Fatma Zeynep Güngören
2025 yılından bu yana Anadolu Sağlık Merkezi’nde radyoloji uzmanı olarak görevini sürdürüyor.
Hekim Seçiniz
Anadolu Medical Center
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi veya Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nde daha önce işlem yaptırdıysanız, T.C. Kimlik Numaranız ve doğum tarihiniz ile giriş yaparak randevu işleminizi tamamlayabilirsiniz.
Gün / Ay / Yıl formatında giriniz Devam EtAnadolu Sağlık Merkezi Hastanesi veya Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nde daha önce işlem yapmadıysanız,bilgilerinizi giriş yaparak randevu işleminizi tamamlayabilirsiniz.
Randevu talebinizi onaylamak için lütfen telefonunuza gelen 5 haneli kodu girin.
Randevunuz başarılı bir şekilde oluşturulmuştur
Yeni Randevu OluşturRandevunuzu oluşturmak için çağrı merkezimizi arayabilirsiniz.
Uzmanlık
MR elastografi
US elastografi
Karaciğer transplantasyonu
Yapay zeka
Eğitim
Üniversite:
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Uzmanlık:
İstanbul Medipol Üniversitesi, Radyoloji ABD (Uzmanlık Eğitimi)
Medizinische Universitaet Wien (Clinical Fellow)
Çalıştığı Kurumlar
Fatsa Devlet Hastanesi (Devlet Hizmet Yükümlülüğü)
İstanbul Medipol Üniversite Hastanesi, Radyoloji Uzmanı
Florence Nightingale Hastanesi / Demiroğlu Bilim Üniversitesi, Dr. Öğretim Üyesi
Koç Üniversitesi Hastanesi, Radyoloji Uzmanı
Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)
- Yashar MM, Izci IB, Gungoren FZ, Eren AA, Mert AA, Durur-Subasi II. Can artificial intelligence detect type 2 diabetes in women by evaluating the pectoral muscle on tomosynthesis: diagnostic study. Insights Imaging. 2024 Mar 27;15(1):99. doi: 10.1186/s13244-024-01661-4. PMID: 38536577; PMCID: PMC10973297.
- Güngören FZ, Erol C, Şeker M, Güzelburç V, Akgül E. The Efficacy of Percutaneous Treatment Methods in Bile Duct Stones. Indian J Surg. 2022. doi:10.1007/s12262-022-03610-1
- Akgul E, Onan HB, Bilgin SS, Tahta A, Khanmammadov E, Gungoren FZ, Ertan G, Erol C, Sekerci Z. Flow Diverter Stents in the Treatment of Cerebral Aneurysms Less than 5 mm. Turk Neurosurg. 2020 Mar 13. doi: 10.5137/1019-5149.JTN.28762-19.2. PMID: 32705668.
- Erol C, Baskan O, Gungoren FZ, Guzelburc V, Kılıçarslan R. Meandering right pulmonary vein associated with retrocaval ureter and vertebral fusion anomalies. Wien Klin Wochenschr. 2016 Dec;128(Suppl 8):626-629. doi:10.1007/s00508-014-0695-1. PubMed PMID: 25586445.
- Ormeci T, Güler O, Malkoc M, Keskinbora M, Güngören FZ, Mahirogulları M. Diagnostic Value of Elastography in the Diagnosis of Intermetatarsal Neuroma. J Foot Ankle Surg. 2016 Jul-Aug;55(4):720-6. doi: 10.1053/j.jfas.2016.01.025. PubMed PMID: 26964696.
- Baskan O, Kaya E, Gungoren FZ, Erol C. Compression of the Celiac Artery by the Median Arcuate Ligament: Multidetector Computed Tomography Findings and Characteristics. Can Assoc Radiol J. 2015 Aug;66(3):272-6. doi:10.1016/j.carj.2015.01.001. PubMed PMID: 25896451.
Uluslararası diğer hakemli dergilerde yayınlanan makaleler
- Güngören FZ, Erol C, Bilici A, Dayangaç M, Şeker M, Ölmez ÖF, Yaprak O, Yıldız Ö, Öncel M. The comparison of local tumor control after microwave ablation, surgical resection and combined treatment for colorectal liver metastases. J Mind Med Sci. 2022;9(1):125-132. doi: 10.22543/7674.91.P125132.
- Haider L, Mandorfer M, Güngören Z, Reiberger T, Bastati N, Hodge JC, Chromy D, Trauner M, Herold C, Peck-Radosavljevic M, Ba-Ssalamah A. Noninvasive Monitoring of Liver Disease Regression after Hepatitis C Eradication Using Gadoxetic Acid-Enhanced MRI. Contrast Media Mol Imaging. 2018 Jul 12;2018:8489709. doi:10.1155/2018/8489709. PMID: 30116164. 7.
- Gungoren FZ, Hodge J, Hayat A, Bastati N, Gehan M,Ba-Ssalamah A. Assessment of Liver Transplant Grafts on Gadoxetic Acid Enhanced-MRI in Pediatric Patients. Austin J Radiol. 2017; 4(1): 1066. doi: 10.26420/austinjradiol.2017.1066.
- Yılmaz E, Güngören FZ, Yılmaz A, Örmeci T, Özgün G, Atacan SÇ, Duman İS. Pseudoangiomatous Stromal Hyperplasia of the Breast: Mammosonography and Elastography Findings with a Histopathological Correlation. J Breast Health. 2015 Jul 1;11(3):148-151. doi: 10.5152/tjbh.2015.2333. PubMed PMID: 28331712.
Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler
- Güngören FZ, Erol C, Akgül E. Spontaneous Visceral Artery Dissection: Imaging Features, Efficiency of Conservative Management, and Review of the Literature. Türk Manyetik Rezonans Derneği 26. Yıllık Uluslararası Katılımlı Bilimsel Toplantısı. 26-28 Mayıs 2022, Ankara, Türkiye, Sözlü bildiri, SS-94.
- Güngören FZ, Erol C, Bilici A, Dayangaç M, Şeker M, Ölmez ÖF, Yaprak O, Yıldız Ö, Öncel M. Comparison of Microwave Ablation, Surgical Resection and Combined Treatment for Colorectal Liver Metastases. Türk Manyetik Rezonans Derneği 25. Yıllık Uluslararası Katılımlı Bilimsel Toplantısı. 23-25 Eylül 2021, Ankara, Türkiye, Sözlü bildiri, SS-05.
Ulusal hakemli dergilerde yayınlanan makaleler
- Gülenç B, Güngören Z, Erol C, Bülbüloğlu AM. Is Biopsy Absolutely Necessary For Osteoid Osteomas Treated with Percutaneous Ablation? Bakırköy Tıp Dergisi. 2019;15:352-6. doi: 10.4274/BTDMJB.galenos.2019.20181010013541.
- Ağırman M, Çalkın M, Güngören FZ, Durmuş O. Late-Onset Tethered Cord Syndrome in a Patient with Spina Bifida: A Case Report. Sisli Etfal Hastan Tip Bul. 2018 May 29;52(2):138-141. doi: 10.14744/SEMB.2017.64936. PMID: 32595388.
Ulusal bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında basılan bildiriler
- Güngören FZ, Erol C. Popliteal artery entrapment syndrome: A case report. Türk Manyetik Rezonans Derneği 26. Yıllık Uluslararası Katılımlı Bilimsel Toplantısı. 26-28 Mayıs 2022, Ankara, Türkiye, Poster bildiri, PS-017.
- Güngören FZ, Erol C. Rectoseminal vesicle fistula: A case report and review of the literature. Türk Manyetik Rezonans Derneği 26. Yıllık Uluslararası Katılımlı Bilimsel Toplantısı. 26-28 Mayıs 2022, Ankara, Türkiye, Poster bildiri, PS-018.
- İşlek İ, Doğan MS, Güngören FZ, Şeker M, Erol C. Kortikal desmoid: Olgu sunumu. 43. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 1 -6 Kasım 2022, PS-305.
- İşlek İ, Doğan MS, Şeker M, Güngören FZ , Erol C. Zinner sendromu: Olgu sunumu. 43. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 1 -6 Kasım 2022, PS-451.
- İşlek İ, Doğan MS, Güngören FZ, Şeker M, Erol C. Metotreksat kullanımına bağlı akut kökoensefalopati: Olgu sunumu. 43. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 1 -6 Kasım 2022, PS-462.
- İşlek İ, Doğan MS, Şeker M, Güngören FZ, Erol C. Kardiyovasküler cerrahi sonrası beyin ölümü gelişen olguda kraniyal BT anjiyografi bulguları ve psödosubaraknoid kanama bulgusu. 43. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 1 -6 Kasım 2022, PS-483.
- İşlek İ, Doğan MS, Güngören FZ, Şeker M, Erol C. Sonografi ile tanı konulan bezoar: Olgu sunumu. 43. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 1 -6 Kasım 2022, PS-484.
- Erol C, Güngören FZ, Şeker M, Durur Karakaya A. Perkütan Sfı̇nkteroplasti ve Bı̇lı̇yer Taş Çıkartılması. 38. Ulusal Radyoloji Kongresi. 31 Ekim-4 Kasım 2017, Antalya, Türkiye, Sözlü bildiri, SS-057.
- Şeker M, Güngören FZ, Durur Karakaya A, Erol C. Testis tümöründe vena kava inferior trombüsü ve yönetimi. 38. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 31 Ekim-4 Kasım 2017, PS-239.
- Güngören FZ, Şeker M, Durur Karakaya A, Erol C . Dev sağ atrium: Kardiyak MR bulguları. 38. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 31 Ekim-4 Kasım 2017, PS-279.
- Örmeci T, Güler O, Malkoç M, Güngören FZ, Keskinbora M, Mahiroğulları M. Morton nöromada ultrasonografi ve elastografi bulguları. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0916.
- Güngören FZ, Erol C, Arslan F, Şen S. Plazmodium falsiparum: Az rastlanan tropikal paraziter enfestasyon örneği. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0424.
- Erol C, Güngören FZ, Şeker M, Ertan Akan G. Karaciğerde infiltratif karakterde alveolar kist hidatik olgusu. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0604.
- Erol C, Güngören FZ, Şeker M, Kılıçarslan R. Nadir bir olgu: Primer pankreas lenfoması. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0606.
- Erol C, Güngören FZ, Şeker M. Diverkülite sekonder gelişen iliakokolonik fistül olgusu. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-1365.
- Güngören FZ, Erol C, Kiremit MC, Özdenkaya Y. Tümör görüntüsü veren renal kist hidatik olgusu. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0853.
- Şeker M, Kaya E, Erol C, Şennur Bilgin S, Güngören FZ. Pulmoner venöz dönüş anomalilerine kuşbakışı: olgu serisi. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0490.
- Şeker M, Kaya E, Erol C, Akgün AS, Güngören FZ. Rastlantısal intrahepatik portal ven anevrizması: Ne yapmalı? 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0667.
- Şeker M, Kaya E, Erol C, Akgün AS, Güngören FZ. Periaortit vakalarına bakış: olgu serisi. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0788.
- Erol C, Güngören FZ, Şeker M, Kılıçarslan R. Akut aortik sendrom: Olgu serisi. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-1259.
- Güngören FZ, Erol C, Seyhan EC, Kılıçarslan R. Behçet hastalığında nadir görülen ama ölümcül seyreden komplikasyon: Pulmoner arter psödoanevrizma rüptürü. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0425.
- Güngören FZ, Erol C, Şeker M, Kılıçarslan R. Sağ koroner arterden köken alan sol bronşiyal arter. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-1258.
- Kılıçarslan R, Akan M, Güngören FZ, Erol C. Presakral kitle tanısında nadir bir patoloji: Ganglionörom. 36. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 21-25 Ekim 2015, PS-0682.
- Güngören FZ, Erol C, Kılıçarslan R, Kiremit MC. Batın içi kitleyi taklit eden baggy (torba) ekstrarenal pelvis ve üreteropelvik bileşke darlığı. 35. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 11-16 Kasım 2014, PS-1112.
- Kılıçarslan R, Erol C, Güngören FZ. Diyabetik iki olguda safra kesesi görüntüleme bulguları: Tümör mü?, enfeksiyon mu? 35. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 11-16 Kasım 2014, PS-0890.
- Güngören FZ, Erol C, Kılıçarslan R. Spontan çölyak arter diseksiyonu: Nonoperatif tedavi edilen nadir bir akut batın olgusu ve görüntüleme bulguları. 35. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 11-16 Kasım 2014, PS-0811.
- Kılıçarslan R, Erol C, Güngören FZ. Kadın hastada sağ üst kadran ağrısının nadir nedeni: Fitz Hugh Curtis sendromu. 35. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 11-16 Kasım 2014, PS-0812.
- Erol C, Güngören FZ, Güzelburç V, Kılıçarslan R. Retrokaval üreter, vertebral füzyon ve kardiyak anomalilerin eşlik ettiği dolambaçlı sağ pulmoner ven. 35. Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 11-16 Kasım 2014, PS-0557.
Diğer yayınlar
- Durur Subaşı I, Güngören FZ, Yiğitbaşı O. Sağlıkta ve radyolojide akreditasyon ve yapay zeka açısından önemi. Durur Subaşı I, Ateş HF, editörler. Tanısal Ultrasonografi-Derin Öğrenme- Yapay Zeka. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri 2022. p.1-3.
- Erol C, Güngören FZ. Ultrasonografi eşliğinde girişimsel işlemler ve yapay zeka. Durur Subaşı I, Ateş HF, editörler. Tanısal Ultrasonografi-Derin Öğrenme- Yapay Zeka. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri 2022. p.93-6.
Ulusal & Uluslararası Projeler
- Sağlıklı Türk Pediatrik Popülasyonda (9-17 Yaş) US ve MR Elastografi ile Normal Karaciğer Sertlik Değeri Aralığının Belirlenmesi. Cengiz Erol, Fatma Zeynep Güngören, Hayrettin Temel, Mehmet Sait Doğan, Mehmet Şeker, Mehmet Koçak. TÜBİTAK 1002- Hızlı Destek Programı. Proje Numarası: 222S019. Proje Başlama Tarihi: 15/11/2022. Proje Bitiş Tarihi: 15/11/2023.
Bilimsel ve Mesleki Kuruluşlara Üyelikler
- European Society of Radiology
- Türk Radyoloji Derneği
- American Thoracic Society
- Türk Toraks Derneği
Ödüller
- Yapay Zeka Pektoral Kasın Mamografik Görüntüsünden Yola Çıkarak Tip 2 Diyabeti Tahmin Edebillir mi? Meltem Yaşar, İlayda Begüm İzci, Fatma Zeynep Güngören, Abdülkadir Eren, Ali Mert, Irmak Durur Subaşı. TEKNOFEST 2023 Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali, Sağlıkta Yapay Zeka Yarışması, Medikal Teknolojiler Kategorisi En İyi Sunum Ödülü. Takım ID: 147055
İlgi Alanları
Tomografi, vücudun iç yapılarının ayrıntılı biçimde görüntülenmesini sağlayan, modern tıpta yaygın olarak kullanılan bir görüntüleme yöntemidir. Özellikle kemik yapılar, akciğerler, beyin ve iç organların hızlı ve detaylı değerlendirilmesinde önemli rol oynar. Tanı koyma, hastalıkların yaygınlığını belirleme ve tedavi planlaması gibi birçok alanda kullanılır. Çekim sürecinin kısa sürmesi ve yüksek çözünürlük sunması, tomografiyi acil durumlarda da vazgeçilmez hale getirir.
Günümüzde hastalıkların teşhis ve tedavisinde birçok yeni teknik ortaya çıkmıştır. Bu tekniklerden biri de girişimsel radyolojidir.
Osteosarkom, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde görülen en yaygın kötü huylu kemik tümörlerinden biridir. Hızlı ilerlemesi, çevre dokulara ve uzak organlara yayılabilme potansiyeli nedeniyle ciddi bir hastalık olarak kabul edilir. Çoğunlukla uzun kemiklerde, özellikle diz çevresi ve uyluk kemiğinde ortaya çıkar. Erken yaşlarda büyüme hızının fazla olması, bu tümörün gelişiminde önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilir. Osteosarkom, nadir görülen bir kanser türü olsa da, ortaya çıktığında hem hastayı hem de ailesini fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan derinden etkiler.
Vücutta kaşıntı, çoğu zaman alerji, egzama ya da kuruluk gibi basit nedenlerle ilişkilendirilse de bazı durumlarda daha ciddi hastalıkların ilk habercisi olabilir. Özellikle geçmeyen, yaygın ve nedeni açıklanamayan kaşıntılar bazı kanser türleriyle ilişkili olabilir. “Kanser kaşıntısı” terimi, doğrudan kanser hastalarında görülebilen ve genellikle kronik, gece artan, tedaviye dirençli kaşıntıları tanımlar. Bu tür kaşıntı, hastalığın erken evresinde ortaya çıkabileceği gibi ileri safhalarda da görülebilir. Kanser kaşıntısı her hastada aynı şekilde seyretmez; bazı kişilerde lokalize olurken, bazı hastalarda tüm vücuda yayılabilir. En çok lenf sistemi, karaciğer veya pankreas gibi iç organları etkileyen kanserlerde görülür. Bu yüzden “geçmeyen kaşıntı” durumlarında yalnızca cilt hastalıklarının yanı sıra sistemik hastalıklar da mutlaka değerlendirmeye alınmalıdır.
CA125, "Cancer Antigen 125" olarak bilinen ve vücutta özellikle bazı kanser türlerinin varlığında yükselen bir tümör belirteci (marker) proteinidir. Özellikle kadınlarda üreme organları, over (yumurtalık) kanseri ile ilişkilendirilen bu belirteç, yumurtalık kanserinin tanı ve takibinde kullanılan en önemli göstergelerden biridir. Ancak CA125 sadece kanserle ilişkili değildir. Farklı sağlık sorunları da bu değerin yükselmesine yol açabilir. Bu nedenle, tek başına bir teşhis aracı olarak kullanılmaz fakat özellikle riskli gruptaki hastalarda hastalığın gidişatını izlemek ve tedavinin etkinliğini değerlendirmek için oldukça önemlidir.
Vücuttaki tüm doku ve organlar farklı hücre türlerinden oluşur. Zaman içinde ölen hücrelerin yerine, sağlıklı hücrelerin bölünmesiyle oluşan yeni hücreler gelir. Böylece kişinin yaşamı boyunca hücre yenilemesi devam eder. Hücrelerin ne zaman çoğalması gerektiği DNA tarafından kontrol edilir. DNA hasarlanmasına bağlı olarak hücreler gerek olmadığı hâlde bölünmeye başlayabilir. Günümüzün ciddi hastalıklarından biri olan kanser, vücudun kendi hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.
Tümör, kontrolsüz bölünen vücut hücrelerinin ortaya çıktıkları doku ve/veya organ içerisinde kitlesel olarak büyümeleri sonucunda oluşturduğu kitle ya da şişliktir. Çoğu kemik tümöründe sebep bilinmez. Büyüyen tümör zamanla sağlıklı dokulara yayılarak sağlıklı dokuların anormal dokularla yer değiştirmesine neden olur ve kemiği zayıflatarak patolojik kırıklara yol açar. Eğer gerekli önlem alınmazsa saldırgan tümörler geliştikleri organ sistemi içerisinde işlevsel olarak yetmezliğe ve hatta tüm vücut metabolizmasını etkileyerek yaşamı tehdit edebilir.
Kanser ağrısı; Kansere bağlı olarak normal dokuların tahribi, kan damarlarında tıkanmaya bağlı dolaşım bozukluğu, metastazlara bağlı olarak kemik kırıkları, enfeksiyon, enflamasyon (yangı), tümörün sinirlere bası yapması, içi boş organların veya çeşitli kanalların tıkanması gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi, cerrahi, kemoterapi, radyoterapi gibi kanser tedavi yöntemleri nedeniyle vücutta ortaya çıkan birtakım ağrılardır.
Böbrek kanseri, böbreklerde oluşan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucu meydana gelen ve genellikle erken evrelerde belirti vermeyen bir kanser türüdür. Vücutta kanın temizlenmesi, su dengesinin sağlanması ve atıkların idrar yoluyla dışarı atılması gibi hayati işlevlere sahip böbreklerde oluşan kanser, ilerleyen aşamalarda idrar yolu ve çevre dokulara zarar verebilir. Çoğu zaman başka bir hastalık için yapılan görüntüleme testlerinde tespit edilir. Erken teşhis, tedavi şansını artırmada kritik bir rol oynar.
Pankreas kanseri yaygın görülen kanser türlerinden biri. Pankreas kanseri nedir, belirtileri neler, tedavide ne yapılır? Genel cerrahi branşının en zor ameliyatlarından olan “whipple tekniği” nasıl uygulanır.
Yumurtalık kanseri, yumurtalık ya da fallop tüpleri dokusundaki hücrelerin kontrolsüz büyüme ve çoğalma göstermesi ile oluşan tümörlerdir. Yumurtalık kanseri, diğer bir deyişle over kanseri dünya çapında kadınların en sık karşılaştığı kanserler arasında bulunur. Tanı koymak kimi zaman zordur, çünkü belirtiler genellikle son aşamalarda gelişir. Bu durum erken teşhisi önleyebilir. Yumurtalık kanserinde yaygın olarak karşılaşılan belirtiler pelvik ağrı ve karın ağrısı, şişkinlik, anormal kanama ya da vajinal akıntı şeklinde sıralanabilir. Yumurtalık (over) kanseri tedavisinde amaç, tümör yapısının vücuttan uzaklaştırılmasıdır. Ameliyat, kemoterapi, hedefe yönelik terapi ve radyoterapi tedavi yöntemleri arasında bulunur.
Kanser tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler olmaktadır. Uzun yıllardır kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerine ek olarak son yıllarda immünoterapi adı verilen ilaçlarla kanser hastalığı artık daha uzun süreli kontrol altına alınmaya başlanmıştır. İmmünoterapi ile kişinin bağışıklık sistemi aktive hale getirilerek, kişinin kendi bağışıklık sistemi hücrelerinin kanser hücreleri ile daha etkili savaşması sağlanır.
Kanser, kontrolsüz bir şekilde bölünen ve normal vücut dokusuna sızma ve onu yok etme yeteneğine sahip anormal hücrelerin gelişimiyle karakterize edilen çok sayıda hastalıktan herhangi birini ifade eder. Vücudun her yerine yayılma yeteneğine sahip olan hastalık, dünyada ikinci önde gelen ölüm nedenidir. Ancak kanser tarama, tedavi ve önlemedeki gelişmeler sayesinde birçok kanser türünde sağ kalım oranları artar.
Deri kanseri, deride yer alan hücrelerde DNA hasarı ortaya çıktığında ve bu hasar tamir edilemediğinde hasarlı hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkar. Deri kanserlerinin %99’undan fazlasını üç tip kanser oluşturur.
Gırtlak kanseri, boğazın ses tellerini içeren bölgesinde (larinks) oluşan ve genellikle yassı epitel hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türüdür. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür ve en önemli risk faktörleri arasında uzun süreli ses teli tahrişi ve HPV enfeksiyonları yer alır. Erken evrede teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan bu hastalık, geç evrelerde ses kaybı, nefes alma zorluğu ve yutma güçlüğü gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Gırtlak kanseri, tümörün yerleşim yerine göre supraglottik (ses telleri üstü), glottik (ses telleri) ve subglottik (ses telleri altı) olmak üzere üç ana anatomik bölgede sınıflandırılır. Bu sınıflandırma hem semptomların şekillenmesini hem de tedavi planlamasını doğrudan etkiler.
Kanser; günümüzde insan sağlığını tehdit eden ve çözümü için yoğun çaba sarf edilen önemli sağlık sorunlarının başında gelir. Günümüze kadar çeşitli tanı ve tedavi yöntemleri kullanılsa da, kanserin giderilmesinde hala etkili bir metot belirlenmiş değildir. Bu nedenle, kanser üzerine uluslararası çevrede çok sayıda araştırma yürütülmekte, tanı ve tedavi yöntemleri bakımından çok farklı teknolojiler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri de likit biyopsidir.
Palyatif bakım; yaşam boyu tedavi sürecinde hasta ve ailenin yaşadığı olumsuzlukların ve hastalığa bağlı komplikasyonların azaltılması, yaşam kalitesinin yükseltilmesi açısından oldukça etkilidir.
Solunum sistemi hastalıkları dünya genelinde önemli sağlık sorunları arasında yer alır. Akciğer dokusunda gelişen bazı hastalıklar erken dönemde fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu hastalıkların başında akciğer kanseri gelir. Akciğerlerde kontrolsüz hücre çoğalmasıyla ortaya çıkan bu tablo, zaman içinde çevre dokulara yayılabilir ve farklı organları etkileyebilir.
Halk arasında kan kanseri olarak bilinen Lösemi, kemik iliğinde oluşan anormal beyaz kan hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla karakterize bir hastalıktır. Bu anormal hücreler, sağlıklı kan hücrelerinin üretimini engelleyerek bağışıklık sistemini zayıflatır. Böylece enfeksiyon riski artar. Ayrıca vücutta kan dolaşımı bozulur. Dolaşımın bozulması da ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Her yaş grubunda görülebilen Lösemi, farklı alt türleriyle kendini gösterir.
Lenf kanseri ya da tıbbi adıyla lenfoma, bağışıklık sistemimizin temel yapı taşlarından biri olan lenfositlerin anormal ve kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla gelişen ciddi bir hastalıktır. Diğer kanser türlerinden farklı olarak, lenfoma doğrudan bağışıklık sistemini hedef alır ve bu nedenle vücudun savunma mekanizmasını zayıflatarak sistemik etkiler gösterir. Lenf düğümleri, dalak, kemik iliği ve lenfatik damarlar gibi birçok bölgeyi etkileyebilir. Lenfoma hem çocuklarda hem de yetişkinlerde görülebilen bir hastalıktır. Erken dönemde fark edilmesi tedavi başarısını önemli ölçüde artırabilir. Ancak belirtilerinin çoğu, grip, enfeksiyon ya da yorgunluk gibi daha basit sağlık sorunlarıyla karıştırılabilir. Bu yüzden lenf kanseri konusunda bilinçlenmek; belirtileri tanımak, nedenlerini bilmek ve zamanında doktora başvurmak hayati önem taşır. Bu içerikte lenfomanın ne olduğu, belirtileri, evreleri, nedenleri, türleri ve tedavi yöntemleri detaylı şekilde ele alınarak, bu hastalıkla ilgili merak edilen tüm sorulara kapsamlı yanıtlar sunulacaktır.
Rahim ağzı kanseri (serviks kanseri), rahmin vajinaya açıldığı dar geçit olan serviks bölgesinde meydana gelen kötü huylu tümör oluşumlarını tanımlar. Kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanser türlerinden biri olan hastalık, özellikle HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonlarıyla doğrudan ilişkilidir. Rahim ağzı kanseri, çoğunlukla uzun yıllar boyunca yavaş gelişen bir süreçtir ve erken evrede belirti vermeyebilir. Ancak rutin jinekolojik kontroller ve özellikle Pap smear testi sayesinde erken tanı konulduğunda tedavi şansı oldukça yüksektir. Modern tıpta geliştirilen aşı uygulamaları, tarama programları ve kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri, rahim ağzı kanserini önlenebilir ve başarılı şekilde tedavi edilebilir bir hastalık haline getirmiştir.
Kadın üreme sisteminin dış genital bölgesinde gelişen Vulva kanseri, nadir ancak ciddi bir kanser türüdür. Genellikle yavaş ilerleyen bu kanser türü, erken evrelerde tespit edildiğinde tedavi edilebilir niteliktedir. Vulva kanseri çoğunlukla vulvanın dış dudaklarında başlar. Ancak klitoris, iç dudaklar ve diğer çevre dokularda da görülebilir. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi, erken teşhis ve uygun tedavi süreci, hastalığın seyri açısından oldukça önemlidir. Vulva kanseri belirtileri genellikle kaşıntı, cilt değişiklikleri veya vulvada oluşan küçük bir kitle şeklinde başlar.
Human papilloma virüsü çift zincirli DNA içeren bir virüstür. Halen tüm dünyada yaklaşık 630 milyon kadının infekte olduğu HPV, cinsel ilişki ve cinsel temas yoluyla bulaşmaktadır. Diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan farklı olarak, cinsel ilişki esnasında direkt penetrasyon olmadan sürtünme, cilt teması (kuteneokutenatal ya da skrotovulvar temas) ile de geçiş olabilir ve bu nedenle prezervatiflerin koruyuculuğu HPV açısından sınırlı kalabilmektedir. Amerika’da Center for Disease Control cinsel olarak aktif kadın ve erkeklerin %50’sinin hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile karşılaşacağını bildirmektedir. Amerika’da bir popülasyon bazlı çalışmada cinsel olarak aktif her dört kadından birinde HPV DNA’sının pozitif olduğu bulunmuştur.
Testis kanseri, erkek üreme sisteminin bir parçası olan testislerde (erkek yumurtalıkları) gelişen ve çoğunlukla genç erişkinlerde görülen bir kanser türüdür. Özellikle 15–35 yaş arası erkeklerde en sık rastlanan malign hastalık olan testis kanseri, erken tanı konulduğunda tedaviye çok iyi yanıt verir ve sağkalım oranları oldukça yüksektir. Genellikle tek testiste ortaya çıkan tümörler, bazı durumlarda ağrısız bir şişlik ya da sertlik hissi ile fark edilir. Hızlı seyretme potansiyeline rağmen testis kanseri, erken tanı ve modern tedavi yöntemleri sayesinde yüksek oranda iyileşme sağlayan bir hastalıktır.
Prostat bezi erkeklerde bulunan, idrar kesesinin hemen altında, taban kısmı mesane ile temasta olan piramidimsi yapıya sahip erkek üreme sistemi elemanı bir organdır. Prostat, idrar kesesinden idrarın akışını sağlamada görevli kanal olan prostatik üretranın çevresini sarmaktadır. Prostat henüz ergenliğe girmemiş erkek bireylerde 2 gram iken yaşla beraber büyüyerek 52 yaştan önceki yetişkin erkek bireylerde 20 grama kadar ulaşmaktadır. Prostat erkek üreme sisteminde önemli görevli olan doğurganlığı etkileyen bir bezdir. Ana görevi spermi besleyen sıvıyı üretmek ve spermlerin semen sıvısı içinde korunmasını sağlamaktır. Prostat kanseri, prostat bezinin yapısında bulunan hücrelerin kontrolsüz bölünme, çoğalma ve büyüme yeteneği kazanarak kanserleşmesidir. Prostat kanseri erken dönemde genellikle belirti vermediğinden tanı gecikebilmekte ve metastaz olasılığı artmaktadır.
Mesanenin iç yüzeyini kaplayan ürotelyal hücrelerin kontrolsüz ve anormal şekilde büyümesi sonucu oluşan bir kanser türüdür. Mesane, idrarın böbrekler tarafından süzülmesinden sonra vücuttan atılmadan önce geçici olarak depolandığı, pelvis bölgesinde yer alan kas yapısında bir organdır. Mesane kanseri genellikle mesanenin iç yüzeyini döşeyen hücrelerde başlar. Bu hücreler ürotelyal hücreler olarak adlandırılır. Hücreler, aynı zamanda böbrek ve idrar yollarının diğer bölgelerinde de bulunur. Tedavi edilmezse zamanla mesane duvarının daha derin katmanlarına, çevredeki dokulara, lenf nodlarına ve hatta diğer organlara yayılabilir. Hastalık oluştuğu hücre tipine ve mesanede yayılma şekline göre sınıflandırılır.
Yumuşak doku kanseri, tıp literatüründe sarkom olarak adlandırılan ve vücudun kas, yağ, sinir, kan damarı ve bağ dokusu gibi destekleyici dokularından gelişen nadir bir kanser türüdür. Yavaş veya hızlı seyirli olabilir ancak bazı alt tipleri agresif davranış göstererek kısa sürede çevre dokulara ve uzak organlara yayılabilir. Her yaşta görülebilmesine rağmen, bazı tipleri çocuklarda, bazıları ise ileri yaşlarda daha sık ortaya çıkar. Erken dönemde belirti vermemesi ve farklı klinik tablolara yol açabilmesi nedeniyle tanısı zaman zaman gecikebilir. Bu nedenle sarkomun nedenleri, belirtileri, risk faktörleri ve tedavi seçeneklerini bilmek, hem erken tanı hem de etkili tedavi açısından büyük önem taşır.
Kemik hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen ve genellikle kemik dokusunda oluşan nadir bir kanser türüdür. Bu tür kanser, kemik yapısını bozarak güçsüzleşmesine, kırılma riskinin artmasına ve günlük yaşam kalitesinin düşmesine yol açar. Çoğunlukla çocuklar ve genç yetişkinlerde görülen kemik kanseri, vücudun herhangi bir kemiğinde ortaya çıkabilir. Ancak en sık uzun kemiklerde, özellikle bacaklarda ve kollarda gözlemlenir.
Safra kesesi, sindirim sistemine ait, yağ metabolizması için gerekli olan safra sıvısının üretilmesinde görev alan bir organdır. Safrayı depolayan ve salgılayan safra kesesi, karnın sağ üst kısmında konumlanır. Çeşitli sebeplerden dolayı safra kesesi hücrelerinde değişimler görülmeye başlanabilir ve bu hücresel değişim kanser gelişimine neden olabilir. Karın bölgesinde ağrı, şişkinlik gibi belirtilerle hissedilmeye başlayan safra kesesi kanseri müdahale edilmesi gereken, ciddi tıbbi durumlardan biridir.
Karaciğer kanseri, karaciğer hücrelerinin anormal şekilde çoğalarak kontrolsüz tümör oluşturmasıyla ortaya çıkan ciddi ve genellikle sinsi ilerleyen bir hastalıktır. Erken evrede belirti vermemesi nedeniyle çoğu zaman geç fark edilir. Hem birincil (karaciğer kaynaklı) hem de metastatik (başka organlardan karaciğere sıçramış) türleri bulunan bu kanser türü, özellikle kronik karaciğer hastalıkları olan bireylerde daha sık görülür. Karaciğer kanserine yönelik tanı, tedavi ve takip süreçleri; hastalığın evresi, tümörün yapısı ve hastanın genel sağlık durumu doğrultusunda kişiselleştirilerek planlanmalıdır.
Nazofarenks kanseri; burun arkasında, boğazın üst kısmında bulunan nazofarenks adı verilen bölgeden kaynaklanan bir kanser türüdür. Bu bölge, burun ve ağzı akciğerlere bağlayan solunum yolu boyunca yer alır. Dolayısıyla bu hastalık, baş-boyun kanserleri içinde özel bir yere sahiptir. Nazofarenks kanseri, genellikle yavaş ilerleyen bir hastalık olsa da erken evrelerde belirtiler belirgin olmayabilir. Bu durum teşhisin gecikmesine yol açabilir.
Farenks (yutak), burun ve ağız boşluğunun arkasında yer alır. En üst bölümü burun boşluğu ile bağlantılıdır (nazofarenks), alt ucu (hipofarenks) ise yemek borusu ile devam eder. Yutak kanserleri içinde dil kökü, küçük dil, bademcik dokusunun ve yutak arka duvarlarının kanserleri yer alır. Orofarenks ve hipofarenks kanserleri nazofarenks kanserlerine göre oldukça nadir olarak görülür. Dünya çapında yılda toplam 123.000 yeni orofarenks ve hipofarenks kanseri olgusu olduğu tahmin edilmektedir.
Dil kanseri, baş ve boyun kanserinin bir türüdür. Dildeki hücreler kontrolsüz bir şekilde büyüyüp bölündüğünde meydana gelir. Önlenebilir risk faktörleri arasında HPV (insan papilloma virüsü) enfeksiyonu bulunur. Tedavi genellikle cerrahi müdahaleyi içerir. Ancak kemoterapi ve radyasyon tedavisi de içerebilir. Erken teşhis çok önemlidir.
Baş boyun kanserleri, vücudun baş ve boyun bölümünde oluşabilen kanser hücrelerinin kontrolsüz ve anormal olarak çoğalmasına verilen isimdir. Baş boyun kanserlerinin erken teşhis edilmesi ve erken tedavisi son derece önem taşımaktadır. Yaygın olarak görülebilen baş boyun kanserlerinin tedavisi olabileceği gibi bazı durumlarda kalıcı hasarlar da verebilir. Bu hasarları önlemek için bazı tedavi yöntemleri uygulanarak kanser hücrelerinin yok edilmesi ya da ilerlemenin durdurulması sağlanabilir.
Ağız içinde veya çevresinde bulunan dokularda kontrolsüz hücre büyümesi sonucu oluşan bir kanser türüdür. Dudaklar, dil, diş etleri, yanak içleri, damak ve ağız tabanı gibi bölgelerde gelişebilir. Genellikle ciltteki veya ağızdaki anormal bir yara veya lezyon olarak başlar ve tedavi edilmediğinde çevre dokulara ve diğer organlara yayılabilir. Erken teşhis edilmesi durumunda ağız kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak belirtilerin hafif veya geç fark edilmesi nedeniyle birçok vaka ileri evrelerde tanı alır. Yetersiz ağız hijyeni ve HPV enfeksiyonları gibi faktörler ağız kanseri riskini artırabilir.
Rektum kalın bağırsak denilen kaslı kanalın son 15 cm‘lik önemli bir sindirim sistemi parçasıdır. Bu 15 cm’lik alanda oluşum gösteren tümör hücreleri belli bir sayıya ulaştıktan sonra rektum kanserini oluşturabilir. Ölüm oranı yüksek bir kanser türüdür, bu nedenle erken teşhis ve tedavi kritik bir öneme sahiptir. Rektum kanseri bazı durumlarda semptom göstermeden gelişebilir. Hastaların bir kısmında rektal kanama, ishal, kabızlık ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler gözlenebilir. Ailede bulunan rektum kanseri öyküsü ve kalıtsal bazı bozukluklar rektum kanseri riskini artırabilir. Tedavi prosedürleri kanserin seviyesine göre değişiklik gösterebilir. Genel olarak uygulanan tedaviler ise ameliyat, kemoterapi, radyasyon tedavisi ve hedefe yönelik tedavi şeklindedir.
Pankreas kanseri, sindirim sistemi ve metabolizma için hayati öneme sahip olan pankreas dokusunda anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşur. Pankreas, karın boşluğunun arka kısmında yer alan, sindirim enzimleri ve insülin gibi hormonları üreten bir organdır. Bu organın kanserle etkilenmesi hem sindirim sürecini hem de kan şekeri dengesini ciddi şekilde bozar.
Mide kanseri, mide iç yüzeyinde bulunan hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan ve çoğunlukla sinsi ilerleyen bir kanser türüdür. Erken evrede belirtileri hafif ya da belirsiz olduğundan tanı genellikle geç konur. Ancak zamanında fark edildiğinde cerrahi, kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve destekleyici yaklaşımlarla başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Mide kanseri hem tümörün bulunduğu anatomik bölgeye hem de hücre tipine göre farklı alt türlerde görülebilir. Bu nedenle tanı, evreleme ve tedavi süreci multidisipliner ekipler tarafından kişiye özel olarak planlanmalıdır.
Cilt, vücudun en geniş organıdır. Dış çevre ile sürekli temas halinde olduğu için birçok faktörden etkilenebilir. Hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucunda ortaya çıkan hastalıklar arasında cilt kanseri önemli bir yer tutar. Erken dönemde fark edilen değişimler, tanı sürecinin daha hızlı ilerlemesine yardımcı olabilir. Bu nedenle deride görülen yeni oluşumlar veya mevcut benlerdeki değişiklikler dikkatle değerlendirilmelidir. Deri hücrelerinde meydana gelen genetik değişiklikler, hücrelerin normal büyüme düzenini bozabilir. Bu süreç ilerledikçe deri kanseri olarak adlandırılan tablo ortaya çıkabilir. Erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi seçenekleri daha geniştir. İleri evrelerde ise hastalık farklı dokulara yayılabilir.
Akciğerde skuamöz hücreli karsinom, küçük hücreli dışı akciğer kanseri grubuna dahil olan ve akciğer kanserlerinin önemli bir bölümünü oluşturan malign bir tümördür. Akciğerin büyük bronşlarında gelişme eğilimi gösteren bu kanser türü, genellikle erkeklerde daha sık görülmekle birlikte kadınlarda da giderek artış göstermektedir. Hastalık, bronşların iç yüzeyini kaplayan skuamöz hücrelerin anormal şekilde büyüyüp kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Başlangıçta yavaş ilerleyebilen bu tümör, zamanla akciğer dokusuna, lenf nodlarına ve uzak organlara yayılım gösterebilir.
Kanser, erken evrede tespit edildiğinde tedavi sürecinin daha başarılı olabileceği bir hastalıktır. Çoğu kanser türü, ilk aşamalarda belirgin semptom göstermediğinden, düzenli tarama testleri sayesinde hastalık ilerlemeden teşhis edilebilir ve tedaviye erkenden başlanabilir. Kanserde erken teşhis, kanserin türüne ve kişinin risk faktörlerine bağlı olarak değişen çeşitli tarama testleriyle sağlanabilir. Bu testler, kanserin henüz belirti vermediği aşamada hastalığı tespit etmeye yardımcı olarak, yaşam süresini uzatabilir ve tedavi başarı oranını artırabilir. Tıbbi gelişmeler sayesinde, mamografi, kolonoskopi, pap smear, PSA testi ve düşük dozlu bilgisayarlı tomografi gibi birçok tarama yöntemi, kanserin erken teşhis edilmesinde büyük rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra, bireylerin aile geçmişi, yaşam tarzı ve genetik faktörler dikkate alınarak kişiye özel tarama programları uygulanabilir.
Göz kanseri, göz dokularında anormal ve kontrolsüz hücre büyümesi sonucu oluşan nadir ancak ciddi bir hastalıktır. Erken evrelerde belirti vermeyebileceği gibi, zamanla görme kaybı, gözde anormal lekeler ve ışık çakmaları gibi şikayetlerle ortaya çıkabilir. Göz kanseri, doğrudan göz dokularından kaynaklanabileceği gibi, vücudun başka bir bölgesinde başlayan kanserin göze yayılmasıyla da gelişebilir. Göz kanseri, farklı türlerde görülebilir ve her türü farklı belirtiler ve tedavi yöntemleri gerektirir. Hastalık, hem görme yetisini tehdit edebilir hem de ileri evrelerinde gözün kaybına veya kanserin diğer organlara yayılmasına neden olabilir.
Kanser, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalarak sağlıklı dokulara zarar vermesine neden olan bir hastalıktır. Bazı kanser türleri erken evrede belirgin belirtiler vermez. Yıllarca fark edilmeden ilerleyebilir ve teşhis edildiğinde ileri evrelere ulaşmış olabilir. Bu tür kanserler "sinsi kanserler" olarak adlandırılır. Sinsi kanserler genellikle yavaş ilerlediği ve belirti vermediği için erken teşhis edilmesi oldukça zordur. Ancak düzenli sağlık kontrolleri, genetik yatkınlığı olanların risk faktörlerini azaltması ve bilinçli yaşam tarzı değişiklikleriyle bu tür kanserlerin erken teşhisi sağlanabilir.
Kadın üreme sisteminde yer alan Bartholin bezleri, vajina girişinin her iki tarafında bulunan küçük salgı bezleridir. Bu bezler vajinanın kayganlığını sağlamak için mukus üretir. Bartholin bezlerinin çıkış kanalları tıkandığında içeride sıvı birikimi olur ve Bartholin kisti adı verilen şişlik meydana gelir. Küçük ve belirti vermeyen kistler fark edilmeyebilir. Ancak büyüdüklerinde rahatsızlık, ağrı ve enfeksiyon riski oluşturabilir. Bartholin kisti bazen kendi kendine düzelebilir. Bazı durumlarda enfekte olup Bartholin apsesi haline gelebilir. Bu durumda medikal müdahale gerekebilir.
Kalın bağırsağın son kısmı olan anüs bölgesinde gelişen kötü huylu (malign) tümörlerle karakterize nadir bir kanser türüdür. Sindirim sisteminin son kısmında yer alan anüs, dışkının vücuttan atılmasını sağlayan bir yapıdır. Anal kanal hücrelerinde kontrolsüz çoğalan kanserli hücreler, dokulara yayılabilir ve ciddi sağlık problemlerine yol açabilir.
Ağız kanserleri arasında yer alan diş eti kanseri, diş etlerinde anormal hücre büyümesiyle ortaya çıkan ciddi bir hastalıktır. Genellikle yassı hücreli karsinom olarak sınıflandırılan kanser türü, erken evrede teşhis edilmezse çevre dokulara ve diğer organlara yayılma riski taşır. Diş etinde oluşan sertleşmeler, yaralar ve renk değişimleri hastalığın habercisi olabilir.
Kordoma, omurga ve kafatası tabanında gelişen nadir ve yavaş büyüyen bir kemik tümörüdür. Genellikle kuyruk sokumu (sakrum), omurganın farklı bölümleri ve kafatası tabanı gibi bölgelerde ortaya çıkar. Kordomalar embriyonik dönemde gelişen ve omurganın oluşumunda rol oynayan notokord kalıntılarından kaynaklanır. Bu tümörler yavaş büyümesine rağmen agresif olabilir ve çevre dokulara yayılabilir. Beyin sapı, omurilik ve sinirler üzerinde baskı oluşturabilmesi nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Özellikle çocukları ve gençleri etkileyen Ewing sarkomu, nadir ancak agresif bir kemik ve yumuşak doku kanseridir. Genellikle uzun kemiklerde veya pelvis, göğüs kafesi, kaburgalar gibi yumuşak dokularda gelişir. Bu hastalık, adını 1921 yılında Amerikalı patolog Dr. James Ewing’den almıştır ve Ewing sarkom ailesi tümörleri (ESFTs) olarak bilinen bir grup kanserin parçasıdır. Ewing sarkomu, hızlı büyüyen ve yayılma potansiyeli yüksek olan bir tümör türüdür. Hastalık, kemiklerin içinde veya çevresinde anormal hücrelerin hızla çoğalmasıyla başlar. Zamanla yakındaki sağlıklı dokulara ve hatta akciğerler, kemik iliği ve diğer organlara metastaz yapabilir. Genellikle 10-20 yaş arasındaki çocuklarda ve gençlerde görülse de nadiren yetişkinlerde de teşhis edilebilir.
Bademcikler (tonsiller), boğazın her iki yanında bulunan ve bağışıklık sisteminin bir parçası olarak görev yapan lenfoid dokulardır. Vücudu enfeksiyonlara ve zararlı mikroorganizmalara karşı koruma görevi üstlenen bademcikler, bazı durumlarda kanser hücrelerinin geliştiği bir bölge haline gelebilir. Bademcik kanseri, baş ve boyun kanserleri grubuna giren bir hastalıktır. Genellikle skuamöz hücreli karsinom (yassı hücreli kanser) türünde gelişir.
Burun ve sinüsler, solunan havayı filtreleyen, nemlendiren ve rezonansa yardımcı olan içi hava dolu boşluklardır. Bu bölgelerde gelişen kanserler, genellikle burun boşluğu ve paranazal sinüsleri kaplayan mukozal hücrelerden köken alır. Skuamöz hücreli karsinom, sinüs kanserlerinin en yaygın türüdür. Sinüs kanseri genellikle yavaş ilerleyen ve erken evrelerde belirti vermeyen bir hastalıktır. Bu nedenle hastalık genellikle ileri evrelerde teşhis edilir. Sinüs kanseri burun tıkanıklığı, yüz bölgesinde ağrı veya şişlik, baş ağrısı, burun kanaması ve görme bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Tümör büyüdükçe sinirleri, gözleri, dişleri ve çevre dokuları etkileyebilir.
Böbrek üstü bezi kanseri böbreklerin hemen üst kısmında bulunan adrenal bezlerden kaynaklanan nadir görülen bir kanser türüdür. Adrenal bezler, vücut için önemli birçok hormon üretir. Bu hormonlar, vücudun çeşitli işlevlerini düzenler. Bu bezler, hormonlar üreten korteks (dış kısım) ve hormonları depolayan medulla (iç kısım) olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Adrenal kanser genellikle korteks kısmında başlar ve hormon üretiminde dengesizliklere yol açabilir. Böbrek üstü bezi kanseri, başlangıçta belirgin semptomlar göstermeyebilir. Bu nedenle erken teşhis genellikle zor olabilir. Kanser ilerledikçe hormon üretimindeki düzensizlikler ve tümörün organ büyümesine yol açması gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Üretra kanseri, idrar yolunu oluşturan üretra adı verilen tüp benzeri yapının hücrelerinde meydana gelen nadir bir kanser türüdür. Üretra, mesaneden başlayarak idrarın vücuttan dışarı atılmasını sağlayan bir kanaldır. Bu kanser türü genellikle üretrayı çevreleyen hücrelerin kontrolsüz şekilde büyümesi ve tümör oluşumuna yol açması ile ortaya çıkar. Kadınlarda ve erkeklerde farklı anatomik yapılara sahip olan üretra, kanser gelişimi açısından belirli risk faktörlerine sahiptir. Üretra kanseri, erken evrede fark edilmediğinde çevredeki dokulara ve organlara yayılma eğilimindedir.
Kolorektal kanser, kolon (kalın bağırsak) ve rektum (kalın bağırsağın son kısmı) dokularında meydana gelen, dünya genelinde en yaygın görülen kanser türlerinden biridir. Genellikle bağırsak duvarında polip adı verilen iyi huylu oluşumlarla başlar ve zamanla kansere dönüşebilir. Erken teşhis edildiğinde tedavi şansı oldukça yüksektir.
Bazen doktorlar ameliyat sırasında yardıma ihtiyaç duyar. Özellikle de daha küçük ve hassas hareketler gerektiren operasyonlar zorlayıcı olur. Robotik cerrahinin devreye girdiği yer de burasıdır. Robotik veya robot destekli cerrahi, doktorların zorlu tıbbi prosedürleri daha fazla doğruluk ve kontrolle gerçekleştirmesini sağlar. Gelişmiş bilgisayar teknolojisini yetenekli cerrahların deneyimiyle birleştiren bu teknoloji, cerraha vücudun karmaşık anatomisinin 10x büyütülmüş, yüksek çözünürlüklü, 3 boyutlu görüntüsünü sağlar.
Endometrial kanser, rahimdeki hücrelerin büyümesi ile başlayan bir kanser türüdür. Rahim, fetal gelişimin gerçekleştiği içi boş, armut biçimli pelvik organdır. Endometrial kanser, endometrium adı verilen, uterusun iç yüzeyini oluşturan hücre tabakasında başlar. Endometrial kansere bazen rahim kanseri denir. Rahim sarkomu da dahil olmak üzere başka kanser türleri de rahimde oluşabilir, ancak bunlar endometriyal kanserden çok daha az yaygındır. Endometrium kanseri sıklıkla erken evrede bulunur çünkü semptomlara neden olur. Çoğunlukla ilk belirti düzensiz vajinal kanamadır. Endometrium kanseri erken tespit edilirse, rahmin cerrahi olarak çıkarılması sıklıkla tedavi eder.
Penis kanseri, sperm ve idrarın vücuttan atıldığı erkek cinsel organı olan peniste oluşan nadir bir kanserdir. Penis kanserinin en yaygın türü skuamöz hücreli karsinom (derinin üst tabakasındaki düz hücrelerde başlayan kanser) olarak bilinir. Genellikle sünnet derisinin (penis başını kaplayan gevşek deri) üzerinde veya altında oluşur. Penis kanserinin belirtileri arasında yaralar veya diğer cilt değişiklikleri, akıntı ve kanama yer alır. İnsan papilloma virüsü (HPV), penis kanseri vakalarının yaklaşık üçte birine neden olur. Sünnet (sünnet derisinin alınması) HPV'nin önlenmesine ve penis kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Erken teşhis edildiğinde penis kanseri genellikle tedavi edilebilir.
Pankreas kanseri, pankreastaki hücrelerin büyümesi ile başlayan bir kanser türüdür. Pankreas midenin alt kısmının arkasında yer alır. Yiyecekleri sindirmeye yardımcı olan enzimleri ve kan şekerini yönetmeye yardımcı olan hormonları üretir. Pankreas kanserinin en sık görülen türü pankreas duktal adenokarsinomudur. Bu pankreas kanseri türü, sindirim enzimlerini pankreastan dışarı taşıyan kanalları kaplayan hücrelerde başlar. Pankreas kanseri nadiren tedavi şansının en yüksek olduğu erken evrelerinde bulunur. Bunun nedeni genellikle diğer organlara yayılana kadar semptomlara neden olmamasıdır. Sağlık ekibi tedavi planını oluştururken pankreas kanserinin boyutunu göz önünde bulundurur. Tedavi seçenekleri arasında ameliyat, kemoterapi, radyasyon terapisi veya bunların bir karışımı yer alabilir.
Kanser şüphesinin olduğu durumlarda tanı için başvurulan görüntüleme yöntemlerinden PET/CT, yapay zeka ile donatılırsa ne olur? İşte bu soruya cevap veren PET/CT Omni Legend, hızlı tarama, yüksek kalitede görüntüleme ve daha pek çok avantajıyla öne çıkan yenilikçi bir teknoloji sunuyor…
Pankreas kanseri, hem erkek hem de kadınlarda tüm kanser ölümlerine göre dördüncü sırada yer almaktadır. Pankreas karsinomunda, farklı genetik profillere sahip öncüler ayırt edilebilir (PanIN 1 - 3 ve IPMN = pankreasın intraduktal papiller-müsinöz neoplazisi). Pankreas kanserinin mikroskobik tanısı, tüm pankreas tümörlerinin sınıflandırılması çerçevesinde WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından yapılır. Aldığımız besinlerin en ufak moleküllere parçalanmasını sağlayan ve pankreas sıvısını salgılayan pankreas kanallarının hücrelerinden (pankreasın ekzokrin fonksiyonu) kaynaklanan tipi, pankreas kanserinin en sık görülen tipidir. Tümörler pankreasın üç bölümünde (baş, gövde ve kuyruk) gelişebilir. Tüm pankreas sıvısı salgılayan hücrelerden kaynaklı pankreas karsinomlarının yaklaşık yüzde 60-70'i pankreasın baş kısmında, yüzde 10-15'i gövde bölgesinde ve pankreasın kuyruğunda bulunur.
Tiroid kanseri, boynun ön kısmında yer alan ve vücutta hormon üretiminden sorumlu olan tiroid bezinde gelişen bir kanser türüdür. Tiroid bezi; metabolizma hızını, enerji üretimini ve büyümeyi düzenleyen önemli hormonlar salgılar. Tiroid kanseri, bu bezdeki hücrelerin anormal şekilde büyümesi ve kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla meydana gelir. Erken evrelerde fark edilmesi zor olsa da tiroid kanseri genellikle tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Meme kanseri, dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biridir ve erken tanı ile tedavi başarısı oldukça yüksektir. Meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkan bu hastalık, başlangıçta belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli taramalar, kendi kendine meme muayenesi ve farkındalık büyük önem taşır. Meme kanseri yalnızca kadınları değil, nadir de olsa erkekleri de etkileyebilir. Risk faktörlerini bilmek, erken belirtileri tanımak ve doğru zamanda doktora başvurmak, hastalığın seyrini belirleyen en önemli unsurlar arasındadır.
Tıp literatüründe lipom olarak geçen yağ bezesi, cilt altında yavaşça büyüyen ve genellikle iyi huylu olan yağ dokusu tümörüdür. Çoğu zaman zararsız olan bu kitleler, vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabilir. Yumuşak, hareketli bir doku yapısına sahiptir. Çoğunlukla ağrısız olan lipomlar, sağlık açısından ciddi bir risk oluşturmaz. Ancak, bazı durumlarda büyüklüğü veya konumu nedeniyle rahatsızlık verebilir ya da estetik kaygılara yol açabilir.
Lenfoma, bağışıklık sisteminin parçalarından biri olan lenfatik sistemden köken alan kanserleri anlatan genel bir terimdir. Lenfomalar; lenf bezi kanseri olarak bilinirler ancak organlarda da lenf bezini tutmadan hastalık ortaya çıkarabilir.
Meme kanserinin sık görülmesi, sıklığın giderek artması, erken evrede tedavi edilebilir olması ve erken evrede tanı koymanın günümüz koşullarında olanaklı olması meme kanserinde tarama yöntemlerinin önemini arttırmaktadır.
Yemek borusu kanseri, kişilerin beslenme sırasında aldıkları yiyecekleri boğazdan mideye taşıyan, uzun, kaslı tüp olan yemek borusunda görülen bir rahatsızlıktır. Genellikle kanser yayılıncaya kadar belirgin semptomlar görülmez ve kişiler rahatsızlığı fark etmez. En yaygın türleri skuamöz hücreli karsinom ve adenokarsinomdur. Skuamöz hücreli karsinom, özofagusun üst kısmında gelişirken, adenokarsinom genellikle alt kısımda oluşur. Belirtiler arasında yutma güçlüğü, ağrı, kilo kaybı, hazımsızlık ve özofagus tıkanıklığı yer alabilir. Risk faktörleri arasında kronik reflü hastalığı, obezite ve beslenme alışkanlıkları bulunmaktadır. Erken teşhis ile uzman doktorlar tarafından, ameliyat ve diğer tedavilerle başarılı bir şekilde müdahale edilebilir.
Beyin kanseri, beynin veya merkezi sinir sisteminin farklı bölgelerinde kontrolsüz şekilde çoğalan kötü huylu hücrelerin oluşturduğu tümörlerle karakterize ciddi bir hastalıktır. Bu tümörler, beyin dokusuna yayılır, sinir hücrelerinin iletişimini bozar ve beynin hayati fonksiyonlarını etkileyebilir. Beyin kanseri, beynin kendi hücrelerinden kaynaklandığında primer beyin tümörü, vücudun başka bir yerindeki kanserin beyne sıçramasıyla geliştiğinde ise metastatik beyin tümörü olarak adlandırılır.
Öne Çıkan Kanser Yazıları
- Böbrek Taşı Belirtileri Nelerdir? Böbrek Taşı Neden Olur?
- Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı (Endoskopik disk cerrahisi)
- Öksürüğe Ne İyi Gelir? Öksürüğü Ne Keser?
- Meme Kanseri Nedir? Meme Kanseri Neden Olur, Belirtileri ve Tedavisi
- Akciğer Kanseri Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi
- Lösemi (Kan Kanseri) Nedir? Lösemi Belirtileri Nelerdir?
- Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir? Evreleri ve Tedavisi
- Kemik Kanseri Nedir? Kemik Kanseri Belirtileri Nelerdir?
- Karaciğer Kanseri: Belirtileri, Teşhis & Tedavi Yöntemleri
- Pankreas Kanseri Nedir? Pankreas Kanseri Belirtileri Nelerdir?