Randevu almak artık daha da kolay!
incele
X
Meme Sağlığı MerkeziMeme Sağlığı MerkeziDetaylı İncele
cover image

Meme Kanseri

okuyabilirsiniz.

Meme Kanseri Nedir?

Memede süt salgısı yapan hücreler tarafından oluşturulan lobül adı verilen oluşumlar bulunmaktadır. Lobüller birleşerek lobları oluşturur. Bu yapılar birbirine süt kanalları ile bağlanır. Bu kanallar meme başına doğru birleşir. Meme kanseri, löbülleri ya da süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile meydana gelir.

Süt kanallarının yapısından meydana gelen meme kanserine “duktal karsinom”

Löbül yapılarından meydana gelen meme kanserine “löbüler karsinom” denir.

Meme Kanseri

 

Meme Kanseri Nedir?

Memede süt salgısı yapan hücreler tarafından oluşturulan lobül adı verilen oluşumlar bulunmaktadır. Lobüller birleşerek lobları oluşturur. Bu yapılar birbirine süt kanalları ile bağlanır. Bu kanallar meme başına doğru birleşir. Meme kanseri, löbülleri ya da süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile meydana gelir.

Süt kanallarının yapısından meydana gelen meme kanserine “duktal karsinom”

Löbül yapılarından meydana gelen meme kanserine “löbüler karsinom” denir.

Meme kanseri kadın kanserleri arasında en yaygın olan ve akciğer kanserinden sonra en sık ölüm nedeni olan kanserdir. Tüm kadın kanserlerinin %24 ünü ve kanserden ölümleri %14 ünü oluşturmaktadır. Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı bildirilmektedir. Nadir olarak erkeklerde de meme kanseri görülmektedir. Her 100 kadına karşılık 1 erkek meme kanseri tanısı almaktadır. Meme kanseri görülme sıklığının her yıl arttığı saptanmıştır.

Meme kanserinin sık görülmesi, sıklığın giderek artması, erken evrede tedavi edilebilir olması ve erken evrede tanı koyulabilmesinin günümüz koşullarında mümkün olması meme kanserinin önemini arttırmaktadır.


Meme kanserinde risk faktörleri

Meme kanserinde riskler 3 grupta toplanır:

Değiştirilemeyen risk faktörleri

  • Yaş: Meme kanserinde ileri yaş önemli bir risk faktörüdür. 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat fazladır. 30 yaşın üzerine çıkıldıkça risk artmaktadır. Meme kanseri tanısı almış hastaların %50 si 65 yaş üzerindedir.
  • İlk adet yaşı: 12 yaş ve altında adet kanamasının başlamasının riski arttırdığı belirtilmiştir
  • Genetik / ailesel yük: Annesinde veya kardeşinde meme kanseri öyküsü olanlar yüksek risk altındadır. Aile öyküsü sadece anne, kız ve kız kardeşten oluşan yakın akrabaları kapsar. Belirgin bir şekilde riskli aile geçmişi olan ve menopoz öncesi kadınlar meme kontrollerine aile bireylerinin teşhis yaşından 10 yıl önce başlamalıdırlar. Bazı gen testleri, yüksek riskteki hastaları belirleyebilir.

Eğer bir kadının birinci dereceden bir akrabasında meme kanseri varsa riski 2 kat artar. Ancak, her 10 meme kanseri olgusundan ancak bir tanesi aile ile ilişkilidir.

  • Geçirilmiş meme kanseri: Önceden meme kanseri olmuş hastaların diğer memelerinde kanser gelişme riski yüksektir. Bu risk yılda %1 ya da yaşam boyu % 10 oranındadır. Meme kanseri tanısından sonra klinik izlemenin nedeni, sadece hastalığın yeniden oluşmasını değil aynı zamanda diğer memede ortaya çıkabilecek kansere erken tanı koymaktır.
  • Mammografik dansite: Mammografideki toplam alanın %75’inden fazlasının yoğun olması meme kanseri riskini 4-6 kat arttırır.


Kısmen değiştirilebilir

  • İlk doğumdaki yaş: 30 yaşından sonra doğum yapmak ya da hiç yapmamak
  • Menopoz yaşı: 55 yaşından sonra menopoza girmek
  • Emzirme
  • <30 yaş göğüs bölgesine radyoterapi

Diğer faktörlere göre çok küçük risk içerirler.
 

Değiştirilebilir

  • Diyet: Bazı çalışmalar meme kanserinin bazı tiplerinde diyetin etkili olduğunu göstermiştir. Az yağlı, dengeli ve sebze-meyve ağırlıklı diyetin riski azalttığı öne sürülmektedir.
  • BMI (postmenopozal): hastalığın şişmanlarda görülme olasılığı artmaktadır
  • Östrojen tedavisi: Çoğu çalışma 10 yıldan fazla östrojen alımının meme kanseri gelişiminde ufak bir risk artışına sebep olduğunu göstermektedir.
  • Sigara
  • İnaktivite
  •  Alkol

 

Meme kanseri tipleri 

Meme kanseri invaziv ve noninvaziv olmak üzere temel iki gruba ayrılır.

İnvaziv meme kanserleri: oluşmaya başladığı bölgede kalmayarak yayılım gösteren meme kanserleridir.

Duktal invaziv meme kanseri: “Memenin invaziv duktal karsinomu” olarak da adlandırılır. En sık görülen meme kanseri türüdür. Her 100 meme kanseri tanısında %70-80 oranında görülmektedir. Süt kanallarının (duktusların) zarındaki hücrelerde oluşmaya başlayarak çevresindeki meme dokusuna yayılım gösteren kanserdir. İnvazif duktal meme kanserinde hücreler kanallardan ayrılır ve böylece lenf düğümleri yakınına ya da vücudun herhangi başka bir bölümüne yayılabilir.

Lobüler invaziv meme kanseri: “memenin invaziv lobüler karsinomu” olarak da adlandırılır. Her 10 meme kanserinin yaklaşık 1 i oranında görülür. Sıklıkla 45-55 yaş arasında tanı almış kanserlerde görülür. Meme lobları zarındaki hücrelerde başlayarak çevresindeki meme dokusuna yayılım gösteren kanserdir.

Noninvaziv meme kanseleri: oluşmaya başladığı bölgede kalan ve yayılım göstermeyen kanserlerdir.

  • DCIS duktal karsinoma in sutu: süt kanallarındaki hücrelerin kanser hücresine dönüşmeye başladığı oluşumlardır. Kanser olarak adlandırılmazlar. Ancak tedavi edilmediği sürece kansere dönüşme olasılıkları yüksektir. Bu hücreler süt kanallarının içindedir ve meme dokusu çevresine yayılmaya başlamamıştır.
  • LCIS - Lobüler karsinoma in situ: Meme lobu içinde hücrelerin kanser hücresine dönüşmeye başladığı anlamına gelir. Oluşumlar lobüllerin içindedir ve meme dokusu çevresine yayılmamıştır. Kanser olarak adlandırılmazlar. Ancak tedavi edilmediği sürece kansere dönüşme olasılıkları yüksektir. LCIS’e sahip olmak gelecekte meme kanseri açısından yüksek risk altında olduğunuz anlamına gelmektedir.

Meme kanseri farklı tiplerde birçok kere sınıflandırılmıştır. Bir sınıflama da nadir görülen kanserlerin özel tip, sık görülen kanserlerim özel olmayan tip olarak sınıflanmasıdır.

En yaygın olarak görülen kanser olan duktal karsinom özel olmayan tip olarak sınıflanır. Diğer kanser tipleri, lobuler karsinoma dahil olarak şunlardır:

  • Medüller meme kanseri
  • Musinöz (mukoid ya da kolloid) meme kanseri
  • Tübüler meme kanseri
  • Memenin adenoid kistik karsinomu 
  • Metaplastik meme kanseri
  • Meme anjiyosarkomu
  • Memede lenfoma
  • Bazal tipli meme kanseri
  • Filloides ya da sistosarkom filloides
  • Papiller meme kanseri
     

Meme Kanseri Evreleri

  • Evre 0: Duktal carcinoma in situ DCIS (duktal karsinoma in sutu) ve LCIS (lobuller karsınoma in sutu). Kanser oluşum aşamasındadır. Çevre dokulara yayılmamıştır. Oluşmaya başladığı alan ile sınırlıdır.
  • Evre 1: Yayılabilen meme kanserinin başlangıç aşamasıdır. 1. evre tümörün 2 cm.' den fazla geniş olmadığı ve kanser hücrelerinin memeden başka yere (lenf bezlerine) yayılmadığı durumdur. 
  • Evre 2: Evre 2A'da memede tümör yoktur, ancak koltuk altındaki lenf bezleri kanser vardır; veya tümör 2 cm veya daha küçüktür ve koltuk altındaki lenf bezlerine yayılmıştır; veya tümör 2 cm'den büyük, 5 cm'den küçüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmamıştır.
  • Evre 2B ‘de; 2 cm'den büyük, 5 cm'den küçüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmıştır; veya 5 cm'den büyüktür ancak koltuk altı lenf bezlerine yayılmamıştır.
  • Evre 3A: memede tümör yoktur, ancak koltuk altı lenf bezlerinde (koltuk altındaki lenf bezleri) birbirine veya çevre dokulara yapışık kanser vardır; veya tümör 5 cm veya daha küçüktür ve çevre dokulara veya birbirine yapışık koltuk altı lenf bezlerine yayılmıştır; veya tümör 5 cm' den büyüktür ve koltuk altı lenf bezlerine (birbirlerine veya çevre dokulara yapışık olabilir) yayılmıştır.
  • Evre 3B: Tümör herhangi bir boyut da olabilir ve memeye komşu dokulara (deri veya göğüs duvarı, kaburgalar veya göğüs duvarındaki kaslar) yayılmıştır ve meme içerisindeki lenf nodlarına veya kolun altındaki lenf nodlarına yayılabilir.
  • Evre 3C' de; kanser köprücük kemiği altındaki ve komşu boyun boyunca uzanan lenf nodlarına yayılmıştır ve kanser kolun altındaki ve meme içerisindeki lenf nodlarına ve memeye komşu dokulara yayılabilir.
     

Evre 3C ameliyat edilebilir ve ameliyat edilemez olarak ikiye ayrılmaktadır. 

  • Ameliyat edilebilir Evre 3C meme kanserinde;
  • Kolun altındaki lenf nodlarında 10 veya daha fazla sayıda lenf nodunda tutulum vardır veya
  • Memedeki tümörle aynı taraflı köprücük kemiği altındaki lenf nodları ve komşu boyun lenf nodlarında yayılım vardır veya
  • Meme içindeki lenf nodları ve kolun altındaki lenf nodlarında yayılım vardır.
  • Ameliyat edilemeyen Evre 3C meme kanserinde,
  • kanser köprücük kemiği üstündeki lenf nodlarına yayılmıştır ve memedeki tümörle aynı taraftaki komşu boyun bölgesindeki lenf nodlarında tutulum vardır.
  • Evre 4: Uzak metastatik kanserdir. Kanser vücudun diğer bölgelerine sıçramıştır. Bu evre tedavisinde hastanın yaşam süresini artırmak ve yaşam kalitesini yüksek düzeyde tutmak hedeflenir.

 

Tekrarlayan kanser, tedaviden sonra tekrar oluşan kanserdir. Kanser, lokal (meme veya göğüs duvarında) olarak veya vücudun herhangi bir bölgesinde (kemik, karaciğer, akciğer gibi) tekrarlayabilir.
 

Meme kanseri belirtileri

Meme kanseri meme ve meme ucunda farklılık yaratır. Bunlar genellikle

  • Memenin içinde veya koltuk altında kitle, meme dokusunda kalınlaşma
  • Meme ucunun hassaslığı
  • Memenin boyutunda ve şeklinde değişiklik
  • Meme derisinde veya ucunda şişlik, pullu ve kızarık görünüm
  • Meme derisinde portakal kabuğu görüntüsü
  • Meme ucu akıntısı dır.

Bu belirtiler her zaman kanser belirtisi olmamakla beraber kadının doktora başvurmasına sebep olmaktadır. Bu başvurular sırasında yapılan incelemelerde erken tanı şansı yakalanmaktadır.

 

Meme kanserine eşlik eden hastalıklar

Paget hastalığı

Paget hastalığı meme kanseri ile birlikte ortaya çıkan nadir bir hastalıktır. Her 100 meme kanserinin 1 ya da 2’sinde görülmektedir. Paget hastalığı meme ucunda ya da onu çevreleyen daha koyu deri alanında (areola) başlar. Genellikle öncelikle kırmızı, pullu döküntü olarak görülür. Kaşıntılı olabilir. Psoriyazis (sedef hastalığı) ya da egzema gibi diğer deri hastalıklarına çok benzer olabilir ve bunlarla karıştırılabilir. Tanı koymak için meme ucundaki etkilenmiş cilt dokusundan bir örnek (biyopsi) alınır ve mikroskop altında incelenir. Eğer sonuç Paget hastalığını gösterirse, mammografi planlanır. Genellikle Paget hastalığı meme kanseri ya da duktal karsinoma in situ (DCIS)’nun bir belirtisidir. Paget hastalığına sahip kadınların yaklaşık yarısı meme ucunun gerisinde bir yumruya sahiptir. 10 hastanın 9’u invazif meme kanseridir.
 

İnflammatuar (İltihaplı) meme kanseri

Sık görülmeyen bir meme kanseri türüdür. Her 100 meme kanserinin yalnızca 1-4’ü bu tip kanser tanısı almıştır. Meme dokusu iltihaplandığından dolayı, inflammatuar (iltihaplı) olarak adlandırılır. Kanser hücreleri memedeki en küçük lenf kanallarını tıkarlar. Lenf kanalları tıkalı olduğundan, meme şişer, kızarır, sertleşir ya da sıkılaşır ve dokunulduğunda ağrı ve sıcaklık hissedilir. Ağrı her zaman olmayabilir. Diğer belirtileri meme dokusunda kalınlaşma, çıkıntı ya da çukurlaşmadır. Bazen meme de yumru olabilir. Meme ucu ters dönmüş (memede çekme) ya da meme ucunda akıntı olabilir.

İnflammatuar meme kanseri belirtileri oldukça ani ortaya çıkabilir. Sıklıkla memedeki bir enfeksiyon ile karıştırılır (mastit).

Meme kanseri tedavi süreci ve sonrası

Beslenme: ideal kiloda kalmak ve dengeli beslenmek meme kanserinden korunmak için dikkat edilecekler listesinin başında yer almaktadır.

Araştırmalar beslenmenin kanser tedavisi üzerinde %30-40 etkisi olduğunu göstermiştir. Amerikan kanser araştırmaları derneği ideal kilonun kanserde en önemli nokta olduğunu söylemiştir.

Meme kanseri tanısı almış ve tedavi olmuş hastaların kilo alması nüks riskini arttırmaktadır.

Yağ alımı: menapoz sonrası fazla yağ tüketen bireyleri daha az yağ kullanmaya başlaması meme kanseri riskini azaltmaktadır. Omega3 açısından zengin beslenme kanser riskini azaltır.

Alkol alımı: alkol alındığında kandaki folat miktarı azalır. Folat kanser riskini azaltan bir maddedir. Folat koyu yeşil renkli sebzeler, portakal suyu, enginar ve pancarda bulunur. Alkol alımının günde 1 kadehi aşmayacak şekilde olması gerekmektedir.

Egzersiz: meme kanserinde tedavi sürecinde ve sonrasında egzerisiz yapılmasının temel amacı en kısa sürede normal hayata dönmeyi sağlamaktır. egzersizin yararları

  • Eklem ve kaslara hareket yeteneği kazandırmak
  • Kalp-akciğer kapasitesini arttırmak
  • Kan basıncı (tansiyon) nı düzenlemek
  • Lenf sıvı dolaşımını arttırarak kolda lenfödem oluşmasını engellemek
  • Ameliyat sonrası omuzda gelişebilecek hareket kısıtlılığını (donmuş omuz) engellemek
  • Yorgunluk ve zayıflığı gidererek kişinin iyi hissetmesine yardımcı olmak şeklindedir.

Tedavi sonrası tetkikler

Meme koruyucu cerrahi sonrasında radyoterapi bittikten sonra 4 ila 6 ay arasında mamografi çekilmektedir. Sonrasında her yıl tekrarlanır.

Meme kanseri nüks ihtimaline karşın tedavi sonrası

İlk 3 yılda 3 ayda 1

4. ve 5. Yıllarda 6 ayda 1

5. yıldan sonra yılda 1 fiziksel muayene ve mamografi önerilir.

Radyoterapi alan hastada her yıl akciğer grafisi çekilir.

Nüks nasıl olur?

Hastalık tedavi sonrasında yok edilmiş olarak bilinir. Ancak vücutta kalan tespit edilemeyen kanser hücreleri hastalığın nüks etmesine sebep olabilir. Takipler ile erken tanı hedeflenmektedir.

Tedavinin yan etkileri kısa sürede başlayarak tedavi boyunca ve sonrasında ortaya çıkmaya devam etmektedir. Bu yan etkiler tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle farkedilen yan etkilerin tedavi ekibi ile paylaşılması önemlidir.

Hormon tedavisi sırasında ve sonrasında her yıl kadın-doğum muayenesi yapılır. Bunun sebebi hormon tedavisinin rahim kanseri riskini arttırmasıdır.

“aromatoz inhibitörleri” ilaç grubu kemik yoğunluğun da azalma yapmaktadır. Bu nedenle kemik yoğunluğu ölçümleri her yıl yapılmalıdır.

Lenfödem: meme kanseri ameliyatlarından sonra kolda sıvı birikmesi şeklinde oluşan şişliktir. Lenfödem bazı hastalarda ameliyattan hemen sonra oluşabileceği gibi, aylar yıllar sonrada ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda hiç oluşmayabilir. Lenfödem tedavi edilebilir. Fark edildiğinde tedavi ekibi bilgilendirilmelidir.

Meme kanseri ve cinsellik

Kanser tanısı alan ve tedavisi gören kadın diğer kadınlarla aynı cinsel duyguları hissetmektedir. Her kadın sevgi, yakınlık, dokunma, sıcaklık, güven, ait olma, şefkat ve bağlanma ihtiyacı hisseder. Cinsellik bu ihtiyaçların tamamını içeren bir bütündür. Bu ihtiyaçlar her yaş ve sağlık durumu için aynıdır.

Meme kanseri cerrahi, kemoterapi, radyoterapi yada hormon tedavisi ile tedavi edilmektedir. Bu tedavileri yan etkileri nedeniyle fiziksel sağlığı etkilemektedir. Fiziksel sağlıkta meydana gelen olumsuz değişimler cinsel sağlığın olumsuz etkilenmesine neden olabilmektedir. Cinsel işlevde bozulmalar görülebilir.

Cinsel işlevde meydana gelen bozulma zaman içinde fiziksel, ruhsal ve sosyal sorunlara neden olabilir.

Meme kanseri ameliyatlarında meme dokusunun alınması ya da meme dokusu üzerinde oluşan ameliyat izleri nedeniyle diğer hastalıklara göre daha fazla cinsel istekte azalma ve cinsel işlevde bozulma olabilir.

Radyoterapi süresince ışınlanan bölgede şişlik, ağrı ve ciltte hassasiyet oluşabilir. Bu yan etkiler için radyoterapi tedavi ekibi uygun ilaç ve önerileri sizinle paylaşacaktır. Radyoterapi cinsellik için bir engel teşkil etmez. Ancak bu yan etkiler nedeniyle meme bölgenizi korumanız gerekmektedir. Radyoterapi sonrası radyoaktif ışın taşımazsınız. Bu nedenle dokunmaktan ve bir arada olmaktan çekilmenize gerek yoktur.

Kemoterapi de kullanılan ilaçlar bulantı, kusma, halsizlik, yorgunluk yapabilmektedir. Bu nedenle cinsel ilişki için kendinizi iyi hissettiğiniz zamanı seçmeniz önemlidir. Bazı ilaçlar vajinada kuruluk yapabilir. Bu durumu tedavi ekibinizle paylaşmanız önemlidir. Tedavi ekibinin önerisi doğrultusunda kullanacağınız uygun ilaçlar sorunu giderecektir.

Meme kanseri ve gebelik

Başarılı bir tedavi sonrasında hamile kalmanın meme kanseri riskini arttırmadığı belirtilmiştir.

Genç meme kanserleri de gebeliğin düşünülmemesinin nedenleri:

  • Kanserin tekrar etme ve yaşam kaybı korkusu
  • Radyoterapinin bebek üzerinde oluşturabileceği yan etkiler
  • Çocukta da kanser riskinin olabileceği düşüncesi ve 
  • Çocuğa bakma stresi olarak belirtilmiştir.

Nüksün genellikle 2-3 yıl içinde görülmesi nedeniyle gebelik için bu süre sonrasının beklenmesi istenir. Gebelikten korunma mekanik olmalıdır. İlaç yardımıyla olmamalıdır.

Gebelik kararı her hastanın kanser durumu, tedavisi ve kişisel isteklerine göre şekillenir.

Emzirme: kemoterapi sırasında emzirme kesilmelidir. Kemoterapi sonrasında emzirmenin sorun yaratmadığı belirtilmiştir. Radyoterapi memede süt üretiminde azalmaya yol açacak değişiklikler yapabilir. Meme koruyucu cerrahi ile ameliyat edilmiş memede cerrahi sınıra göre değişiklik göstermekle beraber genel olarak süt üretiminin azalmadığı bilinmektedir.

Gebelik sırasında meme kanseri tanısı alma: meme kanseri tedavisi gebe ve gebe olmayan kadında aynıdır. Bu nedenle tedavi gebelik yüzünden gecikmemelidir. Kemoterapinin ve radyoterapinin risk oluşturmadığı ve hızlı ilerleyen kansere sahip olunmadığı müddetçe gebeliği sonlandırmak gerekmez.

Hormon replasman tedavisi: menapozun rahatsızlık yaratan etkilerini azaltmak için hormon replasman tedavisi (HRT) tercih edilen tedavidir. Yapılan çalışmalar hrt nin meme kanseri riskini arttırdığını göstermiştir. Bu nedenle menapoz ile başa çıkmada kullanılması önerilmemektedir.

Meme kanseri tedavi yöntemleri

Meme kanserinin tedavisi cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve hormon tedavisini içermektedir. Tedavi seçeneklerinin sırası ve önceliği;

  • Tümörün büyüklüğü ve yayılma alanı- evresi
  • Yapısal özellikleri
  • Cerrahi sınırları
  • Mikrokalsifikasyon (hücre düzeyinde) oluşumların varlığı
  • Yaş
  • Meme başı akıntısı
  • Memenin yapısı (yoğunluğu)
  • Biyopsi sonucu
  • Hastanın tercihi
  • Kozmetik endişelere göre şekillenir.

Meme kanserinde cerrahi tedavi

Meme kanserinde cerrahi tedavi tedavinin temelini oluşturur. Özellikle erken evrede yakalanan kanserlerde ilk tercihtir. Diğer tedavi seçenekleri cerrahi tedavinin destekçisidir. Cerrahi tedaviye karar verirken tıbbi gerekçeler ile beraber hastanın tercihi de göz önünde bulundurulup hasta ile ortak karar verilir.

Meme koruyucu cerrahi

Erken evre meme kanserlerinde meme koruyucu cerrahi kanser oluşumu-tümörün güvenli bir sınır oluşturacak şekilde etrafındaki bir kısım sağlam doku ile beraber alınmasıdır. Meme koruyucu cerrahide temel amaç memenin şeklinin korunmasıdır. Genellikle Evre1 ve Evre 2 olan hastalarda sentinel lenf nodu ya da koltuk altı lenf nodlarının alınmasıyla birlikte yapılır. Sonrasında radyoterapi tedaviye eklenmektedir. Meme koruyucu ameliyatlarda kanserin yayılması ve sağ kalım oranında mastektomi (tüm meme dokusunun alınması) ile aynı sonuçlar elde edilmiştir.

Meme koruyucu cerrahide;

  • hastanın tercihi,
  • tümörün boyutu
  • tümör boyutu ile meme hacmi arasındaki oran,
  • mevcut diğer hastalıklar ve hasta yaşı belirleyicidir.

Meme koruyucu cerrahi bazı durumlarda uygulanamamaktadır;

  • inflammatuar meme kanseri,
  • daha önceden göğüs duvarı veya memeye radyasyon alınması veya radyoterapi alamayacak hastalar,
  • gebelik esnasında radyoterapi gerekliliği ve güvenli cerrahi sınır oluşturulamayan hastalarda

Genel olarak meme koruyucu cerrahinin tümör boyutu 5 cm’nin altında olan ve kabul edilebilir kozmetik sonuçla güvenli cerrahi sınır elde edilebilen hastalara uygulanması önerilir.

Meme koruyucu cerrahide tümör boyutu ile meme boyutu arasındaki oran önem kazanmaktadır. Büyük boyutlu bir memede dış tarafa doğru yerleşmiş 5 cm. boyutlu bir tümör kolaylıkla uygun kozmetik sonuçla alınabilirken, küçük boyutlu bir memede yerleşmiş 2 cm. boyutlu bir tümör alınırken istenmeyen kozmetik sonuçlar gerçekleşebilmektedir.

Meme koruyucu cerrahi kadrantektomi, lumpektomi, tümörektomi, parsiyel mastektomi, segmenter mastektomi gibi çeşitli yöntemleri kapsamaktadır. Uygun yöntem tümör ve meme boyutu göz önünde bulundurularak tercihler doğrultusunda şekillenmektedir.

Meme koruyucu cerrahide telle işaretleme

Ele gelmeyen, görüntüleme yöntemleriyle tespit edilen tümörlerin alınmasında telle işaretleme kullanılmaktadır. Başarılı bir cerrahi ve en iyi kozmetik sonuçlar için ameliyat öncesinde mamografi, ultrasonografi ve ya MR (manyetik rezonans) eşliğinde tümör olan bölge tespit edilerek tel ile işaretlenir. Tel oldukça ince bir yapıya sahiptir. İşlem sırasında soğutucu sprey ile bölge uyuşturulur. Telle işaretleme sonucunda tümör tüm hatlarıyla çıkarılabildiği gibi sağlıklı dokuda mümkün olduğu en üst sınırda korunmaktadır.

Meme koruyucu cerrahide sentinel lenf nodu işaretleme

Sentinel lenf nodu tümörün bağlantı kurduğu ilk lenf nodu (nöbetçi lenf nodu) olarak adlandırılır. Meme kanseri tedavisinde kanser yayılımını önlemek amacıyla koltuk altı (aksilla) lenf bezlerinin alınması önem taşımaktadır. Ancak koltuk altı lenf bezlerinin alınması kolda ödem, kol ve elde oluşan his kaybı oluşturmakla beraber, kol ve el kullanımında sakınmaları beraberinde getirmektedir. Sentinel lenf nodu işaretleme ile koltuk altında kanser oluşumu saptanmayan nodların çıkarılmasına gerek kalmıyor. Tümör içine verilen ilaç ya da mavi boya ile en yakın komşu lenf nodu tespit ediliyor ve ameliyat sırasında çıkarılıyor. Ameliyat devam ederken pataoloji uzmanı tarafından inceleniyor. Yayılım olduğu düşünülürse koltuk altı lenf nodları alınıyor.

Enjeksyon ile sentinel lenf nodu işaretleme: hasta ameliyat öncesinde nükleer tıp bölümüne götürülür. Nükleer tıp uzmanı tarafından ultrasonografide işaretlenen tümör bölgesinde enjeksyon yapılır. Enjeksyonun en yakın lenf noduna ulaşması için yaklaşık 20 dakika beklenir. Gama kamera ile ilacın yayılımı takip edilir. Tespit edilen sentinel lenf nodu işaretlenir. Ameliyat sırasında gama prob ile işaretlenen bölgede yüksek sayımda olan lenf nodu aranır. Lenf nodu çıkarıldıktan sonra doğrulama için hem çıkarılan lenf nodu hem de geri kalan dokuda sayım yapılır.

Mavi boya ile sentinel lenf nodu işaretleme: ameliyat sırasında uygulanır. Ameliyatı gerçekleştiren cerrah tarafından meme başına ve tümörün olduğu alana bir miktar metilen mavisi verilerek uygulanır. Metilen mavisi tümör hücresi gibi lenf kanallarını izleyerek en yakın lenf noduna ulaşıyor ve alanı maviye boyuyor. Ameliyat sırasında boyanan lenf nodu bulunuyor ve çıkarılıyor.

Meme koruyucu cerrahide sentinel lenf nodu diseksyonu yayılımın olmadığı durumlarda koruma amaçlı koltuk altı lenf düğümlerinin çıkarılması ameliyatın yapıldığı kolda birçok güçlük meydana getirmektedir. Bu nedenle tümöre en yakın olan, yayılımın başlayacağı lenf düğümü tümöre enjekte edilen nükleer maddenin yayılımının takip edilmesiyle saptanmakta ve ameliyat sırasında çıkarılmaktadır. Aynı şekilde işaretleme ameliyat sırasında cerrah tarafından mavi boya ile yapılabilmektedir. Alınan lenf düğümü ameliyat sırasında pataloji uzmanı tarafından incelenmekte, yayılımın olduğuna karar verilen durumlarda koltuk altı lenf düğümlerinin tamamı alınmaktadır.

Mastektomi

Mkc nin yapılmasının uygun olmadığı durumlarda tercih edilir. meme dokusunun tamamının ve yayılım olduğu durumlarda koltuk altı lenf düğümlerinin alındığı ameliyatları ifade etmektedir. Büyük çaplı tümörler ve ya memede birkaç odakta yayılım göstere kanser oluşumlarında uygulanır. Tümörün yayılımı ve büyüklüğü dikkate alınarak yöntem seçilir.

Mastektomi yüksek risk taşıyan hastalarda koruma amaçlı tercih edilebilir. Plastik cerrahi işbirliği ile aynı ameliyatta meme başı korunarak mestektomi yapıldıktan sonra protez yerleştirilerek etkili kozmetik sonuçlar alınmaktadır.

Kemoterapi

Kanser hücresi memede oluşturduğu tümörden koparak kan dolasımı yoluyla diğer doku ve organlara yayılmaktadır. Hücre düzeyinde olan bu yayılımlar tarama ve muayene ile saptanamamaktadır.

Kemoterapide amaç kanser hücrelerini yok etmektir. Damar içine verilen ilaçlarla ve haplarla tüm vücuda yayılmış olabilecek kanser hücresine ulaşmak hedeflenir.

Ameliyat sonrasında kemoterapi uygulanması meme kanseri tekrarlama ve yayılma riskini azaltmaktadır. Kemoterapinin zamanına ve tedavi planına kanserin meme ve koltuk altı yayılımına ve tümörün yapısına göre karar verilir.

Ameliyat öncesinde tümörün büyük olduğu durumlarda kemoterapi uygulanarak tümörün küçülmesi hedeflenir. Bu tedavide ilacın etkinliği de değerlendirilir.

Kemoterapide kanser hücreleri yok olurken sağlıklı hücrelerde zarar görebilmektedir. Kemoterapide en sık karşılaşılan yan etkiler bağışıklık sisteminin baskılanması sonucu kan değerlerinde (lökosit-akyuvar) düşmedir. Bulantı, kusma, iştahsızlık, saç dökülmesi sık görülür. Kemoterapi ilaçlarında oluşan yenilikler yan etkilerin yaşanmasını azaltmaktadır. Etkileri azaltmak için tedavi süresinde destek tedavilerde uygulanmaktadır.

Radyoterapi

Radyoterapi yüksek enerjili x ışınlarının kullanılarak kanser hücrelerinin yok edilmesi yada küçültülmesiyle beraber tümörün ortadan kaldırılmasını sağlar. Işınlar kanser hücrelerinin yapısına zarar vererek çoğalmasını ve büyümesini engelliyor.

Meme kanserinde özellikle meme koruycu cerrahi sonrasında uygulanmaktadır. Ameliyat sonrasında kalan meme dokusunda kanserin tekrar etme olasılığını azaltmak hedeflenir. Cerrahi sonrasında koltuk altı lenf düğümlerinde tutulum olduğunda koltuk altı bölgesine uygulanır.

Radyoterapi ameliyat sonrasında meme ve koltuk altında olabilecek kanser hücrelerini yok etmek için uygulanabileceği gibi ameliyat öncesinde tümörü küçültmek ve cerrahi için uygun sınırlara getirmek içinde uygulanır.

Tedavi genel olarak ameliyattan ortalama 1 ay sonra başlar ve 6-7 hafta sürer. Tedavi planı tümörün yapısı ve yayılım alanına göre planlanır.

Radyoterapi memede şişlik, ağrı ve yanık izi şeklinde yan etkiler yapar. Bu etkilerin 1 yılın sonunda kaybolması beklenir.

Hormon tedavisi

Hormon tedavisi hrt (hormon replasman tedavisi) değildir.

Hormon tedavisinde amaç östrojen hormonunun salgılanmasını ve meme kanseri oluşturan hücrelerin artışını engellemektir.

Hormon tedavisi ilk tedavi olan ameliyat, kemoterapi ve radyoterapiden sonra vücudun herhangi bir yerinde kalmış olabilen kanser hücresini yok etmeyi hedefler. Hormon tedavisi yineleme riskini azaltmaya yönelik koruyucu bir tedavidir.

Hormon tedavisi yapısında hormonal reseptör içeren tümörler de etkilidir. Bu nedenle yapısal olarak hormonal reseptör içerdiği saptanmış tümörlerde ameliyat öncesinde tümörü küçültmek için de kullanılmaktadır.

Menapoz öncesi ve ya sonrası dönemde olma tedavi kararını ve planını belirlemektedir.

 

Randevu almak artık daha da kolay!

Apple Store ve Google Play Store’dan indireceğiniz Anadolu Sağlık Online Servisler uygulamasıyla işlemlerinizi çok daha hızlı yapabileceksiniz.

Uygulamamızı şimdi indirirseniz anında dilediğiniz doktordan online randevu alabilir, test ve görüntüleme sonuçlarınıza kolayca ulaşabilir ve geçmiş doktor ziyaretlerinizi görüntüleyebilirsiniz.

app store
google play