klinik değerlendirme ve görüntüleme ile aktif izlem tercih edilebilir.
Aktif izlem, hastalığın tedavisiz bırakılması anlamına gelmez. Takip sırasında tümörün büyümesi veya yeni belirtilerin ortaya çıkması tedavi planının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Beyin tümörü ameliyatının amacı tümörün türüne ve konumuna göre değişebilir. Cerrahi; tanı için doku elde etmek, kafa içi basıncı azaltmak veya nörolojik işlevleri koruyarak mümkün olan en geniş güvenli tümör çıkarımını gerçekleştirmek amacıyla uygulanabilir.
Cerrahide temel hedeflerden biri maksimum güvenli rezeksiyondur. Tümörün tamamını çıkarmaya çalışmak önemli nörolojik işlevlerin kaybına neden olabilecekse cerrahi kapsam buna göre planlanabilir.
Radyoterapi bazı primer ve metastatik beyin tümörlerinin tedavisinde kullanılabilir. Tedavinin uygulanma şekli tümörün türüne, büyüklüğüne, yerleşimine ve diğer klinik özelliklere göre belirlenir.
Stereotaktik radyocerrahi, seçilmiş hastalarda yüksek hassasiyetle radyasyon uygulanmasını sağlayan yöntemleri ifade eder. Gamma Knife veya CyberKnife gibi sistemler bu amaçla kullanılabilir. Belirli bir cihazın bütün beyin tümörleri için diğer yöntemlerden üstün olduğu söylenemez.
İlaç tedavileri, tümörün türüne göre tedavi planının bir parçası olabilir. Ancak her beyin tümöründe aynı ilaç veya tedavi protokolü uygulanmaz. Tümörün biyolojik ve moleküler özellikleri, kişinin genel sağlık durumu ve diğer tedaviler; ilaç tedavisinin planlanmasında dikkate alınır.
Hedefe yönelik tedaviler, belirli moleküler özelliklere sahip seçilmiş tümörlerde değerlendirilebilir. İmmünoterapinin kullanım alanı da tümörün türüne ve klinik özelliklerine bağlıdır. Bu tedaviler tüm beyin tümörlerinde standart veya etkili yöntemler olarak değerlendirilmemelidir. Tedavi kararı moleküler hedefler, mevcut bilimsel kanıtlar ve kişinin klinik uygunluğu dikkate alınarak verilir.
Beyin tümörlerinin kendisi veya uygulanan tedaviler hareket, konuşma, bilişsel işlevler ve günlük yaşam aktivitelerini etkileyebilir. Fizik tedavi, konuşma terapisi, bilişsel rehabilitasyon ve psikolojik destek ihtiyaç doğrultusunda tedavi sürecine dahil edilebilir.
Nöbet, ödem ve ağrı gibi sorunların yönetimi de destek tedavisinin parçaları arasında bulunabilir. İlaçların başlanması, değiştirilmesi veya bırakılması hekim değerlendirmesiyle planlanmalıdır.
Beyin tümörü ameliyatının nasıl gerçekleştirileceği, tümörün beyindeki konumu ve cerrahiden beklenen sonuca göre her hasta için özel olarak planlanır. Ameliyat öncesinde görüntüleme sonuçları incelenerek tümörün çevresindeki önemli beyin yapılarıyla ilişkisi değerlendirilir.
Cerrahi sırasında görüntüleme ve navigasyon sistemlerinden yararlanılabilir. Bazı operasyonlarda kraniotomi ile tümöre ulaşılır. Konuşma veya hareket gibi önemli işlevlerle ilişkili bölgelerin yakınındaki seçilmiş tümörlerde uyanık cerrahi değerlendirilebilir.
Her ameliyatta tümörün tamamının çıkarılması mümkün veya güvenli olmayabilir. Öncelik, mümkün olan en geniş tümör çıkarımını nörolojik işlevleri koruyarak gerçekleştirmektir.
Alınan doku patoloji incelemesine gönderilir. Patolojik ve gerektiğinde moleküler sonuçlar, ameliyat sonrasında ek tedavi gerekip gerekmediğinin belirlenmesine yardımcı olur.
Beyin tümörü ameliyatı sonrası iyileşme süresi; tümörün konumu, büyüklüğü, gerçekleştirilen işlemin kapsamı ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişebilir. Ameliyattan sonra nörolojik işlevler yakından takip edilir ve ihtiyaç halinde rehabilitasyon programı planlanabilir.
Erken dönemde hastanın bilinç durumu, kas gücü, konuşma, görme ve diğer nörolojik işlevleri değerlendirilebilir. Gerekli durumlarda kontrol görüntülemeleri yapılabilir.
Patoloji sonucunun tamamlanmasının ardından tümörün türü ve derecesine göre ek radyoterapi veya ilaç tedavilerinin gerekip gerekmediği değerlendirilir.
Günlük yaşama ve çalışma hayatına dönüş için herkese uygulanabilecek sabit bir süre bulunmaz. İyileşmenin hızı cerrahinin kapsamına, nörolojik etkilenmeye ve rehabilitasyon ihtiyacına bağlı olarak değişebilir.
Beyin tümörü tedaviden sonra tekrarlayabilir ancak nüks riski her tümörde aynı değildir. Tümörün türü, WHO derecesi, moleküler özellikleri, konumu ve gerçekleştirilen cerrahinin kapsamı tekrar riskini etkileyebilir.
Tedavi sonrasında düzenli klinik değerlendirme ve MR kontrolleri yapılabilir. Takibin ne sıklıkla gerçekleştirileceği tümörün özelliklerine ve uygulanan tedaviye göre kişiye özel olarak belirlenir.
Kontroller sırasında görüntüleme bulgularının yanı sıra kişinin yeni veya değişen nörolojik yakınmaları da değerlendirilir.
Beyin tümöründe yaşam süresi tek bir rakamla ifade edilemez. Hastalığın seyri ve tedavi sonuçları; tümörün türü, WHO derecesi, moleküler özellikleri ve konumunun yanı sıra primer veya metastatik olması, kişinin yaşı ve genel sağlık durumu, tümörün cerrahi olarak ne ölçüde çıkarılabildiği ve tedaviye verdiği yanıt gibi birçok faktöre bağlı olarak değişebilir.
Aynı tür beyin tümörüne sahip kişilerde bile hastalığın seyri ve tedaviye verilen yanıt farklılık gösterebilir. Bu nedenle sağkalım istatistikleri genel bir fikir verse de bir kişinin yaşam süresini kesin olarak öngörmez.
İyi huylu tümörlerin her zaman zararsız olduğu veya kötü huylu tümörlerin herkeste aynı seyri göstereceği düşünülmemelidir. Kişisel prognoz değerlendirmesi klinik, radyolojik, patolojik ve moleküler bilgilerin birlikte incelenmesini gerektirir.
Beyin tümörlerinin çoğunun kesin nedeni bilinmediğinden tüm beyin tümörlerini önlediği gösterilmiş tek bir yöntem bulunmaz. Genel toplumda herhangi bir yakınması olmayan kişilere rutin olarak uygulanan standart bir beyin tümörü tarama programı da bulunmamaktadır.
Belirli kalıtsal sendromlara sahip kişilerde ise risk profiline göre farklı takip programları planlanabilir. Böyle bir gereksinim kişinin ve ailesinin tıbbi öyküsüne göre uzman değerlendirmesiyle belirlenir.
Beyin tümörlerinin tanı ve tedavisi çoğunlukla birden fazla uzmanlık alanının birlikte çalışmasını gerektirir. Beyin ve sinir cerrahisi cerrahi değerlendirme ve gerektiğinde biyopsi veya tümör çıkarılması süreçlerinde rol alırken nöroloji nörolojik belirtilerin değerlendirilmesine katkı sağlayabilir.
Radyoloji ve nöroradyoloji görüntüleme değerlendirmelerini gerçekleştirir. Patoloji veya nöropatoloji alınan dokunun incelenmesi ve tümörün sınıflandırılmasında rol oynar. Medikal onkoloji ile radyasyon onkolojisi ise uygun hastalarda ilaç ve radyasyon tedavilerini değerlendirir.
Nöroonkoloji yaklaşımı, farklı uzmanlık alanlarından elde edilen bilgilerin bir arada değerlendirilerek kişiye uygun tedavi planının oluşturulmasını destekler.
6 dk
Bu metni yararlı buldunuz mu?
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Medikal Teknolojiler
“Hibrit ameliyathane” tanım olarak gelişmiş tıbbi görüntüleme sistemleri ve tıbbi cihazların aynı anda kullanılabildiği yeni konsept ameliyathane odaları için kullanılmaktadır.
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Birimin Tüm İlgi Alanları
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Uzm. Dr. Tahir Mammadzada
Öne Çıkan Kanser Yazıları
Kişisel Verilerin İşlenmesi: Kimlik, iletişim, sağlık ve pazarlama bilgilerimin, ASM Anadolu Sağlık Merkezi A.Ş. tarafından yürütülecek pazarlama faaliyetlerinin planlanması ve tıbbi ihtiyaçlarıma ve alışkanlıklarıma göre özelleştirilmesi ile bana özel kampanyalar oluşturulması amacıyla işlenmesini kabul ediyorum.
Ticari Elektronik İleti: ASM Anadolu Sağlık Merkezi A.Ş. tarafından kimlik ve iletişim bilgilerimin, tercih ettiğim iletişim kanalı üzerinden bana reklam, promosyon, kampanya ve benzeri ticari elektronik iletilerin gönderilmesi amacıyla işlenmesi ve bununla sınırlı olarak hizmet alınan tedarikçilerle paylaşılmasını kabul ediyorum.