21 Ağustos 2023 Pazartesi
Uyku Laboratuvarı
İçindekiler
Guillain-Barre Sendromu (GBS), bağışıklık sisteminin yanlışlıkla sinir sistemine saldırması sonucu ortaya çıkan nadir ama ciddi bir nörolojik hastalıktır. Özellikle kollar ve bacaklarda hızla ilerleyen güçsüzlük ile başlayan bu sendrom, kısa sürede felce kadar gidebilen ağır tablolara yol açabilir. Çoğu zaman bir solunum yolu veya mide-bağırsak enfeksiyonunun ardından gelişir ve bağışıklık sistemi sinirlerin etrafındaki miyelin kılıfa zarar verir. Bu durum, sinirlerin beyinle olan iletişimini bozarak kas hareketlerini ve duyuları etkiler. Guillain-Barre Sendromu’nun en önemli özelliklerinden biri, hızlı ilerlemesi ve acil müdahale gerektirmesidir. Bazı hastalarda yalnızca hafif güçsüzlük görülürken, bazılarında solunum kasları etkilenir ve yoğun bakım desteği gerekir. Hastalık her yaşta görülebilse de erişkinlerde daha sık teşhis edilir. Tedavide plazmaferez ve intravenöz immünoglobulin (IVIG) gibi yöntemler öne çıkar; fizik tedavi ve yakın takip ise iyileşmenin ayrılmaz parçalarıdır. Erken tanı ve doğru tedavi ile hastaların büyük kısmı yeniden bağımsız yaşamına dönebilir.
Bağışıklık sisteminin yanlışlıkla sinir sistemine saldırması sonucu ortaya çıkan Guillain-Barre Sendromu (GBS), nadir fakat ciddi bir nörolojik hastalıktır. Bu sendromda vücudun savunma hücreleri, özellikle sinirlerin etrafındaki miyelin kılıfı hedef alır. Miyelin, sinir hücrelerinin elektriksel uyarıları hızlı bir şekilde iletmesini sağlayan koruyucu tabakadır. Bu tabaka hasar gördüğünde, sinirlerin beyinle ve omurilikle olan iletişimi bozulur. Kaslarda güçsüzlük, uyuşma, refleks kaybı ve ilerleyen vakalarda felç gelişebilir. Hastalık sıklıkla kollar ve bacaklarda başlayan güçsüzlük ile başlar ve günler içinde ilerleyebilir. Guillain-Barre Sendromu, her yaşta görülebilmesine rağmen çoğunlukla yetişkinleri etkiler. Nadir görülse de hızlı ilerlediği için yoğun bakım tedavisi gerektirebilen ciddi bir durumdur.
Hastalığın kesin nedeni tam olarak bilinmez. Ancak genellikle bağışıklık sisteminin yanlış bir tepki vermesi sonucu ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Çoğu vakada GBS, geçirilen bir enfeksiyonun ardından gelişir. Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları, mide-bağırsak enfeksiyonları ve bazı viral hastalıklar tetikleyici olabilir. En çok ilişkilendirilen enfeksiyon etkenlerinden biri Campylobacter jejuni adı verilen bakteridir. Bunun dışında grip virüsü, sitomegalovirüs, Epstein-Barr virüsü veya Zika virüsü gibi patojenler de GBS’yi başlatabilir. Nadiren aşılar veya cerrahi işlemler sonrası da bağışıklık sistemi sapkın bir yanıt vererek bu sendromu tetikleyebilir. Hastalık bulaşıcı değildir ancak enfeksiyon sonrası bağışıklık sisteminin sinir dokusunu yabancı olarak algılaması, vücudun kendi sinirlerine zarar vermesiyle sonuçlanır.
Hastalık çoğunlukla bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve güçsüzlük ile başlar, ardından yukarı doğru yayılır. Semptomların simetrik olması tipiktir; yani sağ ve sol tarafta aynı anda güç kaybı görülür. İlerleyen vakalarda yürüme zorluğu, kaslarda sertlik, refleks kaybı ve koordinasyon bozuklukları ortaya çıkar. Bazı hastalarda yüz kasları da etkilenerek konuşma ve yutma güçlüğü meydana gelebilir. Ağır seyreden olgularda solunum kasları da zayıflar ve yoğun bakım desteği gerekebilir. Belirtiler birkaç gün içinde hızla artar, ardından haftalar süren sabit bir dönem başlar. Bu dönemde hasta büyük ölçüde hareket kabiliyetini kaybedebilir. Semptomların şiddeti kişiden kişiye değişse de en önemli nokta, erken fark edilmediğinde yaşamı tehdit edebilmesidir.
Guillain-Barre Sendromunun belirtileri şöyledir:
Guillain-Barre Sendromu farklı klinik alt tiplere ayrılır. Bu çeşitlilik, hastalığın hangi sinir yapısını hedef aldığına bağlıdır. En sık rastlanan formu AIDP (Akut İnflamatuar Demiyelinizan Polinöropati) olup özellikle Avrupa ve Amerika’da yaygındır; bu tipte miyelin kılıf hasar görür ve sinir iletimi yavaşlar. Asya ve Latin Amerika’da daha sık görülen AMAN (Akut Motor Aksonal Nöropati) ve AMSAN (Akut Motor-Sensör Aksonal Nöropati) tiplerinde ise doğrudan sinir aksonları etkilenir. Bu nedenle semptomlar daha ağır seyredebilir ve iyileşme süresi uzayabilir. Nadir görülen Miller Fisher Sendromu, göz kaslarının felci, denge kaybı ve refleks kaybıyla karakterizedir ve özellikle Uzak Doğu’da daha çok rapor edilmektedir. Bu alt tiplerin bilinmesi, hem tanı sürecinde hem de tedavi planında büyük önem taşır çünkü her formun klinik seyri ve prognozu farklılık gösterir.
Guillain-Barre Sendromu türleri şöyledir:
Guillain-Barre Sendromunun ortaya çıkmasında doğrudan kalıtsal bir faktör bulunmaz. Ancak bazı durumlar hastalık riskini artırabilir. En güçlü risk faktörü, hastalık öncesinde geçirilen enfeksiyonlardır. Özellikle Campylobacter jejuni bakterisinin yol açtığı mide-bağırsak enfeksiyonları önemli bir tetikleyicidir. Bunun dışında grip, sitomegalovirüs, Epstein-Barr virüsü, Zika virüsü gibi viral hastalıklar da GBS’nin gelişmesine yol açabilir. Nadir durumlarda cerrahi işlemler, travmalar ya da bazı aşılar sonrası bağışıklık sistemi sapkın yanıt verebilir.
Erkeklerde kadınlara göre biraz daha sık görülür ve her yaşta görülebilmesine rağmen orta yaş ve ileri yaş gruplarında risk artar. Ayrıca bağışıklık sistemini etkileyen diğer hastalıklar veya stres faktörleri de dolaylı risk oluşturabilir.
Tanıda en önemli nokta, hastanın şikayetlerinin kısa sürede başlaması ve hızla ilerlemesidir. Özellikle simetrik kas güçsüzlüğü ve refleks kaybı hekime ipucu verir. Kesin tanı için elektromiyografi (EMG) ve sinir iletim çalışmaları yapılır; bu testlerde sinir iletim hızının yavaşladığı görülür. Ayrıca lomber ponksiyon ile beyin omurilik sıvısı incelendiğinde protein yüksekliği saptanır ancak hücre sayısı normaldir; bu bulgu GBS için tipiktir. Kan testleri, görüntüleme yöntemleri ve enfeksiyon taramaları ayırıcı tanı açısından önemlidir. Çünkü GBS, felç veya kas hastalıklarıyla karıştırılabilir. Erken teşhis, tedavinin başarısını ve hastanın yaşam şansını belirgin şekilde artırır.
Guillain-Barre sendromunun tedavisi, bağışıklık sisteminin sinirlere verdiği zararı durdurmayı ve iyileşmeyi hızlandırmayı amaçlar. Hastalığın en kritik noktası hızlı ilerlemesi olduğu için erken dönemde yoğun bakım şartlarında takip gerekebilir. Tedavide en etkili iki yöntem plazmaferez (plazma değişimi) ve intravenöz immünoglobulin (IVIG) tedavisidir. Plazmaferez, kandan bağışıklık sisteminin sinirlere saldıran zararlı antikorlarının temizlenmesi işlemidir.
IVIG tedavisinde ise sağlıklı bağışıklık proteinleri damardan verilerek hastalığın seyrini hafifletmek amaçlanır. Bu iki yöntem eşit derecede etkilidir ve genellikle ilk haftalarda uygulanır. Ayrıca destek tedavisi de önemlidir. Solunum kasları etkilenen hastalarda ventilatör desteği, fizik tedaviyle kasların korunması ve ağrı kontrolü gerekir. Kortikosteroidler geçmişte denenmiş olsa da etkili bulunmamıştır. Doğru tedaviyle hastaların çoğu zamanla iyileşme gösterir, ancak süreç aylar sürebilir.
Tedavi süreci kadar, düzenli ve uzun dönemli takip de kritik öneme sahiptir. Çünkü hastalık genellikle akut dönemde hızlı ilerler, ardından sabitlenir ve iyileşme süreci başlar. Bu nedenle özellikle ilk haftalarda yoğun bakım takibi şart olabilir; solunum fonksiyonları, kalp ritmi ve kan basıncı sürekli kontrol edilmelidir. Hastaların yaklaşık üçte birinde solunum desteğine ihtiyaç duyulabileceği için, erken dönemde yoğun bakım hazırlığı yapılır. İyileşme döneminde ise fizik tedavi ve rehabilitasyonla kas gücünün yeniden kazanılması hedeflenir. Takip sürecinde ayrıca psikolojik destek de önemlidir, çünkü uzun süreli yatak istirahati kaygı ve depresyon riskini artırabilir. Hastalar düzenli olarak nöroloji kontrolüne gitmeli, EMG testleriyle sinir fonksiyonlarının geri dönüşü izlenmelidir. İyileşme tam olabileceği gibi, bazı hastalarda kalıcı nörolojik sekeller kalabilir. Bu yüzden uzun vadeli takip, komplikasyonların erken yönetilmesi için zorunludur.
12 dk
Bu metni yararlı buldunuz mu?
Nöroloji
Birimin Tüm İlgi Alanları
Nöroloji
Prof. Dr. Nihal Işık
Nöroloji
Prof. Dr. Yaşar Kütükçü
Nöroloji
Doç. Dr. Şehnaz Albayrak
Öne Çıkan Kanser Yazıları
Kişisel Verilerin İşlenmesi: Kimlik, iletişim, sağlık ve pazarlama bilgilerimin, ASM Anadolu Sağlık Merkezi A.Ş. tarafından yürütülecek pazarlama faaliyetlerinin planlanması ve tıbbi ihtiyaçlarıma ve alışkanlıklarıma göre özelleştirilmesi ile bana özel kampanyalar oluşturulması amacıyla işlenmesini kabul ediyorum.
Ticari Elektronik İleti: ASM Anadolu Sağlık Merkezi A.Ş. tarafından kimlik ve iletişim bilgilerimin, tercih ettiğim iletişim kanalı üzerinden bana reklam, promosyon, kampanya ve benzeri ticari elektronik iletilerin gönderilmesi amacıyla işlenmesi ve bununla sınırlı olarak hizmet alınan tedarikçilerle paylaşılmasını kabul ediyorum.