Ataşehir
Cihan Top
Prof. Dr.

Cihan Top

2021 yılından bu yana Anadolu Sağlık Merkezi’nde iç hastalıkları uzmanı olarak görevini sürdürüyor.

Uzmanlık

  • Hipertansiyon
  • Hiperlipidemi
  • Obezite
  • Endokrin hastalıklar (Diyabet- tiroid- insülin direnci vb.)
  • Romatizmal hastalıklar
  • Sindirim sistemi hastalıkları
  • Karaciğer-safra kesesi hastalıkları
  • Böbrek hastalıkları
  • Kas-bağ dokusu ve eklem hastalıkları
  • Kalp ve solunum yetmezliği
  • Solunum yolları enfeksiyonları (üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları- covid-19 enf.-pnömoni (zatüre))
  • Kritik yaşlı hasta takip tedavisi-Beslenme
  • Malnütrisyonlu hasta takip-tedavisi (enteral ve parenteral beslenme)
  • Sıvı-elektrolit denge bozuklukları
  • Yoğun bakım hasta (çoklu organ yetmezliği)
  • Yoğun bakım ünitesinde solunum desteği (invaziv ve non-invaziv mekanik ventilasyon)
  • Kan hastalıkları (Kansızlık vb.)
  • Onkolojik hastaların tanısı ve tedavisinin takibi
  • CHECK-UP tarama programları

Eğitim

Üniversite

  • GATA Tıp Fakültesi, Ankara, 1990

Uzmanlık Eğitimi

  • GATA İç Hastalıkları Bilim Dalı, İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitimi, Ankara, 1997
  • T.C.Sağlık Bakanlığı Uzmanlık Kurulu, Yoğun Bakım Uzmanlığı, 2013

Çalıştığı Kurumlar

  • Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) 
  • Florence Nightingale Hastanesi - Kızıltoprak
  • Medicana Hastanesi - Kadıköy
  • Hisar İntercontinental Hospital - Ümraniye
  • Anadolu Sağlık - Ataşehir Tıp Merkezi 
  • Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği
  • Türk Yoğun Bakım Derneği
  • Türk Diyabet Cemiyeti
  • Türk Obezite Araştırma Derneği

Yurtiçi ve yurtdışı pek çok bilimsel kongrede oturum başkanlığı, konuşmacı, sözel sunum ve poster olarak katılımda bulunmuştur. Romatizmal hastalık ve yoğun bakım konularında yurtdışı kurs katlımı vardır.

Basın & Haberler

25 Kasım 2022 Cuma
POSTA
Sonbahar-kış aylarını sağlıklı geçirmenin yolları

İlgi Alanları

Kusma Neden Olur? Kusmaya Ne İyi Gelir?

Kusma mide içeriğinin istemsizce dışarı çıkarılmasına neden olan bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır. Genellikle meydana gelmeden önce mide bulantısı hissedilir. Birçok patolojik durumun bir belirtisi olarak meydana gelebilir. Enfeksiyon, kafa travmaları, kanser tedavileri, bazı ilaçlar, zehirlenmeler, tıbbi müdahaleler ve hastalıklar sonucunda kusma görülebilir. Kustuktan sonra vücuttan aşırı su ve elektrolit kaybı söz konusu olmasından dolayı yeterli hidrasyon sağlanmalıdır. Mide bulantısı hissedildiğinde kusmayı önlemek için bazı yöntemlere başvurulabilir. Bununla beraber kustuktan sonra ise vücuttaki kayıpları ve hasarları telafi etmek için de bazı uygulamalara yapılabilir. Özellikle vücutta yarattığı etkileri en aza indirmek için birkaç yöntem uygulanmalıdır. Bunlardan en önemlisi vücuttan aşırı sıvı kaybedilmesinden dolayı kustuktan sonra tolere edebilecek düzeyde su tüketmek önemlidir. Kusma sık sık ve sürekli olarak yaşanıyorsa mutlaka uzman bir sağlık hekime başvurulmalıdır.

Kansızlık Belirtileri Nelerdir? Kansızlığa Ne İyi Gelir?

Kansızlık kanda yetersiz kırmızı kan hücre seviyesinden kaynaklanan bir kan hastalığıdır. Kansızlık anemi olarak da adlandırılmaktadır. Kırmızı kan hücre ve hemoglobini etkileyen kansızlık birden fazla faktöre bağlı oluşabilir. Anemi geliştiğinde kişi nefes darlığı, yorgunluk, halsizlik, soluk cilt, soğuk el ve ayaklar belirtilerini yaşayabilir. Kansızlık genellikle beslenme yetersizliğinden kaynaklı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle doktor sıklıkla vitamin takviyeleri reçete eder ve beslenme önerileri verir. Özellikle beslenme önerileri demir, folat, B12 ve C vitaminlerinden zengin besinlerin tükenmesine dayanır. Kansızlık riski altında olduğunuzu düşünüyorsanız doktora başvurmalısınız.

Halsizliğe Ne İyi Gelir? Halsizlik Nasıl Geçer?

Halsizlik şikayeti, yorgunluk ve bitkinlik şeklinde de ifade edilebilir. Sağlıklı tüm insanlar ağır işler yaptıkları, yeterli beslenemedikleri zamanlarda halsizlik sorunu yaşayabilirler. Bu durum genellikle geçicidir, kişi zamanla eski sağlığına kavuşur. Bu şikayetler bazı durumlarda kronik, otoimmün hastalıkların semptomu olarak ortaya çıkabilir. Uzun süren halsizlik farklı bir hastalığın habercisi olabileceğinden görmezden gelmeyip bir doktora muayene olmak erken tanı sağlayabilir. Obezite ve fazla kilo kişinin hareketlerini kısıtlayarak zamanla halsizlik sorunu yaşamasına neden olabilir. Bunun yanında normalin altında kiloya sahip kişiler beslenme yetersizliğinden dolayı yorgunluk sorunu yaşabilirler. Vitamin ve mineral ihtiyacını karşılayan uygun bir beslenme düzeni, kişinin yaşına ve sağlığına uygun bir spor düzeni, halsizlik sorunlarının ortadan kaldırılması için yardımcı olabilir. Tahıllar, taze meyve, protein kaynakları ve sağlıklı yağların tüketimine dikkat edilmesi enerjik hissetmeye fayda sağlayabilir. Uyku düzeninde yapılacak değişiklikler, aşırı yağlı ve şekerli gıdaların tüketiminin kısıtlanması, daha enerjik bir gün geçirmeyi sağlayabilir. Gün içerisinde tüketilen su miktarının vücudun ihtiyaç duyduğu seviyelerde olmasına dikkat edilmeli, mümkünse mineral takviyeli sular tercih edilmelidir. Stres, bunalım gibi sıkıntıları olan kişiler halsizlik sorunları yaşayabilirler. Bu tarz sorunlar için psikolojik destek almak zamanla etkileri hafifletmeye yardımcı olabilir.

Raynaud Sendromu Nedir?

Raynaud sendromu, kan damarlarının kasılmasına bağlı olarak ekstremitelerde meydana gelen ataklar şeklinde gelişir ve kan akışının kesilmesi ile karakterize bir durumdur. Genel olarak tedavi amacıyla kan damarlarına genişletici ilaçlara başvurulan Raynaud sendromunda el veya ayak parmağı, kulak ve burun gibi yapıların kan akışının kesintiye uğradığı görülebilir. Ataklar şeklinde gelen bu durum vazospazm olarak tanımlanır. Raynaud sendromu kendi içerisinde primer (birincil) ve sekonder (ikincil) olmak üzere iki grupta incelenen bir rahatsızlıktır. Primer Raynaud sendromunda bu durumun meydana gelmesine neden olan herhangi bir altta yatan rahatsızlık yokken sekonder formunda ise artrit, buz yanığı veya çeşitli otoimmün hastalıklar nedeniyle ataklar gelişir. Raynaud sendromu hakkında merak ettiğiniz diğer konular için yazının devamını takip edebilirsiniz.

Kedi Alerjisi Nedir?, Nedenleri, Belirtisi ve Tedavisi

Kedi alerjisi kedinin tükürüğüne, tüylerine, deri atıklarına veya idrarına karşı aşırı hassasiyet geliştirme durumudur. Alerjik reaksiyonlara sebep olan bu maddeler alerjen olarak tanımlanır. Kedi alerjisi hapşırık, burun akıntısı gibi hafif solunum yolu rahatsızlıklarından ciddi alerjik reaksiyonların görüldüğü anafilaksiye kadar yol açabilir. Kedi alerjisi durumunda semptomlarının kontrol altına alınması ve uygun tedavi planı için bir doktora başvurulması gerekir.

Gece Terlemesi

Gece terlemesi yaşayan bireyler uyandıklarında çarşafın veya pijamalarının su içinde kaldığına şahit olabilir. Çeşitli yönemlerle uyku ortamının düzenlenmesi bu problemin giderilmesi adına atılabilecek ilk adımdır. Herhangi bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan gece terlemelerinde ise sağlık kuruluşlarına başvurulması ve altta yatan rahatsızlığın tespiti ve ona uygun tedavi seçenekleri düşünülmesi gerekir. Uyku hiperhidrozu olarak ifade edilen bu durum genellikle kontrol altına alınabilen hastalıklara bağlı olarak meydana gelse de bazen yaşamı tehdit edici rahatsızlıkların bir belirtisi olarak da oluşabileceği için bilgi sahibi olmakta fayda vardır. Gece terlemesi hakkında merak ettiğiniz diğer konular için yazının devamını takip edebilirsiniz.

Dalak Büyümesi

Yaşlılıkta kas erimesinin nedenleri ve tedavisi

Yaş ilerledikçe kas erimesinin görülme sıklığının giderek arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, 80 yaşın üzerindeki her 10 kişiden 4’ünün bu sorunla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti.

Sivrisinek Isırığı (Kaşıntısı): Neden Olur, Ne İyi Gelir, Korunma Yolları

Sivrisinekler küçük, kısa ömürlü, ince ve uzun bacaklarıyla kolayca tanınan, kanatlı böcek grubuna dahil narin hayvanlardır. Genellikle yaz geceleri hayatımıza dahil olan sivrisinekler, ısırdıktan sonra deride bırakmış oldukları kaşıntılı tümsekler ile bilinir. Belirgin olarak görülen kaşıntılı tümsekler, sivrisineklerin kan emmek için kullandıkları bir kimyasal sonucunda gelişen alerjik tepkilerdir. Kan emme yöntemiyle beslenen sinekler genellikle dişi sivrisinekler olarak bilinir. Dişi sivrisinekler, üremelerini gerçekleştirmek için insan veya hayvan kanında bulunan proteine ihtiyaç duyar. Erkek sivrisinekler ise daha çok çiçek ve bitki öz suları ile beslenir. Sivrisinek ısırığı ortalama yirmi dört saat içinde geçer ve ciddi problemler yaratmaz. Fakat alerjik reaksiyonlar açısından takip edilmesi gerekir. Ayrıca endemik bölgelerde sıtma, batı nil virüsü, denk hastalığı, fil hastalığı, sarı humma, zika virüsü gibi ciddi hastalıklar görülebilir.

Safra Kesesi Hastalıkları: Belirtileri, Tanısı ve Tedavi Yöntemleri

İnsanda sindirim sistemi, sindirim kanalında yer alan organlar ve yardımcı sindirim organları olmak üzere iki bölümden oluşur. Sindirim kanalı olarak adlandırılan ağız, yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak ve anüs, sindirim işlevinin büyük bölümünden sorumlu olan önemli yapılardır. Besinlerin mekanik ve kimyasal olarak sindirilmesi, sindirilen besinlerin ince bağırsaklardan emilmesi, hücreler için gerekli kalorinin elde edilmesi ve atık maddelerin dışkılama şeklinde boşaltılması için hem sindirim kanalı organlarının hem de karaciğer, pankreas ve safra kesesi gibi sindirime yardımcı yapıların bir arada ve doğru şekilde çalışması gerekir.

Norovirüs: Nedir, Belirtileri, Teşhis ve Tedavisi

Mide Ağrısı: Nedir, Belirtileri, Neden Olur ve Nasıl Geçer?

Mide ağrısı hem çocuklarda hem de yetişkinlerde sık görülen bir durumdur. Mide ağrısının çok sayıda farklı sebebi olabilir. Mide ağrısı neden olur? Mide ağrısına ne iyi gelir? Tüm bu soruların cevabını yazının devamında bulabilirsiniz.

Kreatinin: Yüksekliği ve Düşüklüğü Nedir, Tedavisi

Kreatinin, her bireyin kan dolaşımında bulunan, metabolik süreçler ardından açığa çıkan bir bileşiktir. İdrar yolu ile vücuttan atılan kreatinin, vücutta belirli seviye aralıklarında bulunmalıdır. Bir bireyin kan dolaşımında bulunması gereken kreatinin miktarı yaşa, cinsiyete, ırka ve vücut ölçülerine göre değişkenlik gösterir. Ancak bu parametreler ışığında kreatinin seviyelerinin belirli aralıkların dışında olması bazı hastalıkların habercisi olabilir. Özellikle, böbrek fonksiyonlarının sağlıklı bir işlevde faaliyet gösterdiğini tespit etmek üzere kreatinin seviyeleri değerlendirme altına alınabilir.

Kortizon: Nedir, Tedavi Yöntemleri ve Yan Etkileri

Kortizon, insan vücudunda doğal olarak sentezlenen hormon yapılı bir maddedir. Eksikliğine bağlı görülen hastalıklar olabilir. Kortizonun yeterli miktarda vücutta sentezlenemediği hastalar olabilir. Kortizonun tamamen sentezlenmemesi ise sağlıklı bir vücutta mümkün olmaz. Bu hastalar için son yıllarda oldukça etkili çözümler sunan kortizon replasman tedavisi uygulanır. Çünkü bağışıklık sistemi ve vücudun kendini onarması için kortizonun etkisi tartışılmaz derecede önemlidir. Üretilmemesi halinde vücuda eksojen olarak, yani dışarıdan kortizon yapılı sentetik hormon verilmelidir. Kortizonun vücutta sentezlenemeyen, dışarıdan alınan sentetik formuna kortizol denir. Halk arasında kortizon ve kortizol için yanlış kullanımlar, kortizonun negatif etkisinin daha fazla olduğuna dair yanlış ve eksik algılar olabilir. Tabii ki kortizol tedavisi negatif etkilerinin yanında hastaya çok önemli tedavi imkanı verir. Her ilacın küçük de olsa yan etkisi olabilir. Kortizon tedavisindeki etkiler de doktor kontrolleri aksatılmadığı ve tedavi sonrasındaki önerilere uyulduğu sürece kontrol edebilir etkilerdir. Kortizon böbrek üstü bezinin korteks denen dış kısmında üretilen bir hormondur. Kolesterolü hammadde olarak kullanan bir dizi biyokimyasal reaksiyon sonucu oluşan doğal yapılı hormonlardan biri de kortizondur. Böbrek üstünden 2 farklı yapıda hormon grubu üretilir. Bunlar glukokortikoidler ve mineralokortikoidlerdir. Glukokortikoid grubunda ise kortizon ve kortizol denen bu hormon yapılı ürünler vardır. Glukokortikoid olan kortizol ve kortizon vücudun protein, karbonhidrat mekanizmasını etkiler. Kortizon aslında kortizolun aktif olmayan formudur. Kortizon üretiminden sonra karaciğerde işlenerek kortizol olan aktif form elde edilir. Bu nedenle pek çok hastalığın tedavisinde aktif form olan kortizol vücuda verilir.

Kalsiyum: Nedir, Eksikliği ve Belirtileri, Eksikliği Tedavisi

Kalsiyum, vücutta sentezlenemeyen, besin yoluyla alınması gereken önemli görevlere sahip temel bir mineraldir. Kalsiyum, büyüme, gelişme, sinir sistemi, dolaşım sistemi ve kemik sağlığı ile doğrudan ilgilidir. Bu nedenle kalsiyum eksikliği bazı ciddi semptomlara neden olabilir.

Hıçkırık Nedir, Neden Olur, Nasıl Geçer?

Diyafram, göğsü karın bölgesinden ayıran ve nefes almada önemli bir rol oynayan kastır. Bu kasta gerçekleşen bir spazm, ses tellerinin kısa süreliğine kapanmasına ve "hık" sesi çıkmasına neden olur. Hıçkırık, diyaframın kontrol edilemeyen tekrarlayan spazmları veya ani hareketleridir. Çok yemek yemek, alkollü veya gazlı içecekler içmek veya aniden heyecanlanmak hıçkırıklara neden olabilir. Çoğu insan için hıçkırık genellikle sadece birkaç dakika sürer ve kendiliğinden geçer.

Hepatit C Aşısı

Hepatit C Aşısı Hepatit C, HCV virüsünün enfeksiyona sebep olması sonucu ortaya çıkan bir tür karaciğer hastalığıdır. Hepatit C virüsü, karaciğerde kronik enfeksiyona sebep olabileceğinden vücutta kalıcı ve hayati etkiler bırakabilir. Dünyada milyonlarca, ülkemizde ise 1 milyona yakın birey Hepatit C hastasıdır. Günümüzde tedavisi mümkün olan bu hastalık, birçok kişide geç tanı konulması sebebiyle kronikleşir. Farklı hastalıklara sebebiyet vermeden teşhis edildiği takdirde tam bir iyileşme de sağlanabilir.

Gut Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Tarihte kralların hastalığı olarak da bilinen gut hastalığı kanda dolaşan ürik asitin artmasıyla karakterize bir artrit yani eklem hastalığıdır. Gut hastalığının semptomları eklemlerde biriken ürik asit kristallerine ve vücudun bunlara olan tepkisine bağlı olarak gelişir. Gut atakları genellikle hiç bir ön belirti vermeden gece saatlerinde ortaya çıkar. Bir çok gut hastası diyet ve yaşam formuna dikkat ederek iyileşmekte, bazı hastalarda ise medikal tedavi gerekmektedir.

Glutatyon Nedir, Faydaları ve Tedavisi Nelerdir?

Glutatyon tedavisiyle vücudumuzun antioksidan kapasitesi arttırılarak hastalıklara karşı daha dirençli olmamız sağlanıyor.

Gıda Zehirlenmesine Ne İyi Gelir? Belirtileri ve Tedavisi

Gıda zehirlenmeleri kısaca besinler aracılığıyla bulaşan, çoğunlukla mide ve bağırsak sistemlerini olumsuz etkileyen durumlar şeklinde tanımlanabilir. Kimyasal maddeler, doğal besin toksinleri, metaller, tarım ilaçları, plastikler, deterjanlar, parazit ve bakteri, küf, maya gibi mikroorganizmalar gıda zehirlenmelerine neden olabilen faktörlerdir. Gıda zehirlenmesi belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterse dahi mide rahatsızlıkları, ishal ve kusma çoğunlukla ortak semptomlardır. Gıda zehirlenmelerini önlemek için hijyen koşullarına dikkat edilmelidir. Küflü yiyeceklerin atılması, mutfak malzemelerinin iyice temizlenmesi, meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce yıkanması alınabilecek tedbirler arasında sayılabilir. Zehirlenen bireylere belirtilerin şiddetine ve zehirlenmeye neden olan etkenlere göre uygun tedaviler uygulanabilir. Tedaviler sıvı değişimi, probiyotik, antibiyotik ve antiparazit ilaç uygulamaları şeklinde sıralanabilir.

Geçirgen Bağırsak Sendromu: Nedir, Belirtileri Nelerdir, Tanısı ve Tedavisi Nasıldır?

Bağırsakta bulunan ve mikrobiyota olarak adlandırılan sağlıklı mikroorganizma yoğunluğu, başta sindirim sistemi olmak üzere tüm vücut sistemlerinin işleyişini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen son derece kıymetli bir yapıdır. Doğum anına dek steril olan mikrobiyota, doğumla birlikte gelişmeye başlar ve kişinin doğum şeklinden, beslenme alışkanlıklarından, çevresel faktörlerden büyük oranda etkilenir. Son derece hassas bir dengeye sahip olan bu mikroorganizma yoğunluğu, gereksiz antibiyotik kullanımı veya fast food gibi sağlıksız beslenme alışkanlıkları sonucunda bozulur ve zararlı mikroorganizmalar ilk olarak bağırsak yüzeyinde artış gösterir. Bu durum sağlıklı bağırsak yapısını bozar ve geçirgen bağırsak sendromu gibi çeşitli hastalıklara neden olur.

Fibroscan Nedir?

Karaciğer, vücudun en büyük organıdır ve vücudun metabolik fabrikası olarak kabul edilir. Karaciğer, karın boşluğu içinde sağ üst tarafta bulunur. Diyaframın altındadır ve birçok maddenin sentezlenmesinden sorumludur. Kronik karaciğer hastalıkları günümüzün önemli sağlık sorunlarından biridir. Kronik karaciğer hastalıklarının ilerleyen evresinde, karaciğer hücreleri zarar görür ve şişer (balonlaşır). Hastalığın ilerlemesi ile karaciğerde yara dokusu oluşur ve bu doku, fibrozis olarak tanımlanır.

Dehidrasyon nedir, önüne nasıl geçilebilir?

Sıcaklık ve nem oranının arttığı yaz aylarında sıvı ihtiyacı diğer mevsimlere göre daha yüksektir. Vücut, hava sıcaklığına karşı ısısını dengede tutabilmek için daha hızlı nefes alıp verme, terleme ve idrar ile fazla ısısını dışarıya atar. İnsan vücudunun yaklaşık %65’i sudan meydana gelir. Erişkin bir insan günlük ortalama 2.5 litre sıvı kaybeder. Sıvı kaybının yanı sıra vücudun elektrolit dengesini düzenleyen sodyum, kalsiyum ve potasyum gibi mineraller de dışarı atılır. Normal şartlar altında vücut, sıvı elektrolit dengesini sağlamak için kaybettiği sıvı ve elektrolitleri besin ve su tüketimi ile karşılayabilir. Vücudun toplam sıvı miktarındaki azalmalar susuzluk hissi ile kendini gösterir. Sıvı miktarındaki azalmalar çoğalırsa ciddi sağlık problemleri yaşanabilir.

D Vitamini: Nedir, Eksikliği, Eksikliği Belirtileri ve Eksikliği Tedavisi Nedir?

D vitamini eksikliği ülkemizde azımsanmayacak kadar yaygın görülen bir durumdur. D vitamini eksikliğine bağlı sorunların önüne geçmek için toplumun D vitamini konusunda bilinçli olması gerekir. Sağlıklı beslenmek ve yeterince güneş ışığı almak, D vitamini eksikliğini önlemede oldukça önemlidir.

Çölyak Hastalığı Nedir?

Bağırsak yüzeyinde yer alan çeşitli dokuların kronik hasarı ile seyreden çölyak hastalığı hem çevresel hem de genetik faktörlerin neden olduğu bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Genetik olarak duyarlı kişilerin arpa, buğday, çavdar gibi bazı tahılları tüketmesi vücutta reaksiyona neden olur ve bu tahılların içerisinde yer alan gluten adlı protein bağışıklık sistemi tarafından tamamen toksik bir madde olarak kabul edilir. Başlangıçta bir sindirim sistemi hastalığı olarak ele alınan bu hastalık son yıllarda yapılan pek çok çalışma doğrultusunda ayrıntılı olarak incelenmiş ve nörolojik, ruhsal, hormonal, romatolojik ve kardiyolojik pek çok sistemi ciddi oranda etkilediği ortaya konmuştur. Çölyak hastalığı ile ilgili bilgi eksiklikleri hastalığın tanılanma sürecini geciktirir ve bu durum özellikle çocukluk döneminde büyüme ve gelişme geriliğine yol açabilir. Bu nedenle çölyak ve gluten intoleransı hakkında doğru bilgiye sahip olmak sağlıklı gelişim sürecini desteklemek adına son derece önemlidir.

Balgam: Nedir, Teşhis ve Tedavisi

Balgam, koruyucu bir astar görevi gören mukus tabakasıdır. Solunum yollarında bulunan mukus tabakası, bölgenin kurumasını ve tahriş olmasını engeller. Dışarıdan vücuda giren toz, polen gibi yabancı maddelere karşı koruyucu bir yapıdır. Mukus tabaka çeşitli sebeplerle renk ve yapı değiştirerek balgamı oluşturur. Genellikle iyi huylu olsa bazen farklı bir sağlık sorunu nedeniyle ortaya çıkar. Solunum yolları ve akciğer hastalıkları, tahriş ve enfeksiyon durumunda balgam artabilir. Bu nedenle balgam sağlık durumu hakkında ön bilgi verebilir. Bununla birlikte ev koşulları, iş ortamı, alışkanlıklar doğrudan veya dolaylı olarak balgam oluşumunu etkiler. Balgam oluşturmak, vücudun kendini temizleme biçimi olarak görülse de dikkatle takip edilmesinde fayda vardır. Rengi, yapısı ve alışkanlığında değişiklik görüldüğünde altta yatan neden araştırılmalıdır.

Alerji testi nasıl yapılır

Bağışıklık sistemi, çevrede bulunan ve burun, bağırsaklar, solunum ve deri yoluyla vücuda giren yabancı ve zararlı maddelere karşı vücudu koruyan bir sistemdir. Bazı durumlarda bağışıklık sisteminin yabancı ve zararlı maddelere karşı reaksiyonları aşırı olabilir. Bu durum alerji olarak tanımlanır. Genetik yatkınlığın söz konusu olduğu alerjinin nedenleri tam olarak bilinmese de bazı alerjenler hastalığın oluşumunda önemli birer etkendir. Alerjenler, çevresel alerjenler (ev tozu akarları, küf mantarları, polenler, hayvan alerjenleri), böcek alerjenleri, besin alerjenleri, ilaç alerjenleri ve mesleki alerjenler olmak üzere beş ana grupta toplanır.

Akdeniz Ateşi (FMF Hastalığı) Nedir? FMF Belirtileri Nelerdir?

Ailesel Akdeniz Ateşi hastalığı diğer bir adıyla FMF, özellikle Akdeniz ülkelerinde görülen genetik bir hastalıktır. Doğu Avrupa kökenli Yahudiler, Sefarad Yahudileri, İspanyollar, Yunanlar, Ermeniler, Araplar ve Türklerde yaygın olarak görülür. Etnik bir yatkınlığı olsa da bu hastalık diğer insanlarda da görülebilir. Ömür boyu süren FMF hastalığının şiddeti hastadan hastaya farklılıklar gösterebilir. Akdeniz Ateşi olarak bilinse de ülkemizde daha çok İç Anadolu Bölgesi’nde yaygındır.

Aft: Nedir, Belirtileri, Teşhis ve Tedavisi

Ağız içerisinde bulunan yumuşak dokularda veya diş etinin tabanında oluşan küçük, sığ lezyonlar aft olarak adlandırılır. Oluşan bu lezyonlar bazı durumlarda aşırı ağrıya, yemek yemekte ve konuşmakta güçlük yaşamaya neden olabilir. Aftlar dudak yüzeyinde oluşmaz ve kişiden kişiye bulaşma özelliği taşımaz. Bu yönüyle aft oluşumu uçuktan farklılık gösterir. Çoğu aft oluşumu bir veya iki hafta içerisinde kendiliğinden iyileşme gösterebilir. Zamanla büyümeye devam eden ve herhangi bir iyileşme göstermeyen aftlar ise sağlık açısından riskli durumlar olabilir. Bu tür aftların bir doktor tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

Hemogram (Tam Kan Sayımı) Nedir?

Günümüzde hastalıkların çoğunun tespitinde ilk başvurulan değerlendirme kan testidir. Tam kan sayımı, CBC ya da hemogram testi, hastanelerde her gün çok sayıda hastaya uygulanır ve hem tanı hem takip için önemli bilgiler edinilir. Uzman hekimler tarafından kan testlerinin yorumlanması, hastanın öyküsü ile birlikte değerlendirilmesi ve diğer hastalıkların da göz önüne alınması ile hekimin uygulayacağı tedaviye ışık tutar. Hemogram testi sayesinde kandaki hücre gruplarının normal sayı aralığı ile hastanın hücre sayısı kıyaslanır. Bazı patolojik durumlarda ortaya çıkan hücreler ya da bu hücrelerin sayıca artışı ile hastalıklara tanı konulabilir. Hastada alınmış birkaç mililitre kan ile laboratuvar ortamında pek çok tedavi için yönlendirici bilgiler edinilebilir.

Hipotermi Nedir? Hipotermi Belirtileri ve Tedavisi

Hipotermi vücut sıcaklığının 35°C’nin altına düşmesi ile karakterize, acil tıbbi müdahale gerektiren bir durumdur. Hipotermi şiddetine göre değişkenlik göstermektedir. Vücut kendini erken aşamalarında korumaya yönelik tepkiler geliştirirken şiddeti arttıkça ölüm ve koma gelişme riski artmaktadır. Bu nedenle tıbbi müdahale yapılana kadar doğru ilk yardım yöntemleri uygulanmalıdır. İlk yardım aşamasında kişi soğuk, rüzgarlı ve ıslak koşullardan uzaklaştırılarak sıcak ve kuru bir alana getirilmelidir. Hipotermide ilk yardım ve tıbbi müdahale süreçlerinde 2 önemli amaç vardır. Bu hastanın daha fazla ısı kaybetmesini önlemek ve vücut sıcaklığını arttırmaktır.

Düşük Tansiyona Ne İyi Gelir? Düşük Tansiyon Belirtileri

Kan basıncı, kalp tarafından vücuda pompalanan kanın damarlarda oluşturduğu direnci ölçen bir göstergedir. Bu basıncın sistolik ve diyastolik olmak üzere iki farklı değeri bulunur. Büyük tansiyon olarak da bilinen sistolik basınç, kalbin kasılması sırasındaki kan basıncını ölçer. Küçük tansiyon olarak bilinen diyastolik basınç ise kalbin dinlenme sırasındaki kan basıncını ölçümünü ifade eder. Düşük tansiyon, kan basıncının olması gereken değer aralığından daha düşük olması ile karakterize olan bir sağlık sorunudur. Sağlıklı bireyler için kan basıncının ideal değeri 120/80 olarak ifade edilir. Burada bulunan 120 değeri sistolik basıncı gösterirken, 80 değeri de diyastolik kan basıncını ifade eden değerdir. Düşük tansiyon, kan basıncı değerinin 90/60’dan daha düşük olması ile karakterizedir. Düşük tansiyon, bazı durumlarda ciddi bir sağlık sorununu işaret ediyor olabilir. Özellikle yaşlı bireylerde oluşan düşük tansiyon kalp, beyin ve diğer hayati organlara yeterli kan akışını engelleyebilir. Bu da baş dönmesi, bayılma ve şok gibi belirtilere neden olabilir. Düşük tansiyonun nedenleri arasında dehidrasyon, hamilelik, kalp rahatsızlıkları, sinir sistemi hastalıkları ve bazı ilaçlar yer alabilir. Düşük tansiyonu önlemek ve tedavi etmek için yeterli miktarda su içmek, tuz alımını artırmak, daha yavaş ayağa kalkmak, ve kafeinden kaçınmak, düşük karbonhidratlı öğünler yemek, bacak kaslarını çalıştırmak ve kompresyon çorapları giymek gibi bazı yaşam tarzı değişiklikleri uygulanabilir. Bazı durumlarda doktor tarafından ilaç tedavisi de önerilebilir.