Hemen Arayın

Zona: Nedir, Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

okuyabilirsiniz.

Zona olarak bilinen herpes zoster hastalığı, su çiçeği hastalığı sonrasında bazı sinir köklerinde uyku durumunda olan varisella zoster virüsünün çeşitli nedenlere bağlı olarak tetiklenmesi ile ortaya çıkan viral bir hastalıktır. 

Zona: Nedir, Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Zona olarak bilinen herpes zoster hastalığı, su çiçeği hastalığı sonrasında bazı sinir köklerinde uyku durumunda olan varisella zoster virüsünün çeşitli nedenlere bağlı olarak tetiklenmesi ile ortaya çıkan viral bir hastalıktır. 

Zonanın oluşumunda altta yatan mekanizma genel olarak kişinin bağışıklık sisteminin fonksiyonlarının olumsuz yönde etkilenmesidir. Bağışıklığı sağlam olan kişilerde zona rahatsızlığı gelişmesi nadir karşılaşılan bir durumdur. Kötü huylu bir seyir izleyebilen bu rahatsızlık birçok farklı belirti ile kendisini gösterebilir. 

Zona Nedir?

Varisella Zoster Virüsü’nün etken olduğu, genellikle belirli bir bölgeyle sınırlı veziküler lezyonlar ile seyreden sekonder enfeksiyondur. Bu virüs; çocukluk ve diğer küçük yaş grubu bireylerde ilk karşılaşmada su çiçeği adı verilen bir hastalık tablosunu oluşturur. Su çiçeğinin geçmesi ile virüsler sinir sisteminde yıllar boyu uyku halinde bekleyebilir. Zona, uyku halindeki virüslerin tekrar aktive olması ile oluşan bir hastalıktır. Virüslere bağlı oluşan hastalıklardan biri olan zona, ağrı ve yanma hissine neden olan kırmızı renkli deri döküntüsü ve su kabarcıkları ile karakterizedir.

Oluşan döküntüler genel olarak vücudun bir yarısında oluşma eğilimindedir ve gövde, boyun ve yüz hastalığın belirtilerinin en sık meydana geldiği vücut alanlarıdır. Zona vakaları yaklaşık olarak 2-3 hafta içerisinde gerileme eğilimindedir.

Zona Neden Olur?

Zona, 50 yaş üzerinde daha sık olmakla birlikte her yaşta görülebilir. 80 yaşın üzerindekilerin yaklaşık yarısı yaşamı boyunca en az bir kez zona geçirmiştir. Su çiçeği aşısı zona sıklığını azaltmamıştır. Hastaların büyük bir bölümünde herhangi bir bağışıklık sorunu bulunmaz. Bununla birlikte bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde daha sık görülür. 

Zona, sık olmamakla birlikte tekrarlayabilir. Hastaların yaklaşık %4’ünde ikinci bir atak ortaya çıkar. Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde zona nüksleri daha sık görülür. 

Zona hastalığı uyku halindeki virüslerin tekrar aktive olması sonucu oluşur. Üzerinde bulunduğu sinirin etkili olduğu cilt bölgesinde bölgesel bir iltihaplanma ve döküntü gelişimine neden olur. Ağrı bu bölgedeki iltihaplanma ile etkilenen sinir hücreleri vasıtası ile hissedilir. 

Zona hastalığını tetikleyebilecek birçok faktör mevcuttur:

  • Duygusal stres 
  • Diyabet (Şeker hastalığı)
  • Bağışıklığı baskılayıcı özellik gösteren ilaçların kullanımı (kortizon tedavisi vs.)
  • Uzun süreli (kronik) rahatsızlıklar
  • Altta yatan bir kanser hastalığı bulunması
  • Radyoterapi ve cerrahi girişimler

Zonanın tekrar tekrar oluşmasındaki asıl neden günümüzde henüz tam olarak ortaya konulabilmiş değildir. Özellikle kişinin bağışıklığını etkileyen çeşitli durumlar zonanın tekrar etmesindeki en önemli faktörlerden biri olarak değerlendirilir. Kanser hastalığının tedavi planlaması dahilinde kemoterapi ve radyasyon (ışın) tedavisi alan bireylerde vücut savunması olumsuz yönde etkilenir ve zona hastalığı oluşabilir. HIV virüsüne bağlı oluşan AIDS hastalığına sahip bireyler, organ nakli yapılmış ve reddin engellenmesi için bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanan kişiler ve yüksek dozda kortikosteroid yapıda ilaç kullanan kişiler, bağışıklık sisteminin olumsuz olarak etkilendiği grupta yer alırlar.

Diğer açılardan sağlıklı kişilerde genellikle belirli bir yerle sınırlı, daha az ağrılı olurken, yaşlı hastalarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış olan kişilerde hastalık daha şiddetli seyreder. 

Zona Belirtileri Nelerdir?

Zona hastalığı ilk başta ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi şikayetler ile kendisini gösterir. Zonanın çıkacağı bölgede önce kaşınma, batma, bazen ağrı gibi anormal deri duyuları olur. Bu dönemde, kas ağrısı, kalp ağrısı, böbrek ağrısı, apandisit, migren gibi ağrıya yol açabilecek durumlarla karışabilir. Bu belirtileri takiben 3-5 gün içerisinde ağrılı ve ödemli kızarık kabarıklıklar oluşur ve kısa süre sonra grup şeklinde küçük su kabarcıkları gelişir. Bu döküntülerde yanma hissi belirgindir.

Gençlerde sıklıkla toraks bölgesi (gövde üst kısım), yaşlı kadınlarda sakral bölge (kuyruk sokumu), yaşlı erkeklerde ise göz çevresinde etkilenir. 

Lezyonlara bazen delici bir karakteri olan ağrının eşlik etmesi tipiktir. Ağrı gençlerde hafiftir, bazen hiç bulunmayabilir. Yaşlılarda ise hemen her zaman ağrı bulunur ve şiddetlidir.

Bağışıklık sistemi normal olan bireylerde tüm lezyonlar 2-4 hafta içinde geriler. Gerileyen lezyonların yerinde genellikle iz kalmaz. Ağrı genellikle döküntü ile birlikte gerileme eğilimindedir. Ancak bazen inatçı ve kronik seyreden postherpetik nevralji dediğimiz ağrı görülebilir. Bu durumda Nöroloji ya da Algoloji uzmanlarının önereceği tedaviler faydalı olabilmektedir. 

Postherpetik nevralji gelişimi açısından risk oluşturan faktörleri şöyle sıralayabiliriz: 

  • İleri yaşta ortaya çıkma
  • Lezyonlar çıkmadan önceki ve ilk çıktığı andaki ağrının şiddetli olması 
  • Döküntünün yoğun olması
  • Baş ve kuyruk sokumu bölgesi tutulumu 

Zona hastalığı yüz, göz, sırt ve kalça bölgesini etkileyebilir:

  • Yüzde ve Gözde Oluşan Zona

Zona genellikle gövde ve sırtın bir bölümünde meydana gelen bir rahatsızlık olmasına rağmen tek taraflı olarak yüzü de tutabilir. Bu olguların önemli bölümünü yaşlı erkekler oluşturur. Özellikle yüz bölgesinde kulağa yakın bölgede oluşan lezyonlar işitme kaybı ve yüz kaslarının etkilenmesi gibi önemli sağlık sorunlarına ilerleyebileceği için dikkatli olunmalıdır.

Göz çevresinde oluşan zona hastalığı, oftalmik herpes zoster olarak isimlendirilir ve bu rahatsızlığa sahip bireylerin yaklaşık olarak %10’unu etkileyen bir durumdur. Göz kapağı, alın ve burnun üst taraflarında oluşan döküntüler sebebiyle gözde batma, ağrı, yanma, ödem ve bulanık görme gibi çeşitli problemler görülebilir. Döküntünün kaybolması sonrasında gözde ağrı hissinin devam etmesi hastalık esnasında göz ile ilgili sinirlerin etkilenmesine bağlıdır. Zaman içerisinde bu ağrı hissinde gerileme meydana gelebilir. 

Gözde oluşan zona hastalığına tedavi verilmemesi halinde uzun dönemli görme kaybı ve korneada kalıcı hasar gibi ciddi durumlar meydana gelebilir. Göz ile ilgili belirtilere sahip zona hastalarının bu belirtiler konusunda bilinçli olmaları ve en kısa sürede tıbbi destek almaları önerilir. Tedaviye belirtilerin oluşumunu takiben ilk 72 saat içerisinde başlanması, istenmeyen olumsuz durumların önüne geçmek adına atılabilecek adımların başında gelir.

Yüzün bir yarısında göz ve çevresini içine alan ve saçlı deri tepe bölgesine kadar uzanan döküntü ile birlikte şiddetli ödeme bağlı gözün kapanması oldukça tipiktir. Döküntüye kulak önünde lenf bezi şişliği eşlik edebilir. 

Kulak da göz gibi zona hastalığına bağlı olarak tutulabilen bir diğer duyu organıdır. İşitme kaybı, tek kulakta meydana gelen yoğun ağrı, baş dönmesi ve tat kaybı gibi belirtiler kulakta zonaya bağlı olarak ortaya çıkan Ramsay Hunt Sendromu adı verilen bir hastalık tablosunun özellikleri arasında yer alır ve bu durum da acil olarak tedavi gerektirmesi nedeniyle önem arz eder.

Yüz zonası, ortalama 2-4 hafta süren gövde zonasına göre daha uzun sürede geriler.

Ağız bölgesinde ortaya çıkan zona lezyonları oldukça ağrılı olabilir. Bu lezyonlar aynı zamanda kişinin beslenmesini zorlaştırır.

  • Sırtta ve Kalçada Oluşan Zona

Zona döküntüleri genellikle gövde üst kısım ve bel çevresi hizasında meydana gelme eğilimindedir. Sırtta oluşan zona lezyonları bir hat şeklinde alt sırt bölgesinin bir tarafında ortaya çıkar. Sırt bölgesi dışında zona hastalığı lezyonları kişinin kalça bölgesinde de meydana gelebilir. Diğer bölgelerin aksine kalçada oluşan lezyonlarda ani olarak kaşınma, karıncalanma ve ağrı hissi duyulabilir.

Zona Bulaşıcı mıdır?

Klasik, sınırlı zona lezyonlarının bulaşıcılığı düşüktür. Su çiçeğindeki damlacık yoluyla bulaşma zonada beklenen bir durum değildir. Ancak aktif su kabarcıklarının içinde bulunan virüsler bulaşıcı olduğu için temas yoluyla bulaşma nadiren de olsa görülebilir. Lezyonlar kuruyup kabuklandıktan sonra bulaşıcılık tamamen kaybolur. 

Varisella Zoster Virüsü’nün daha önce bu virüs ile karşılaşmamış bireylere geçmesi halinde bu bireylerde su çiçeği hastalığının gelişimi ile sonuçlanabilir. 

Varisella Zoster Virüsü’nün bulaşması hastalık sırasında ortaya çıkan lezyonların içeriği ile temas sonrasında gerçekleşebileceğinden lezyonlara temas edilmemesi ve el hijyenine önem verilmesi önerilir.

Zona hastaları özellikle bağışıklığı baskılanmış veya gebe olan kişilerin yanında bulunmaktan kaçınmalıdır. 

Zona Tanısı Nasıl Konulur?

Zona hastalığının tanısı genel olarak bu rahatsızlığa bağlı oluşan tipik lezyonların görülmesi ve klinik belirtiler ışığında gerçekleştirilir. Aynı zamanda tanıda zorlanıldığında kullanılabilen bazı tetkikler de mevcuttur. Tzanck testi, lezyonların içeriğindeki sıvının mikroskop altında incelenmesi ve çok çekirdekli dev hücrelerin tespit edilmesini tanımlayan tetkiktir. Zona tanısı için başvurulabilecek bir diğer tanı yöntemi de kişide bu virüse karşı oluşturulan antikorların düzeyinin tespit edilmesidir. PCR testi zona tanısı için en güvenilir tetkiktir ve bu test vasıtası ile kişinin lezyonlarında virüse ait kalıtım materyali olup olmadığı incelenebilir.

Zona Tedavisi

Zona tedavisinde Asiklovir/Valasiklovir/Brivudin etken maddeli antiviral ilaçlar reçetelendirilir ve bu ilaçların kullanımını takiben lezyonların gerilemesi hızlanır ve ağrı hissinin kontrolü sağlanabilir. Antiviral ilaçlar dışında oluşan ağrı ve ödem kontrolü için antienflamatuar ilaçlara başvurulabilir. Uzun dönemli ve şiddetli ağrı hissinde ise narkotik ağrı kesiciler, nöbet engelleyici ilaçlar ve cilt üzerine uygulanabilen anestezik ilaçlar hekimler tarafından reçetelendirilebilir. Antihistaminik grubu ilaçlar zona hastalığında ortaya çıkan kaşıntının giderilmesinde etkilidir.

Zona hastalığı birkaç hafta içerisinde düzelme eğiliminde olan bir rahatsızlıktır. Tedaviye rağmen 10 gün içerisinde belirtiler ve şikayetlerde bir düzelme olmaması halinde hekiminize tekrar başvurmanız önerilir.

Paylaş WhatsApp
Randevu Al
Uzm. Dr. Kübra Esen Salman
Doktorun Biyografisini Gör

Tıp eğitimini 2005-2011 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra, 2012 yılında Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başladı. Uzmanlık eğitimi boyunca ulusal ve uluslararası birçok kongre ve kursa katılımının yanı sıra özellikle kaşıntı, kronik deri hastalıklarında ışık tedavisinin kullanımı ve saç hastalıkları konusunda bilimsel araştırmalara katkıda bulundu. Uzmanlık eğitimi süresince edindiği klinik dermatoloji tecrübesine ek olarak, çok sayıda eğitim, kurs katılımı ve uygulama sonucu kozmetik ve estetik dermatolojik işlemler alanında tecrübe kazandı. Aralık 2016 - Mayıs 2017 tarihleri arasında Kırklareli Babaeski Devlet Hastanesi’nde, Haziran 2017 - Ekim 2018 tarihleri arasında Tuzla Devlet Hastanesi’nde ve Kasım 2018 – Ekim 2019 tarihleri arasında Medical Park Gebze Hastanesi’nde uzman doktor olarak çalıştı. Evli olan Kübra Esen Salman, Ekim 2019 tarihinden bu yana Anadolu Sağlık Merkezi’nde Deri Hastalıkları Uzmanı olarak görevini sürdürüyor.


Randevu almak artık daha da kolay!

Apple Store ve Google Play Store’dan indireceğiniz Anadolu Sağlık Online Servisler uygulamasıyla işlemlerinizi çok daha hızlı yapabileceksiniz.

Uygulamamızı şimdi indirirseniz anında dilediğiniz doktordan online randevu alabilir, test ve görüntüleme sonuçlarınıza kolayca ulaşabilir ve geçmiş doktor ziyaretlerinizi görüntüleyebilirsiniz.

app store
google play

Öncelikle Anadolu Sağlık Merkezi olarak birinci önceliğimizin hasta/hasta yakınlarımızın ve çalışanlarımızın sağlığı olduğunu belirtmek isteriz. Bu doğrultuda, dünyadan sonra Türkiye’de de Coronavirus (COVID–19) vakası görülmesinin ardından hastalarımızı ve refakatçilerimizi korumak ve güvenliklerini en üst seviyede tutmak amacıyla hastane yönetiminin aldığı önlemler çerçevesinde hasta ziyaretlerine bir süreliğine izin verilmeyeceğini paylaşmak isteriz.

Hastanemizde yatan hastalarımıza yalnızca bir refakatçinin eşlik etmesini önemle rica ederiz.

Anlayışınız için teşekkür ederiz.