20 Eylül 2023 Çarşamba
10 soruda Menopoz ve Menopoz Tedavisi
İçindekiler
Menopoz, yumurtalıkların işlevlerinin zamanla azalması sonucu adet döngüsünün kalıcı olarak sona erdiği doğal bir yaşam evresidir. Doğal menopoz, başka bir neden olmaksızın 12 ay art arda adet görülmemesinin ardından geriye dönük olarak tanımlanır. Menopozdan önce başlayan geçiş süreci perimenopoz olarak adlandırılır. Perimenopoz sırasında adet düzeninde değişiklikler, sıcak basması, gece terlemesi, uyku sorunları, ruh hali değişiklikleri ve vajinal kuruluk gibi belirtiler görülebilir. Menopozdan sonraki yaşam evresi ise postmenopoz olarak tanımlanır. Menopoz bir hastalık değildir ve her kişide aynı belirtilerle seyretmez. Belirtilerin türü, şiddeti ve süresi kişiden kişiye değişebildiğinden, değerlendirme ve gerektiğinde tedavi planı kişinin sağlık özellikleri dikkate alınarak oluşturulur.
Güvenilir sağlık bilgileri için anadolusaglik.org'u tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Panel kapsamındaki muayene, görüntüleme ve laboratuvar tetkikleri.
Menopoz, üreme çağının sona erdiğini gösteren doğal bir biyolojik süreçtir. Yumurtalıkların foliküler işlevinin azalmasıyla birlikte hormon düzeylerinde değişiklikler meydana gelir ve adet döngüsü kalıcı olarak sona erer. Menopoz bir hastalık değildir ancak geçiş sürecinde ortaya çıkan bazı belirtiler günlük yaşamı ve yaşam kalitesini etkileyebilir.
Klinik açıdan menopoz, aylar veya yıllar süren bir dönemden ziyade belirli bir zaman noktasını ifade eder. Başka bir fizyolojik veya hastalığa bağlı neden bulunmadığında, son adet kanamasından sonra 12 ay boyunca yeniden adet görülmemesi doğal menopoz olarak kabul edilir. Menopoz öncesindeki geçiş süreci ve menopoz sonrasındaki yaşam dönemi ise farklı kavramlarla ifade edilir.
Perimenopoz, menopoz ve postmenopoz birbirini takip eden ancak farklı dönemleri ifade eden kavramlardır. Perimenopoz, adet düzenindeki ve hormon düzeylerindeki değişimlerin başlayabildiği menopoza geçiş sürecidir. Menopoz, son adet kanamasının üzerinden 12 ay geçtikten sonra geriye dönük olarak tanımlanır; postmenopoz ise bu dönemden sonraki yaşam evresini ifade eder.
Perimenopoz, yumurtalık işlevlerinin değişmeye başladığı ve menopoza geçişin gerçekleştiği süreçtir. Adet döngüleri uzayabilir, kısalabilir veya bazı adetler atlanabilir. Hormon düzeylerindeki dalgalanmalarla birlikte sıcak basması, gece terlemesi, uyku sorunları veya vajinal kuruluk gibi yakınmalar ortaya çıkabilir.
Adetlerin düzensizleşmesi, yumurtlamanın tamamen sona erdiğini göstermez. Perimenopoz sırasında gebelik hâlâ mümkündür. Bu nedenle adetlerin düzensizleşmesi, gebelikten korunmaya artık gerek olmadığı anlamına gelmez.
Doğal nedenlerle gerçekleşen son adet kanamasının ardından 12 ay boyunca yeniden adet görülmemesi durumunda menopoz tanımı geriye dönük olarak yapılır. Dolayısıyla menopoz, uzun yıllar devam eden tek bir dönem olarak değerlendirilmemelidir.
Postmenopoz, menopozdan sonraki yaşam dönemidir. Sıcak basması veya vajinal yakınmalar gibi bazı belirtiler postmenopozda devam edebilir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte kemik, kalp-damar, metabolik ve genitoüriner sağlığa ilişkin bireysel risklerin değerlendirilmesi de önem kazanır.
Menopoz belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Adet düzenindeki değişiklikler, sıcak basması, gece terlemesi, uyku sorunları, ruh hali değişiklikleri, konsantrasyon güçlüğü, vajinal kuruluk ve üriner yakınmalar görülebilir. Belirtilerin türü ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir.
Menopoza geçiş sırasında karşılaşılabilecek başlıca belirtiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Bu belirtilerden bazıları farklı sağlık sorunlarına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bu nedenle özellikle yeni başlayan, şiddetli veya kişinin günlük yaşamını belirgin biçimde etkileyen yakınmalar yalnızca menopoza bağlanmamalıdır.
Perimenopozun en sık fark edilen özelliklerinden biri adet düzeninin değişmesidir. Adetler eskisine göre daha kısa veya uzun aralıklarla gerçekleşebilir, bazı döngüler atlanabilir ve kanama miktarında değişiklik görülebilir.
Adet düzensizliği perimenopozda görülebilse de her kanama değişikliği menopoz geçişinden kaynaklanmaz. Özellikle normalden daha yoğun, uzun süren veya alışılmış adet düzeninden belirgin şekilde farklı olan kanamalar jinekolojik değerlendirme gerektirebilir.
Sıcak basması ve gece terlemesi menopoz geçişiyle yakından ilişkili vazomotor belirtiler arasındadır. Sıcak basması, genellikle vücudun üst kısmında aniden ortaya çıkan yoğun bir sıcaklık hissiyle kendini gösterir. Gece ortaya çıktığında terleme nedeniyle uykunun bölünmesine yol açabilir.
Vazomotor belirtilerin sıklığı ve şiddeti herkeste aynı değildir. Belirtiler bazı kişilerde hafif seyrederek günlük yaşamı çok az etkilerken, bazı kişilerde uyku düzenini ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkileyebilir.
Perimenopoz sırasında uykuya dalmakta güçlük, gece sık uyanma, yorgunluk, ruh hali değişiklikleri ve konsantrasyon güçlüğü yaşanabilir. “Beyin sisi” olarak tanımlanan unutkanlık, odaklanma güçlüğü veya zihinsel bulanıklık hissi de bu dönemde görülebilen yakınmalar arasındadır.
Bununla birlikte depresyon, yoğun kaygı veya ciddi bilişsel yakınmalar yalnızca menopoza bağlanmamalıdır. Benzer yakınmalar uyku bozuklukları, ruhsal hastalıklar, kullanılan ilaçlar veya farklı sağlık sorunlarından da kaynaklanabileceği için gerektiğinde ayrıntılı değerlendirme yapılabilir.
Menopoz geçişi ve sonrasında vajinal kuruluk, yanma, tahriş, cinsel ilişki sırasında ağrı veya bazı idrar yakınmaları ortaya çıkabilir. Menopozla birlikte vajina, vulva, mesane ve idrar yollarında ortaya çıkan değişiklikler, genitoüriner menopoz sendromu (GSM) olarak adlandırılan çeşitli belirtilere yol açabilir.
Cinsel istekte yaşanan değişiklikler yalnızca hormonal değişimlere bağlı olmayabilir. Uyku, ruh hali, ağrı, ilişki dinamikleri, kullanılan ilaçlar ve genel sağlık gibi birçok faktör cinsel yaşam üzerinde etkili olabilir.
Menopoz geçişi sırasında bazı kişiler kas-eklem yakınmaları, cilt kuruluğu veya saçla ilgili değişiklikler yaşayabilir. Yaşın ilerlemesiyle vücut kompozisyonunda ve yağ dağılımında da değişiklikler meydana gelebilir.
Kilo değişiminin yalnızca menopoza bağlanması doğru değildir. Yaş, beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku ve metabolik faktörler birlikte rol oynayabilir. Hormon tedavisinin tek başına kilo verme yöntemi olmadığı da bilinmelidir.
Doğal menopoz yaşı dünya genelinde çoğunlukla 45-55 yaş arasındadır. Bununla birlikte bir kişinin tam olarak hangi yaşta menopoza gireceğini önceden kesin biçimde belirlemek mümkün değildir. Menopoza girme yaşı; genetik özellikler, genel sağlık durumu ve diğer bireysel faktörlerden etkilenebilir.
Menopoza geçiş ise son adet tarihinden daha önce başlayabilir. Adet düzensizlikleri ve sıcak basması gibi belirtiler perimenopoz döneminde başlayabildiğinden, menopoza geçişin başlaması ile menopozun klinik olarak tanımlandığı zaman aynı değildir.
Doğal menopoz, yumurtalıklardaki foliküler işlevin zaman içerisinde azalması ve dolaşımdaki östrojen düzeylerinin değişmesi sonucunda meydana gelir. Yaşla ilişkili doğal süreç dışında bazı cerrahi girişimler veya tıbbi tedaviler de yumurtalık işlevlerini etkileyerek menopoza yol açabilir.
Rahmin alınması anlamına gelen histerektomi ile yumurtalıkların alınması aynı işlem değildir. Rahim alındığında adet kanaması sona erer; ancak yumurtalıklar korunmuşsa hormon üretimi devam edebilir. Yumurtalıkların cerrahi olarak alınması ise hormon düzeylerinde daha ani değişikliklere neden olabilir.
Bazı kanser tedavileri kemoterapi sonrası erken menopoz dahil olmak üzere yumurtalık işlevini geçici veya kalıcı biçimde etkileyebilir. Tedaviye bağlı yumurtalık fonksiyon kaybının geçici veya kalıcı olması; uygulanan tedaviye, kişinin yaşına ve bireysel özelliklerine göre değişebilir.
Erken menopoz ile primer over yetmezliği aynı kavram değildir. 40-44 yaş arasında gerçekleşen doğal menopoz erken menopoz olarak tanımlanırken, 40 yaşından önce yumurtalık işlevlerinin kaybı primer over yetmezliği (POI) kapsamında değerlendirilir.
Primer over yetmezliğinde yumurtalık işlevleri tamamen ve kalıcı olarak sona ermeyebilir. Bu nedenle özellikle doğurganlık, AMH ve yumurtalık rezervi hakkında kesin hükümlerden kaçınılması gerekir.
40 yaşından önce adetlerin kesilmesi veya menopozla ilişkilendirilebilecek belirtilerin ortaya çıkması uzman değerlendirmesini gerektirir. Primer over yetmezliği, doğurganlığın yanı sıra kemik ve kalp-damar sağlığı açısından da özel bir takip gerektirebilir.
Menopoz tanısı için herkese uygulanması gereken tek bir kan testi bulunmaz. Özellikle 45 yaş üzerindeki tipik adet değişiklikleri ve menopoz belirtileri bulunan kişilerde değerlendirme çoğunlukla klinik öyküye dayanır. Tek bir FSH veya estradiol değeri kendi başına menopoz tanısı koydurmaz.
Perimenopoz sırasında hormon düzeyleri dalgalanabildiğinden tek bir ölçüm yanıltıcı olabilir. Son adet tarihinin bilinmesi, adet düzenindeki değişiklikler, yaş, belirtiler ve tıbbi öykü birlikte değerlendirilir. Risk değerlendirmesi kapsamında osteoporoz risk testi gibi araçlardan da yararlanılabilir; ancak bu tür testler tek başına osteoporoz tanısı koymaz ve sonuçların kişinin klinik özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Menopozdan daha genç yaşta şüphelenilmesi, belirtilerin tipik olmaması veya başka hastalıkların araştırılması gereken durumlarda kan testlerinden yararlanılabilir. FSH ve estradiol testi gibi değerlerin yanı sıra klinik tabloya göre tiroid fonksiyonları, prolaktin veya gebelik açısından inceleme gerekebilir. Hangi testin gerekli olduğuna kişisel tıbbi değerlendirme sonucunda karar verilir.
Adet düzensizliği, terleme, uyku sorunları, ruh hali değişiklikleri ve yorgunluk yalnızca menopozda görülmez. Gebelik, tiroid hastalıkları, prolaktin düzeyindeki değişiklikler, anemi, kullanılan bazı ilaçlar, uyku bozuklukları ve ruhsal sağlık sorunları benzer yakınmalara yol açabilir.
Her menopoz belirtisinde kapsamlı testler yapılması gerekmez. Hangi incelemelerin gerekli olduğu; kişinin yaşı, belirtileri ve tıbbi öyküsü doğrultusunda belirlenir.
Menopoz için belirli bir süreden söz etmek doğru değildir. Menopoz, son adet kanamasının üzerinden 12 ay geçtikten sonra geriye dönük olarak tanımlanan bir zaman noktasıdır. Yıllar sürebilen süreç perimenopozdur. Menopozla ilişkili belirtilerin ne kadar devam edeceği ise kişiden kişiye değişebilir.
Örneğin sıcak basması ve gece terlemesi gibi belirtiler bazı kişilerde daha kısa süre yaşanırken bazılarında yıllarca devam edebilir. Belirtilerin süresi kadar kişinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisi de tedavi gereksiniminin değerlendirilmesinde önem taşır.
Menopoz tedavisinin amacı; menopozu ortadan kaldırmak veya adetleri yeniden başlatmak değil, kişiyi rahatsız eden belirtileri azaltmak ve bu döneme ilişkin sağlık gereksinimlerini yönetmektir. Tedavi seçimi belirtilerin türü ve şiddeti, yaş, tıbbi öykü, bireysel riskler ve kişinin tercihleri dikkate alınarak yapılır.
Her kişinin tedaviye ihtiyacı olmayabilir. Tedavi gerektiğinde menopoz polikliniği kapsamında kişinin belirtileri, sağlık öyküsü ve bireysel ihtiyaçları değerlendirilerek menopozal hormon tedavisi, lokal vajinal tedaviler, hormon dışı seçenekler ve yaşam tarzına yönelik düzenlemeler ele alınabilir.
Menopozal hormon tedavisi (MHT veya HRT), bazı menopoz belirtilerinin kontrol altına alınmasında kullanılabilen tedavi seçeneklerinden biridir. Sistemik hormon tedavisi sıcak basması ve gece terlemesi gibi vazomotor belirtilerin azaltılmasında etkili seçenekler arasında yer alır.
Rahmi bulunan kişilerde sistemik östrojen tedavisinin rahim iç tabakası üzerindeki etkileri nedeniyle tedaviye uygun bir progestojen eklenmesi gerekebilir. Rahmi bulunmayan kişilerde tedavi yaklaşımı farklı olabilir. Tedavinin şekli, süresi ve bireysel yarar-risk dengesi kişiye göre belirlenir.
Östrojen hormonu içeren hormon tedavisi tamamen risksiz veya herkes için uygun bir seçenek değildir. Bununla birlikte “hormon tedavisi kesin kansere neden olur” gibi genellemeler de doğru değildir. Kişisel ve aile öyküsü, yaş, menopozdan geçen süre, tromboz ve kalp-damar riski, karaciğer hastalıkları ve bazı kanser öyküleri değerlendirmede önem taşır.
Vajinal kuruluk, yanma veya cinsel ilişki sırasında ağrı gibi genitoüriner yakınmalar için lokal tedavi seçenekleri değerlendirilebilir. Vajinal nemlendiriciler ve kayganlaştırıcılar hormon içermeyen seçenekler arasındadır. Bazı kişilerde hekim değerlendirmesiyle lokal hormonal tedaviler gündeme gelebilir.
Hormon duyarlı kanser öyküsü gibi özel durumlarda tedavi seçenekleri, ilgili uzmanların değerlendirmesi doğrultusunda belirlenmelidir.
Hormon tedavisi kullanamayan veya kullanmayı tercih etmeyen kişiler için menopoz belirtilerini yönetmeye yönelik hormon dışı seçenekler de bulunmaktadır. Bazı reçeteli tedaviler özellikle sıcak basması ve gece terlemesi gibi vazomotor belirtilerde değerlendirilebilir.
Hangi yöntemin uygun olduğu belirtilerin türüne, tıbbi öyküye ve kullanılan diğer tedavilere bağlıdır. Bu nedenle hormon dışı tedavi seçenekleri de kişinin sağlık durumu ve ihtiyaçları değerlendirilerek planlanmalıdır.
Bir ürünün bitkisel veya “doğal” olması, tek başına güvenli ve etkili olduğu anlamına gelmez. Bitkisel ürünlerin menopoz belirtileri üzerindeki etkisini araştıran çalışmalar bulunsa da birçok ürün için etkinlik ve güvenlilik kanıtları sınırlıdır. Ürünlerin içerikleri ve standardizasyonu da farklılık gösterebilir.
Takviyeler kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir veya bazı sağlık sorunları açısından uygun olmayabilir. Bu nedenle menopoz belirtileri için belirli bir bitkisel ürün veya takviyenin herkese önerilmesi doğru değildir.
Menopozal hormon tedavisine uygunluk yalnızca kişinin yaşına veya tek bir belirtiye göre belirlenmez. Sıcak basması ve gece terlemesi gibi yaşam kalitesini etkileyen belirtileri bulunan bazı kişilerde MHT değerlendirilebilir. Karar verilirken tedavinin beklenen yararları ile kişisel riskler birlikte ele alınır.
Değerlendirmede yaş, menopozdan itibaren geçen süre, rahmin bulunup bulunmaması, belirtilerin şiddeti, kişisel ve aile öyküsü, kalp-damar hastalıkları, pıhtılaşma sorunları, karaciğer hastalıkları ve bazı kanserler önem taşıyabilir.
MHT kalp-damar hastalığını, demansı veya kanseri önlemek amacıyla herkese verilen rutin koruyucu bir tedavi olarak değerlendirilmemelidir. Tedavi kararı, beklenen yararlar ve olası riskler değerlendirilerek hekim ve hasta tarafından birlikte verilmelidir.
Menopoz döneminde dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite; belirtilerin yönetilmesinin yanı sıra sağlıklı yaşlanmayı, kas ve kemik sağlığını ve kardiyometabolik sağlığı desteklemek açısından da önemlidir. Tek tip bir “menopoz diyeti” yerine kişinin sağlık gereksinimlerine uygun sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları tercih edilmelidir.
Yeterli protein alımı kas kütlesinin korunmasına katkıda bulunurken kalsiyum ve D vitamini kemik sağlığı açısından önem taşır. Ancak vitamin ve mineral takviyesi gereksinimi ve uygun doz kişiden kişiye değişebilir. Gereksinim beslenme düzeni, yaş, mevcut hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve gerekli görülen laboratuvar değerlendirmelerine göre belirlenebilir.
Düzenli fiziksel aktivitenin yanı sıra direnç egzersizleri kas ve kemik sağlığının desteklenmesine yardımcı olabilir. Ağırlık taşıyan egzersizler ile denge çalışmalarının da kişinin yaşına ve fiziksel kapasitesine uygun biçimde planlanması önemlidir.
Menopoz sonrası yıllarda osteoporoz ve kemik sağlığı açısından değerlendirme önem kazanabilir. Hormon düzeylerindeki değişiklikler kemik metabolizmasını etkileyebilir ancak kemik sağlığı yalnızca menopoza bağlı değildir. Yaş, aile öyküsü, vücut yapısı, fiziksel aktivite ve diğer sağlık faktörleri de osteoporoz riski üzerinde rol oynar.
Kalp-damar sağlığında da benzer şekilde tek bir neden üzerinden değerlendirme yapılmamalıdır. Kan basıncı, kan yağları, kan şekeri, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite ve kişisel tıbbi öykü genel kardiyovasküler riskin parçalarıdır.
Kemik yoğunluğu ölçümü veya kalp-damar değerlendirmeleri herkese aynı zamanda uygulanması gereken standart bir menopoz paketi değildir. Tarama ve takip planı kişinin yaşı, mevcut hastalıkları ve bireysel riskleri dikkate alınarak oluşturulur.
Menopozda vajinal kuruluk, vajinal dokulardaki değişikliklere bağlı olarak yanma, tahriş veya cinsel ilişki sırasında ağrı gibi yakınmalarla birlikte görülebilir. İdrar yollarıyla ilişkili bazı yakınmaların da eşlik edebildiği bu tablo, genitoüriner menopoz sendromu (GSM) olarak adlandırılır.
Vajinal nemlendiriciler düzenli nem desteği sağlamak, kayganlaştırıcılar ise cinsel ilişki sırasında sürtünmeye bağlı rahatsızlığı azaltmak amacıyla kullanılabilir. Yakınmaların devam ettiği kişilerde tıbbi tedavi seçenekleri hekim tarafından değerlendirilebilir.
Cinsel istekte azalma yaşanması ise tek başına hormonlarla açıklanmamalıdır. Ağrı, uyku sorunları, ruh hali, ilişki dinamikleri, kullanılan ilaçlar ve genel sağlık cinsel isteği etkileyebilir.
Perimenopozda hamile kalmak mümkündür. Adetlerin düzensizleşmesi yumurtlamanın tamamen sona erdiğini göstermez. Bu nedenle gebelik düşünülmüyorsa adet düzensizlikleri başladıktan sonra da uygun korunma yöntemine devam edilmesi gerekebilir.
Korunmanın ne zaman bırakılabileceği kişinin yaşı ve kullandığı yönteme göre değişebilir. Menopozun klinik tanımında başka bir neden bulunmaksızın 12 ay art arda adet görülmemesi temel ölçütlerden biri olsa da kişisel korunma planının hekimle değerlendirilmesi uygundur.
Menopoz sonrası vajinal kanama normal kabul edilmemeli ve jinekolojik açıdan değerlendirilmelidir. Kanama yalnızca bir kez gerçekleşmiş veya hafif lekelenme şeklinde olmuş olsa dahi nedeni araştırılmalıdır. Menopoz sonrası kanama durumunun iyi huylu nedenleri bulunabilse de dışlanması gereken daha ciddi hastalıklar da vardır.
Kanamanın miktarı, ne zaman başladığı, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden belirtiler değerlendirmede önemlidir. Menopoz sonrası kanama her zaman ciddi bir hastalığa işaret etmese de nedeninin belirlenmesi için tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.
Menopoz geçişindeki her belirti tıbbi tedavi gerektirmez. Bununla birlikte yaşam kalitesini belirgin biçimde etkileyen sıcak basması, gece terlemesi, uyku sorunları, vajinal veya üriner yakınmalar için Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanına başvurularak tedavi seçenekleri değerlendirilebilir.
Tıbbi durumların değerlendirilmesinde önemli olan detaylar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Menopozla ilişkili yakınmaların değerlendirilmesinde amaç yalnızca semptomları azaltmak değildir. Kişinin yaşı, tıbbi öyküsü, yaşam kalitesi, bireysel sağlık riskleri ve tercihleri birlikte ele alınarak uygun takip ve tedavi planı oluşturulur.
16 dk
Bu metni yararlı buldunuz mu?
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Op. Dr. Meltem Emine Çam
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Op. Dr. Nuri Ceydeli
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Op. Dr. Zeynep Yılmaz
Öne Çıkan Kanser Yazıları
Kişisel Verilerin İşlenmesi: Kimlik, iletişim, sağlık ve pazarlama bilgilerimin, ASM Anadolu Sağlık Merkezi A.Ş. tarafından yürütülecek pazarlama faaliyetlerinin planlanması ve tıbbi ihtiyaçlarıma ve alışkanlıklarıma göre özelleştirilmesi ile bana özel kampanyalar oluşturulması amacıyla işlenmesini kabul ediyorum.
Ticari Elektronik İleti: ASM Anadolu Sağlık Merkezi A.Ş. tarafından kimlik ve iletişim bilgilerimin, tercih ettiğim iletişim kanalı üzerinden bana reklam, promosyon, kampanya ve benzeri ticari elektronik iletilerin gönderilmesi amacıyla işlenmesi ve bununla sınırlı olarak hizmet alınan tedarikçilerle paylaşılmasını kabul ediyorum.